17 Ağustos 2015 Pazartesi

CS Misafirlerimiz - 2




Şenferah ailesi olarak ikinci couchsurfing misafirimizi ağırlıyoruz, daha doğrusu misafirlerimizi ağırlıyoruz. Çin yapımı, macera ruhlu gezgin Han Ji ve arkadaşı bir günlüğüne evimize misafir oluyorlar. Kendileriyle bilgi alışverişinde bulunup, gezi deneyimlerinden istifade edeceğiz. Uzun soluklu bir geziye çıkmışlar. Çin’den başlayan başlayan gezileri, İran, Ermenistan Gürcistan ile devam etmiş ve Hopa sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapmışlar. Ülkemizde, Trabzon, Erzurum, Mardin’i gezdikten sonra Kapadokya’yı turluyorlar. Ardından Ankara, Safranbolu, Eskişehir derken yol üzerinde bulunan Kütahya’ya uğruyorlar. Buradan, Pamukkale ve Lübnan’a uçmak için İstanbul’a gidecekler. Sonrasında Orta doğu, Afrika kıtası, Amerika kıtası, Avusturalya ve Taiwan, Malezya, Endonezya derken ülkelerine geri dönecekler. Yaklaşık 1 yıllık bir dünya turu. Gezi sonunda dünya üzerinde meşru olan 200’e yakın ülkeden hepsini olmasa da üçte birine yakınını ziyaret etmiş olacaklar.


Ülkemizde otostop çekerek gezmeyi tercih eden ikilinin ziyareti, akşam üstü yoldan geçen bir vatandaşın telefonunu ödünç kullanarak Kütahya’ya geldiklerini bize bildirmeleriyle başlıyor. Geçen haftadan haber vermişlerdi, müsait misin diye konuşmuştuk. Bugün geldiler işte. Boylarından büyük sırt çantalarıyla yol kenarında bekleyen misafirlerimizi almaya gidiyorum. Sadece 1 gece kalacakları ve ertesi gün de bizim çalışıyor olmamız nedeniyle sadece bu akşam vakit geçirebileceğiz. Programımız şöyle, Çin usulü bir yemek ile karnımızı doyuracağız, sonrasında şehir merkezinde biraz turlayıp eve döneceğiz.

Azra Hanım, gelen konuklarımızı çok sevdi, sürekli kendileriyle oynamak istiyor. Misafirlerimizin minyon, sevecen ve güler güzlü olmaları kendisine yakın hissettirdi belki de. Onlar da çok sevdiler, tüm akşam beraberdiler, kucaklarından inmedi.


2 aydır yollarda olan gezgin misafirlerimiz Çin malı soslarımı görünce afallıyorlar, gözlerine inanamıyorlar. Türkiye'de sıradan bir evde bir sürü Çin sosu ne alaka diye düşünüyorlar. Hatta kavanozdaki aşırı acı olan sos için en sevdiğimiz filan diyorlar. Biz de kendilerine mutfağımızı açıyoruz. Ve gönüllerince, ne canları istediyse hazırlamalarını söylüyoruz. Menümüzde Çin usulü makarna var, çorba makarna diyorlar biraz sulu olduğu için. Bir de patates kızartması var. 5-10 dakika soluklandıktan sonra kolları sıvayıp, başlıyoruz yemek yapmaya.


Çok teferruatlı bir yemek değil ama tarifi yine de kısaca vereyim. Domatesleri büyük büyük doğruyoruz ve bu domatesleri suyunu salması için ocağa alıyoruz. 



Bir yandan da kıymayı yoğuruyoruz, içine az biraz soya sosu, biraz o acı sostan ve küçük küçük doğranmış yeşil biber atıyoruz. İyice yoğurduktan sonra başka bir tava içerisinde kızartıyoruz.






Sonrasında domatesler ile kıymayı harmanlayarak makarnamız için sosu hazırlamış oluyoruz. Şimdi sıra Çin eriştelerinin haşlanmasında. 5-6 dakika yeterli oluyor bunun için. Yine Çinden aldığım eriştelerden kalan son paketlerimizi bu arkadaşların karınlarını doyurmak için tüketiyoruz. Tabi yemek yaparken sürekli bir şaşırma hali, evimde gibiyim, çok mutlu oldum gibi ifadelerde misafirlerimizin bu işten oldukça keyif almaları bizi de memnun ediyor. 


Erişteler de piştikten sonra erişteler ile sosu karıştırmak kalıyor. Hazırladığımız makarnayı 4 parçaya bölüştürüp sofraya alıyoruz.


Makarnanın yanında ince kıyılmış patatesler de kızartıldıktan sonra soframızda yer buluyor. Yemeklerin yanında bizdekine benzer bir şekilde ya pilav ya da patates kızartması yiyorlarmış.


İşte Çin usulü makarna ve patates kızartması. Çin yemeği yaptık tamam da neyle yiyeceğiz, çatal kaşıkla mı? Tabi ki hayır, özel kutusundaki chopsticklerimizi de çıkarıyoruz. Yani misafirlerimize tam anlamıyla memleket havası estiriyoruz. O çubuklarla sulu bir yemeği nasıl yediklerini anlatmak istemiyorum, her yörenin kültürel özellikleri farklı yadırgamıyorum ama biraz gürültülü oluyor.



Yemekten sonra hemen çıkıyoruz, hava karardı çok vaktimiz yok. Araçla panoramik şehir turu attıktan sonra, Kütahya Kalesi'nde şehir manzarası izliyoruz, sonra şehir merkezine tekrar iniyoruz. Cumhuriyet Caddesi'nde biraz yürüyüp yapıp, bir kafede oturuyoruz. Sohbet, muhabbet derken gece yarısı oluveriyor. Çin çayına ise midemizde yer kalmıyor, artık uyku vakti.

Hoş bir akşam geçirdik, biz gibi şen şakrak insanlardı. Çin yemeğinden sonra bizi unutmayacaklarını söylediler, bizim de anlatacağımız bir anımız olmuş oldu. Dediğim gibi çok vakit geçiremedik, belki biraz daha kalsalardı ya da hafta sonuna denk gelseydi, daha uzun sohbet eder, daha fazla aktivite yapabilirdik. Ama bizi görmeye gelmediler geçerken uğradılar. Dünya'da bizden başka Kütahya'dan başka görülmeye değer çok yer var değil mi? Yolcu yolunda gerek diyorlar ve ertesi sabah bizimle birlikte evden ayrılıyorlar. Biz işe gidiyoruz onlar ise çıktıları dünya turuna devam etmek üzere yollara koyuluyorlar. Ve böylelikle ikinci CS misafirlerimizi de mutlu bir şekilde uğurlamış oluyoruz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments