17 Kasım 2015 Salı

Marrakeş




Masal gibi geçen Fas turumuzun artık son günlerini yaşıyoruz. Kraliyet şehirlerinden Meknes ve Fes, ardından Merzouga'daki Erg Çebi Çölü, sonrasında Fas'ın Hollywood şehri Verzazet, şimdi ise yine eski başkentlerden büyülü şehir Marrakeş'teyiz. Marrakeş aslında Meknes şehrinin büyütülmüş hali gibi. Meknes'teki medinenin 10 kat büyüğü burada var, gündüz pazar yeri, akşam eğlence merkezi olan meydanın Marrakeş'te çok daha büyüğü var. Turumuzun rotası bu şekilde yapmamızın nedenlerinden bir tanesi de buydu. Önce Marrakeş'i görseydik, Meknes küçük ve sıradan gelecekti, çok keyif alamayacaktık. Ayrıca önce Meknes'i görmemiz medine kültürüne alışmamızı sağlamış oldu, Marrakeş'in keşmekeşliğine hazırlık yapmış olduk.

Marrakeş'te 3 gece konaklayacağız. Verzazet'ten ayrıldıktan sonra, film stüdyoları, Ait Ben Haddou ve Tizi Tişka derken akşamı buluyor Marrakeş'e varmamız. Konaklama yapacağımız Riad yine büyük bir labirent olan medine surları içerisinde. Bir genç arkadaşımız bahşiş karşılığında bize yardımcı oluyor. Birken iki, ikiyken üç, riadın kapısından girerken tam dört kişi oluyorlar. Artık vereceğimiz bahşişi emek harcama sırasına göre paylaştırıyoruz. Akşam riadda yorgunluk çayı ikramından sonra biraz dinlenip, medineni ana caddesinde kısa bir tur atacağız.

Ertesi gün yine medinedeyiz, göreceğimiz yerler arasında medine sınırları içerisinde bulunan, Ben Yusuf Medresesi, Marrakeş Müzesi, Koutoubya Cami, Jemaa El Fnaa Meydanı, Bahya Sarayı bulunuyor. Bunlardan başka bahçeleri de ünlü Marrakeş'in, özellikle Majorelle Bahçesi. Burayı ayrı bir yazıda paylaşacağız. Bence Marrakeş'teki görülmesi gereken en önemli yer. Mutlaka ziyaret edin, görmeden gelmeyin derim. Sabahtan akşama kadar bol bol gezeceğiz. Akşam ise çok anlatılan Chez Ali Fantasia gösterisine gideceğiz. Bir sonraki gün ise programımızda küçük bir balıkçı şehri olan Essavira var.





İlk durağımız Marakeş müzesi. Eski bir saray olan bu bina 90'ların sonlarında müze olarak hizmet vermeye başlamış. Geleneksel seramik işçiliği müzenin her noktasında kendini hissettiriyor. Müzenin avlusu geometrik şekillerle bezenmiş. Etrafındaki odalar Fas'ın geleneksel ve modern sanat galerisi olarak kullanılıyor. Ayrıca iyi korunmuş eski kitaplar, Fas paraları ve kıyafetler bu odalarda sergileniyor. Hamam kısmında ise renkli tablolar duvarları süslüyor. Arap ver Berberi yaşam tarzının izlerini taşıyan Marrakeş Müzesi görülmeye değer yerler arasında. Müze içerisinde İngilizce hiç bir açıklamama olmaması, tüm metinlerin Fransızca ve Arapça olması derinlemesine gezmemize mani oluyor.







Müzeden çıkıp azıcık yürüdükten sonra Ben Yusuf Medresesi ile karşılaşıyoruz. Yine burası da Marrakeş'te kalabalık turist gruplar ile karşılaşacağınız meşhur yerlerden biri.


Azra sabah uykusunu kanguruda yapıyor. Uyuyunca ağırlaşıyor bizim minti kafa. 




Ben Yusuf Medresesi medrese olalı böyle buruşuk manzara görmemiştir. Hehe.


Medine sokaklarında kaybolmuyoruz bu kez. Booking.com'un reservasyon sonraki bize hediye ettiği uygulama sayesinde en ücra sokaklarda, en dar yollarda bile nerede olduğumuzu ve nereye gideceğimizi gösteriyor.



Açık kasaplar burada da var. Yerel halk tarafından böyle görüntüler normal karşılanıyor. 








Medine sokaklarında hoş görünümlü restoranlar da yok değil.






Bu terzi dikkatimi çekiyor önünden geçerken. İçeri de basit bir dikiş makinesi olmasına rağmen duvarlardaki modeller öyle demiyor. Ünlü bir defileden alıntı gibi duruyorlar.


