20 Mayıs 2016 Cuma

5. Gün - Bosna Hersek (Blagay, Mostar)




Gezimizin 5. gününde Bosna Hersek topraklarındayız. Aslında Hersek topraklarındayız desek daha doğru olacak. Çünkü ülke isminin Hersek kısmını bu coğrafyadan alıyor. Bosna Hersek'teki ilk durağımız Blagay Kasabası oluyor. Burası Mostar'a 5 kilometre mesafede küçük bir yerleşim yeri. Burayı önemli kılan ise su kaynağının bulunduğu mağaranın hemen yanına inşa edilmiş bir tekke.

Blagay'daki Alperenler Tekkesi adı verilen bu tekke Osmanlı miras listesinin başlarında geliyor. Tarihte önemli bir konuma sahip çünkü Boşnakların Müslümanlığa geçmesinde önemli bir rol oynamış. 15. yüzyılda Osmanlı bu topraklara geldiğinde İslam dinine ilgi duyan Boşnaklar akın akın Müslüman olmuşlar. Balkanlardaki ilk Bektaşi tekkesi olarak açılan bu tekkedeki, Osmanlı tarafından bölgeye gönderilen dervişlerin gösterdikleri hoşgörü ve hakkaniyet, karmaşa ve savaşlardan yorgun düşen bölge halkı tarafından sempatiyle karşılanmış. Bu barış ortamı yüzyıllarca devam etmiş ve bölge halkı Osmanlının hakimiyeti sayesinde huzur içinde yaşanmış.



Bu tekkenin dervişlerinden olan Sarı Saltuk'u da anlamak ve anlatmak gerekir. Sarı Saltuk ismi hepimize tanıdık geliyor. Anadolunun bir çok yerinde karşılaşıyoruz Sarı Saltuk türbeleri ile. Kendisi Balkanların Osmanlılar tarafından fethedilmesinden önce öncelikle Balkanlara seyahat ederek insanlara İslam'ı tebliğ eden bir derviş. Bu efsanevi şahsiyet kimliğini daha yaşarken elde ettiği biliniyor. Vasiyetinde öldükten sonra 12 tane tabut hazırlanmasını istemiş ve bu tabutlara dönemin yöneticileri tarafından sahip çıkılacağını ön görmüş. Saru Saltuk vefat ettikten sonra verdiği vasiyet yerine getirilmiş. Hazırlanan 12 tabut çeşitli yöneticiler tarafından teslim alınmış. Bu yüzden Anadolu ve Balkanların çeşitli yerlerinde Sarı Saltuk adına bir çok türbe bulunuyor. Blagay'daki de bu türbelerden bir tanesi. Daha sonra Sarı Saltuk'un hayatını anlatan Saltukname adlı eser hazırlanmış. Fatih Sultan Mehmed'in oğlu Şehzade Cem Sultan şehzadeliği esnasında hazırlatmış bu eseri. Biz de bu ve bunun gibi kıymetli zatlar içimizden eksik olmasın, her dönem daim olsun deyip, Allah'tan rahmet diliyoruz.
















Blagay'daki manevi havayı soluduktan sonra Mostar'a geçiyoruz. Şehir merkezine geldiğimizde bizi büyük bir kalabalık karşılıyor. Tabi bu kalabalık bizim için toplanmamış. Nedenini sorduğumuzda liselerin mezuniyet töreni olduğu öğreniyoruz. Park halindeki arabamız bu kalabalığın  içinde kaldığı için 1 saat kadar kalabalığın dağılmasını ve yolların açılmasını beklemek zorunda kalıyoruz. Polisler yollar kapalı olduğundan dolayı aracımızı çıkarmamıza izin vermiyorlar.




Şehir merkezindeki tüm yolları istila eden bu ilginç tören sonlandıktan sonra konaklama yapacağımız yere gidebiliyoruz. Burada 1 gece konaklayıp Saraybosna'ya gideceğiz. 


Otele yerleşip biraz dilendikten sonra Mostar turlamamız başlıyor. Bu şehirde çok fazla Osmanlı izine rastlamak mümkün. Bunlardan en önemlisi belki de şehrin hatta ülkenin sembolü haline gelen köprü, Mostar Köprüsü. Bu köprünün büyük bir trajik hikayesi var. Neretva Nehri üzerinde bulunan bu köprü Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilmiş. Nehrin iki yakasını bağlayan bu Osmanlı mirası 9 Kasım 1993'te Boşnak-Hırvat Savaşı sırasında acımasızca Hırvat güçleri tarafından yıkılmış. Bu yıkılış anını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz. Yaklaşık 450 yıl kullanılan köprü yıkıldıktan sonra Türkiyenin de desteği ile 2004 yılında yeniden inşa edilip hizmete açılmış.


Köprüye varmak için eski şehir kısmında Arnavut kaldırımlarından yürümek gerekiyor. Sağlı sollu dükkanların ve restoranların bulunduğu sokaklar bizi hem Osmanlı zamanına götürüyor, hem de binalardaki mermi izleri ve Boşnak-Hırvat savaşını anlatan hediyelik eşyalar yüzünden savaş dönemini hatırlıyoruz.





Kısa bir yürüyüşün ardından köprüye varıyoruz. Hepimizin televizyondan ya da internetten gördüğü köprüden atlayışlara canlı şahitlik yapmak isteyenler için hazır bir vatandaş bekliyor köprünün girişinde. Vakti zamanında genç kızlara güç gösterisi yapmak için delikanlı erkeklerin nehre atladığı bu köprüden şimdilerde aşağıdaki vatandaş atlıyor. Vatandaşın mesleği bu, gelen ziyaretçilerden para toplayıp köprüden atlamak. Biz orada olduğumuz süre içinde gözümüzü kendisinden ayırmıyoruz atlar mı diye ama o kadar turist arasından yeterli ücret çıkmıyor. Ben de bir kaç saatliğine delikanlı yönümü unuttuğum için ne bu deneyimi yaşıyoruz ne de her hangi bir atlayan görüyoruz.










Gece yağan sağanak yağmura aldırış etmeden yaptığımız gece turu ile Mostar'daki günümüzü sonlandırıyoruz. Yarın 100 kilometre uzaklıktaki Saraybosna'ya hareket edeceğiz. Maceramız orada devam edecek. Görüşmek üzere...

0 comments :

Yorum Gönder

Comments