21 Mayıs 2016 Cumartesi

6. Gün - Bosna Hersek (Sarajevo - Saraybosna)




Mostar'dan sonra Bosna Hersek'teki turumuza Başkent Saraybosna (Sarajevo) ile devam ediyoruz Gezimizin 6. ve 7. günlerini burada geçireceğiz. Saraybosna Avrupa'da Türklerin kurduğu en büyük şehir olma özelliği taşıyor. Bu bölgedeki ilk yerleşim kalıntıları tarih öncesi döneme kadar uzanmasına rağmen, modern şehrin ortaya çıkışı 1463 yılında Osmanlıların bu bölgede kurdukları hakimiyet ile başlıyor. Saraybosna ele geçirildikten hemen sonra bölgede büyük bayındırlık faaliyetleri başlıyor. Osmanlı şehirlerinin ortak özellikleri günümüzde hala Saraybosna'da görebilirsiniz.

Avrupa'nın çoğu başkentinde olduğu gibi burada da "free walking city tour" düzenleniyor. Moskova ve St. Petersburg'ta katılmıştık daha önce. Saraybosna'da da katılacağız. Bu şehirde yapılması gerekenlerin başında bana göre bu geliyor. Bu tur ile hem şehri tanımış oluyorsunuz, hem rehber aracılığı ile bilgilerinizi artırmış oluyorsunuz. Buradaki turu düzenleyen arkadaş Boşnak-Sırp Savaşı'nı yaşayan birisi. Yani o günlerin izlerini birinci ağızdan dinlenmiş oluyorsunuz.


Şehre girince sosyalist rejimden kalma savaşın izlerini taşıyan binalar ile yorgun tramvay hattı bize eşlik ediyor. Şehir dışarıdan içeriye doğru tarihsel yolculuğa götürüyor bizi. Girişte yeni şehir olarak bilinen yerler Yugoslavya dönemine ait. Bu binalarda sosyalist rejimin etkisini görmekteyiz. Panel bina denen bu toplu konutlar küçük metrekareye sahip ve görsel açıdan da çok zayıf görünümdeler. Biraz daha şehir merkezine doğru ilerledikçe mimari değişmeye başlıyor. Panel binalar yerini Avusturya - Macaristan İmparatorluğu hakimiyetinde inşa edilen yapılara bırakıyor. Barok mimariye yakın geniş binalar, geniş yollar karşımıza çıkıyor. Biraz daha merkeze doğru ilerliyoruz ve ahşap cumbalı evleri, dar sokakları ile Türk mimarisi kendini gösteriyor. Şehir merkezine doğru tarihi geri sarıyoruz.

Bu yapıların tek bir özelliği var hepsi savaşın şarapnel izlerini taşıyor. 1992-1995 yıllarında şehir Sırplar tarafından aralıksız bombalanmış. Belki şehir savaşı yaşanmaaış ama günlük ortalama 300 bomba yağmış bu şehre. İnsanlar yıllarca korku ve baskı içinde yaşam mücadelesi vermişler. Sokağa çıkıp özgürce dolaşamamışlar, öğrenciler okula gidememiş, çocuklar parklarda oynayamamış, istedikleri yemeği yiyememişler. Avrupa'nın yanı başında yıllarca çekilen bu acılara, yükselen feryatlara kulaklar tıkanmış.



Başçarşı, şehrin merkezi, Osmanlı zamanındaki ticaretin yapıldığı yer, yani şehrin kalbi. Bu çarşıda büyük bir cami var ve şehir bu caminin etrafında kurulmuş. Gerçi şehirdeki ilk cami nehrin öbür yakasında kalıyor ama sonradan buraya büyük bir cami inşa edilmiş. Bahsettiğimiz cami Gazi Hüsrev Bey Cami. Gazi Hüsrev Bey Bosna tarihinde önemli şahsiyetlerin başında geliyor. 15. yüzyılın başında sancak beyi olarak görev yapmış. Kanuni Sultan Süleyman ile birlikte Belgrad, Mohaç muhaberelerine katılmış. Sonrasında Saraybosna'ya sancak beyi olarak atanmış. Saraybosna fet edildikten sonra şehirde bayındırlık faaliyetlerine ağırlık verilmiş. Günümüzde han, hamam, çarşı, sebil gibi yapıları görmek mümkün. Yerleşim yerleri ise dağların tepelerinde. Burası hala önemini koruyan tipik bir Osmanlı şehri.




Yemeklere gelince köfte yine en başta geliyor. Cevapcici (Cevapi) diyorlar bu köfteye. Bunun yanında Bey çorbası, Tarhana Çorbası ve mantı da lezzetli yemeklerinden. Başçarşı'da yemekler bizim ağız tadımıza çok yakın. Nerede yemek yenir derseniz? Şehir turundaki rehberin verdiği haritada, yemek yenecek en güzel yerler sıralanmış. Hatta vejeteryanlar için önerilen yerler de var. Mesela Boşnak böreği 3 yerde çok güzel yapılıyor. Buraların konum bilgilerini de bu haritada bulabiliyorsunuz. Her yönden bu tura katılmayı ısrarla tavsiye ediyorum. 2-3 saatinizi mutlaka ayırın.




Özgürlüğe susamış insanların vakit geçirebileceği bir çok park bulunuyor Saraybosna'da. Biz de şehri turlarken bazılarında oturup mola veriyoruz. İşte onlardan biri. Burada Azra'nın dikkatini çeken bir çok şey var. İşte çiçekler. Her birini üşenmeyip tek tek kokluyor.



Şehir turumuza devam edelim. Saraybosna'nın sembollerinden İnat Kuca restoran. Buranın ismi Saraybosna'nın en inatçı kişisinden geliyor. Türkçe'de inat evi anlamına gelen bu yer, şehrin ortasında geçen ırmağın iki yakasının hikayesini anlatıyor. Irmağın karşı tarafında eski belediye binasının bulunduğu yerdeymiş aslında bu ev. İnatçı mülk sahibi belediye binası inşası için bulunduğu arazinin istimlak edildiğinde evini vermek istememiş ve uzun uğraşlar sonunda ırmağın karşısına aynısının inşa edilmesi ve yüklü miktarda para karşılığında ikna olabilmiş. İsmi işte bu inattan gelen restoran...



Başçarşı'da gezintimize devam ediyoruz.





Ferhadiye Caddesi’ndeki İsa’nın Kalbi Katedrali şehrin bir diğer sembolü. İnşası 1889 yılında tamamlanmış olan bir Katolik katedrali bu. Katedralin önündeki geniş alan, insanların randevulaşma ve buluşma noktalarından biri durumunda.









Aşağıdaki outdoor satranç oyunu bu şehirde çok ilgi görüyormuş. Biz de 3-5 kez önünden geçiyoruz. Her geçtiğimizde manzara aynıydı. Orta yaşın üzerindeki Boşnaklar aynı yaştaki seyirci karşısında birbirlerini mat etme gayretindeydiler. Aslında bu sahne bize mazinin izlerini anlatıyor. Şöyle ki; Bosna Hersek'de orta yaşlı insan sayısı çok az. 92-95 arasında yaşanan savaşta 312 bin kişi hayatını kaybetmiş ki bunların 200 bini Boşnak. Aradan yaklaşık 20 yıl geçti. Savaşta ölen bu gençler yaşasaydı şimdilerde 40-50 yaşlarında olacaklardı. 90'lardaki lke geneli nüfus 4 milyon olduğunu düşünürsek bu resmi daha iyi anlyabilirsiniz. Savaş zamanı aylarca sokağa çıkamayan Boşnakların tek eğlencesi satranç olmuş ve günümüzde de hala bu eğlence devam ediyor.


