31 Ocak 2016 Pazar

İtadakimasu




Bu akşam misafirlerimizden bizlere Japon yemeği hazırlamalarını rica ettik. Onlar da sağolsunlar kırmadılar bizi ve Japonya'nın geleneksel lezzetlerinden 'takikomigohan' ile 'okonomiyaki' yaptılar. Bizde yemekler salçasız olmaz bilirsiniz. Onlarda da soya sossuz olmuyor. Soya sosu ya yemeğin içinde oluyor ya da soya sosuna banarak yiyorlar. Bence gayet güzel iki yemekti. Daha sonra kendimize de hazırlayabileceğimiz iki güzel tarif öğrendik. Emeği geçen herkesin eline sağlık...

Yemeklerin tariflerini vermeden önce 'itadakimasu' dan bahsetmek istiyorum. Bir çeşit teşekkür diyebiliriz buna. Yemekten önce ve sonra ellerin birleştirilip, hafifçe başın eğilmesi ile yapılıyor 'itadakimasu'. Japonlar gerçekten ince fikirli insanlar, bunu bu teşekkürü anlatarak bir kez daha teyit etmiş olalım. Neden mi? Yemek duası etme alışkanlığımız iyice azaldığı günümüzde, bizler yemekten kalktıktan sonra elinize sağlık, teşekkür ederiz deriz. Belki kalabalık sofralarda özellikle iftar sofraları gibi yemek duaları edilir. Bu alışkanlığımızı yitirmiş vaziyette iken Japonların her yemekten önce ve sonra yaptıkları teşekkür nesiller boyu devam ettirilmiş olması o toplumun ne kadar özüne bağlı olduğunu gösteriyor. Günümüzde de aynı ciddiyet ile bu şükran dilekleri devam ediyor. Bu işin bir yüzü. Diğer yüzü ise 'itadakimasu' nun anlamında. Basit bir teşekkür değil bu. Altını çok iyi doldurmuşlar. Altında derin anlamlar taşıyan çok kısa tek bir kelime. Yemeği hazırlayanın eline sağlık demek değil tam olarak. Yemeği hazırlayanın eline sağlık ayrıca yemeklik malzemeleri alanın da eline sağlık. Onu markete getirenin de, o ürünü yetiştirenin de eline sağlık. Yaratıcıya kadar kim varsa bu süreçte her birinin eline sağlık demek. Bu yüzden emeği geçen herkesin eline sağlık gibi çevrilebilir diye düşündüm. Bu gerçekten ince bir düşünce olduğu için ve top yekun bir kültürü yansıttığı için paylaşmak istedim.








Gelelim yemeklerin tariflerine. 'Takikomigohan' dan başlayalım. Bir çeşit pirinç pilavı. İçinde tavuk parçaları, soğan ve havuç bulunan bir pilav. Soya sosunu  unutmayalım. Pilav yapmayı yemeğe meraklı herkes bilir. Benzer şekilde yapılıyor daha az yağlı yapılıyor ki biraz lapa olsun. Lapa olmasındaki tek amaç ise yemesinin kolay olması. Bizdeki gibi tüm taneler ayrı olsa çubukla yemek saatler sürebilir. Bu yüzden biraz lapa seviyorlar pilavı. Ben çok iştahlı yedim. Tavuk parçaları çok yakışmıştı. Havuç ve soğan hafif tatlılık katmıştı. Soya sosunun tuzu ile hafif tatlı hafif tuzlu bir yemek oldu. Bu iki tadı bir arada sevenler bu pilavı severek yerler. Denemenizi tavsiye ederim.


Diğer yemek ise 'okonomiyaki'. İngilizlerin pancake dediği bizim krep dediğimiz yemek. Bunu da lahanadan yaptılar ve soya sosu ile servis ettiler. Ben bunu da çok beğendim. Yumurta ile unun içine ağza gelecek büyüklükte doğranmış lahanaları ilave ettiler. Karışımı iyice çırparak akışkan bir hale getirdiler. Hafif yağda krep yapar gibi kızarttılar. Gayet başarılı bir yemek oldu. Soya sosu dediğim gibi vazgeçilmezi Japon mutfağının. Bu yemekte de yemeğin içinde olmasa da yanında yerini aldı soya sosu.



 Aşağıdaki fotoğraflar yemekten sonra, 1 Japon, 1 Türk ve 1 Kazak'ın halleri...




Yemekten sonra gece çay keyfi ile devam ediyor. Misafirlerimize çay seremonisi sunuyoruz. Kendilerine çayın dünya üzerindeki serüvenini anlatıyorum. İşin membasından bahsediyorum. Gerçek çay muhabbeti yapıyoruz yani.





Abracadabra ile yasemin çiçeği açtırarak öğrendiğimiz trikleri bir sihirbaz edasıyla sunuyoruz. Şaşkın ve meraklı gözlerin oldukça ilgisini çeken bu final, çay muhabbetini yakışır cinste sonlandırıyor.



Koyu bir sohbetin ardından bu gece de böylelikle bitiyor. Yarın programda hamam deneyimi var. Arkadaşlarımız daha önce hiç Türk hamamına girmemişler. Hiç kese atan olmamış kendilerine. Şöyle göbek taşına yatırıp, güzel bir kese atacağım kendisine.



0 comments :

Yorum Gönder

Comments