28 Mart 2016 Pazartesi

Dört Dörtlük




Uzun ince bir yoldayım dersin yol biter. Günler biter, aylar biter, yıllar biter. Şu demlikteki yorgunluk çayı ne iyi geldi dersin, bir kaç bardak içersin biter. Zamanı durduramazsın, ömür biter yaşlanırsın. Bir, iki, üç diye sayarsın geçen yılları, nefes biter, dünyan biter. Gündüz biter gece olur, kalem biter yazmaz olur. Gündüz karanlık çökmeden, kalemin mürekkebi kurumadan yazmazsan unutulur gider. Biz de anılar unutulmasın, dost meclisinde yapılan muhabbet baki kalsın diye zamanı burada donduruyoruz.

"Ben toprağın sinesinde insan denilen bir canım. Hem düşünür hem severim, budur taştan farklı yanım." diye uzanan mısralar bazısı için bir kaç kelimeden ibaret olsa da bazıları için derin anlam ifade eder, mazideki hoş sedaları hatırlatır. Bu mısralar canlar tarafından mırıldanıldığında tatlı bir yakarış akla gelir ve bu aslında iç boşaltmadır. Bağlama eşliğinde gönüllerden çıkan feryadı duyan olmasa da, o kalplere ferahlık çöker.

Bu ferahlığın ardından aşk dolu şu mısralar gelir. "Bilmesin o felek seni çok sevdiğimi. Duymasın kaderim seni istediğimi." Sevilir hem de çok sevilir fakat başkası için değil sadece onun için sevilir. Gösteriş sevilmez bu mecliste. Saklıdır her şey içeride kalır. Samimiyet vardır ki sevgiyi perçinleyen de budur. Kimse söyleyemez ama sevgi yürektendir, gönüldendir.

Bu sevginin içinde böbürlenme yoktur, sen ben yoktur. Benden öte vardır. Üste çıkmak yoktur. "Al beni vur yere parça parça et. İstersen sev beni istersen kahret." vardır. "Emrin olur güzelim boynum sana kıldan ince." vardır. "Sen de haklısın!" vardır. E bunlar varsa başka söze ne hacet.

"Olsa senin elinden, bil ki benim ölümüm, ne şikayet ederim nede üzülürüm." denmiştir. O kadar içten söylenmiştir ki bu mısralar dua niyetine geçmiştir adeta. Her bir cana birer canan nasip olmuştur. İyi niyetlerimizi bir kez daha dinlendirelim. "İşte sevgi işte aşk, dilediğince al senin olsun. Kır gönlünün zincirini, neşe mutluluk sar senin olsun."

Fasıl açıldı mı sürer girer. Ama istemeyerek de olsa bu yazıyı bitirmek zorundayım. Virgülle bitiriyorum cümlemi ki devamı gelsin diye. Bu yazımda resmin görünmeyen kısmını anlatmaya çalıştım. Resimlerden kimin kimle ne yaptığı açık ve seçik olduğu için bahsetme ihtiyacı duymadım. Devamı gelecek, (virgül)





3 comments :

fatih aksoy dedi ki...

Rabbim bana sizin gibi dostlar vermiş.Çok şükür.İyi ki varsınız...

Aziz Sarıgül dedi ki...

Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş
Sadanı hoş tut ölümsüz ol sen de.. demiş şair...

Sadası hoş gönül dostlarına selam olsun.

Anılar, hasretler, özlemler... Yazmaya kelam mı yeter kalem mi dayanır..

Aziz

mustafa yagcılar dedi ki...

Dördümüz birlikte hayırlı ve güzel muhabbetlerde buluşmak duasıyla...

Yorum Gönder

Comments