Sabah saat 10:30'da "walking tour" başlıyor. Biz de ekip içinde yerimizi alıyoruz. Yirmi dakika kadar rehberimiz Bosna Hersek tarihi ve Saraybosna ile ilgili bilgiler aktarıyor. Bosna Hersek'in etnisitesinden bahsettikten sonra inanç gruplarından bahsediyor. Üç dinin bir arada yaşadığını bir şehir olmuş Saraybosna. Avrupa'nın Kudüs'ü sayılan bu şehirde her dinin eserlerinden görmek mümkün. İşte en eski ve tek sinagog.


Bu sarı ve yeşil boyalı ev mimari yapısıyla tarih kokan bu şehirde sırıtıyor. Latin köprüsünün hemen karşısında yer alıyor ve aykırı mimarisi ve rengiyle tarihi dokuyu çirkinleştiriyor. Bina çirkin fakat kira fiyatları civar binalardan daha fazlaymış. Kimse balkona çıktığında ya da penceresini açtığında bu binayı görmek istemez. Bu yüzden karşısında hoş bir manzara olduğu için bu bina emsallerinden daha değerli






Hünkar Cami 1457’de İsa Bey tarafından Fatih Sultan Mehmet’e armağan olarak yapılmış. Yanında şehre ismini veren saray, bir köprü, kervansaray, han, hamam, değirmen, tekke ve dükkanlarla birlikte büyük bir kompleks halinde inşa edilmiş. Saraybosna'nın ilk camisi bu cami. Bugünkü halini 1566’da Kanuni Sultan Süleyman zamanında çeşitli eklemelerle almış. Sultan Abdülmecid zamanında kompleks yeniden inşa edildi, bir kütüphane ilave edilmiş.




Bu kilise de şehrin en eski kilisesi. Bunun ile birlikte üç dine ait en eski ibadethaneleri görmüş oluyoruz. 



Başçarşı'daki saat kulesi bir diğer sembol. Görenlerin bozuk ya da doğru zamanı gösteriyor diye düşündükleri aslında yanlış zamanı göstermeyen ilginç bir saat kulesi bu. Saat kulesi güneşin doğuşundan batışına kadarki vakti gösteriyor ki bu Mülümanlarca önemli. Özellikle Ramazan ayında oruç tutanlar iftarın ne zaman geldiğini bu saat sayesinde hesaplıyorlarmış.





Saraybosna'nın tam bir Türk şehir olduğundan bahsetmiştik. Bunun izlerini Başçarşı'daki Moriça Han'da da görüyoruz. Walking Tour'un son noktasında buradayız. Günümüzde restoran ve çeşitli dükkanlara ev sahipliği yapan bu bina geçmişte tüccarların konaklama yaptıkları yermiş. Günümüz hanlarının yani otellerin koridorları dar olup odalar geniş tutulurken Osmanlı zamanı bunun aksine koridorlar oldukça geniş odalar ise sadece yatmak için bir yatağın sığdığı kadar büyüklükte inşa ediliyormuş. Moriça Han da böyle. Bunun nedeni ise handaki koridorların, tüccarların buralarda oturup ürünlerini birbirine tanıtmaları ve ticaret yapmalarına imkan sağlaması içinmiş. Uyku vakti odalarına geçip uyumaları için odalar küçük dizayn ediliyormuş.
















Daha ayrıntılı ve uzun anlatılabilir Saraybosna. Biz biraz merak uyandırmak için tüm detayları yazmadık. Güzel vakit geçirebileceğiniz, tarih kokan bir şehir burası. Osmanlı tarihi meraklılarının ziyaret edeceği şehirlerin başında yer alıyor. Daha önce dediğim gibi buralar Anadolu'dan daha Osmanlı, daha çok eser var.

6. günümüz de Saraybosna'da turlayarak geçiyor. Yarın savaşın izlerine daha yakından şahit olacağız. Umut tüneline gideceğiz. Sonrasında şehitlik ziyaretimiz olacak.











0 comments :

Yorum Gönder

Comments