27 Mart 2016 Pazar

Pergamon



Bugün Pergamon Krallığının başkentini turlayacağız. Tabi krallık derken 2000 küsur yıl öncesinin krallığından bahsediyorum. Anadolunun her köşesi başka başka medeniyetlere ev sahipliği yaptığı için tarih boyu türlü milletler bu topraklarda varlığını sürdürmüş. Yani medeniyetin beşiği diye boşuna denmemiş. Bergama'da bunu tekrar anlıyoruz.


Otelden çıkış yaptıktan sonra yola koyuluyoruz. İstikamet İzmir'in küçük ilçesi Bergama olacak. Öncesinde Ayvalık merkezde kısa bir şehir turu yapacağız. Otelden ayrılırken Azra'nın prenses koltuğunda verdiği son poz.


Bu gezimizde de kanguru bir numaralı yardımcımız oluyor. Azra 2-3 hafta önce 9 buçuk kiloydu. Şimdi biraz daha ağırlaşmıştır muhtemelen. Toplamda kangurunun kendi ağırlığıyla (900g) 10 kilonun üzerinde bir yük taşıyoruz kanguru ile. bu yüzden kanguru seçimine dikkat etmek lazım. Kangurunuz sırt destekli değil ise bir süre sonra omuzlarınız ağrıyıp taşıyamaz hale gelirsiniz.



Minti kızımız çok meraklı bir şey oldu. Öğrendiği ne varsa çevrede görür görmez gösteriyor. Her şey dikkatini çekiyor. Ben kendisine kameraya bakalım diyorum, o ise başka noktaya bakmaya ikna etmeye çalışıyor beni...



Ayvalıkta lor peyniri çok seviliyor. Cunda adasında önceki gün lor üzerine reçel döküp yemiştik. Burada ise lor tatlı olarak karşımıza çıkıyor. Kemal paşa tatlısına benzer görünümdeki lor tatlısının farkı peynirden yapılıyor olması. Bir diğer tatlı ise lor baklavası. Lor tatlısı fena değil fakat baklava olmamış bence. Ben çok hoşlanmadım.



Bergama'maya doğru Sarımsaklı'yı geçip yolumuza devam ediyoruz. Sahil yolu uzanan virajlı yollarda eşsiz plajları seyrederek ilerliyoruz. Ayvalık Bergama arası 75 kilometre. Saatlerin de 1 saat ileriye alınmasıyla öğleden sonra saat 1'i buluyor Bergama'ya ulaşmamız.


Pergamon, günümüzde Bergama merkezde kurulu olan antik şehrin ismi. Bergama da bu isimden geliyor zaten. İsadan önce 200'lü yıllarda krallığın başkenti olan Pergamon'dan o günlerden günümüze pek çok yapı ayakta kalmayı başarmış. Akrapol yani yukarı şehir kısmında bulunan tiyatro, saray ve tapınak gibi yapılar gün yüzüne çıkmış, alt kısımlardaki yerleşim yerleri ise hala toprak altında çıkarılmayı bekliyor. Bu haliyle bile büyük bir kaleyi andırıyor. Romalıların elinin değdiğini tiyatro ve tapınağa gelince fark ediyorsunuz. İnşaat işlerinde çok ileri bir medeniyet olan Romalılar burada da hünerlerini göstermiş.

Kentin koruyucusu Athena adına yapılan tapınak, Akropol'ün en önemli mekanıymış. Fakat Alman kazıcılar buradan çıkan birçok parçayı Berlin'e götürerek aslına uygun biçimde orada yeniden kurmuşlar. Hayretler içinde burada kalan temellere bakıyoruz. Yine Zeus sunağı da Almanya tarafından çalınan şaheserler arasında. Bunun temelleri de biz de kalmış. Saç değil ki bunlar kökü bizde diye teselli edelim kendimizi. Hırsız arkeologlar resmen yüzümüze gülüp arkadan iş çevirmişler, tarihi eserleri temellerinden keserek ülkelerine kaçırmışlar. Günümüzde Berlin'de Pergamon Müzesi adı altında çalıntı parçaları turistlere sergilemektedirler. Onlar bu devasa blokları götürürlerken biz neredeydik acaba? Bu sorunun cevabını bilmiyorum ama daha vahim bir durum olabilir.


Pergamon'da arkeolojik çalışma yapan Azra, 2000 yıllık devasa taş blokları inceliyor. Taşların arasından çıkan çeşitli otları ve çiçekleri keşfediyor. Bir saat kadar izin veriyoruz fakat o kadar seviyor ki onu buradan götürmek oldukça zor oluyor. 


















Teleferik de gelen ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Meraklı ziyaretçiler devasa antik kentte maalesef bir kaç sütun ile kalan temelleri görebiliyorlar. Ben burada yetkili olsam giriş kısmına Berlin istikametine doğru 2400 kilometre yazan bir tabela koyarım. Asılları oraya götürülmüştür diye de altına not düşerim. Artık onların mı ayıbı, antik kente sahip çıkamadığımız için bizim mi ayıbımız gelen ziyaretçiler karar verir?

Bergama turumuzu panoramik şehir turu yapıp, ardından buranın yöresel yemeği olan çığırtma ile tamamlıyoruz. Patlıcanlı, biberli domates salçalı fırınlanmış bir yemek. Yanında cacık ile servis ediliyor. Fırında piştiği için kızartmaya göre hafif bir yemek, evde de yapılabilir. Denemenizi tavsiye ederim. Artık ayrılma vakti geliyor. Bir turlamayı da böylelikle sonlandırıyoruz. Dolu dolu bir hafta sonu geçirdik diyebilirim. 1000 kilometre tekerlek döndürdük, haliyle biraz yorulduk ama deniz havası ve bol oksijen ile enerji depoladık. Yemekleriyle olsun, manzarasıyla olsun oldukça memnun kalıyoruz. Hafta sonları yapılabilecek aktivite listenize ekleyebilirsiniz. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere esen kalın.


0 comments :

Yorum Gönder

Comments