Medine sokaklarındaki gezintimiz sonrası konakladığımız riada gelip biraz soluklanıyoruz. O da ne? Odamıza bir bebek yatağı gelmiş. Azra çıldırıyor sevincinden kendisi için bir şey yapıldı diye. İçinde bir oraya bir buraya zıplıyor. Çok büyük bir alan olmasa da ayakları üzerinde durması, emeklemesi gibi hareketleri özgürce yapıyor olması onu sevindiriyor. Gece de güzel bir uyku çekecek inşallah.


Medine dolaşmak farklı bir atmosfer solumak bir süre iyi geliyor. Ama keşmekeşliğin tam ortası olduğundan bir müddet sonra daral geliyor insana. Bize de daral geldiği sırada kendimizi renkli bahçelerde alacağız. Yürüme mesafesinde değil bu bahçeler, bu yüzden aracımızla gideceğiz. Aşağıdaki otoparkı gördünüz mü? Ortadaki bir araç nasıl çıkıyor, nasıl giriyor dersiniz? Araçları park ederken vitesler boşta, el freni de inmiş vaziyette park ediliyor. Anahtarı teslim etmiyoruz, haliyle araçlar kilitli. Sizin araba ortada bir yerdeyse ve çıkmak istediniz. Çözüm basit, önündeki veya arkasındaki araçları iterek çıkacak kadar alan açılıyor ve sizin aracı çıkarıyorlar. Güvenememiştik ilk etapta ama güvenilir kaynaklara danıştığımızda sorun olmayacağını düşündük. Eğer değnekçilere yakalanmadan otoparkın yan tarafına park etmeyi başarabilseniz Fas'ta artık gözünüzü açıldı, istenen seviyeye geldiniz demektir. Biz son gün gelebildik. :) İlk kez medine içinde otopark parası ödemedik.



Majorelle Bahçesi'ne gidiyoruz. Burası dünyanın hemen hemen her yerinden seçme ağaçların getirildiği ve rengarenk bezendiği bir bahçe. Bir sonraki yazımızda bu bahçeden ayrıntılı olarak bahsedeceğiz. Şimdi Menara bahçesindeyiz. Bu bahçe bir yapay gölet ve bunun etrafında meyve ve zeytin ağaçlarından oluşuyor. Yapay gölet bu ağaçların su ihtiyacını da karşılıyor. Göletin tam karşısında piramit çatılı küçük bir köşk var. Bu köşk 16. yüzyılda inşa ettirilmiş ve zamanın Fas sultanı tarafından bir süre yazlık olarak kullanılmış.



İşte o köşk, hava biraz sisli olduğu için gök yüzüyle tam ayırt edilemiyor, arka fonda Atlas dağları var.


Menara Bahçesinde gün batımı...



Bu akşamı Chez Ali Fantasi gösteri için ayırıyoruz. Fas'ta Chez kelimesini çok göreceksiniz. Fransızca bir kelime daha doğrusu yeri anlamında bir ek diyebilirim. Ali'nin Yeri'ne gideceğiz. Gitmeden yorumlara bakmıştım. Gösteri için öve öve bitiremeyen de vardı, turistleri kazıklamak için yapılan kalitesiz bir gösteri diyen de. Fas'a giden bir arkadaş Marrakeş'te mutlaka gidin demişti. Kararsız kaldık ve pişman olma pahasına gitmeye karar verdik.

Gösteriyi şöyle özetliyeyim. Gösteriyi izleyebilmek için 2 farklı bilet var. Biri akşam yemekli diğeri içecek ikramlı. Yemekli olan 600 dirhem yani 200 Türk Lirası, yemeksiz olan 150 dirhem, 50 Türk Lirası kişi başı fiyatlar böyle. Akşam 8:30 gibi kapılar açılıyor, gösteri ise 11'e doğru başlıyor ve yarım saat kadar sürüyor. Peki bu saate kadar ne mi yapıyor insanlar. Yemek yiyorlar, diğerleri de çay kahve içiyor. bu sırada Fas'ın farklı yerlerine ait halk çalgıcıları hünerlerini gösteriyor. Masa masa dolaşıp para topluyorlar. Zaten Fas'ta bu bahşiş olayından sıkılan biz bu işten hiç haz etmiyoruz. Gösteri ise rezalet ötesi, bu kadar beklediğimize değmeyecek cinsten. Yani kısacası, zaman kaybı. Bunun yerine Jemaa El Fnaa'da daha keyifli vakit geçirebilirsiniz.












0 comments :

Yorum Gönder

Comments