3 Haziran 2015 Çarşamba

Hamra - Beyrut




Lübnan etnik olarak tamamına yakını homojen olmasına rağmen dinsel olarak Hristiyanlar ile Müslümanlar ülkede birlikte yaşıyorlar. Lübnan iç savaşı da işte bu dinsel ayrılıktan dolayı çıkmış. İsrail devletinin kurulmasıyla Filistinli mülteciler Lübnan'daki Müslüman nüfusu artırmış ve dini çatışmaların fitili ateşlenmiş. Gruplar silahlanmış ve yıllarca birbirleriyle savaşmışlar. Hizbullah da iç savaş sırasında güney Lübnan'da kurulmuş, özellikle doğu Lübnan'da oldukça seviliyor, sözü geçmişken belirteyim. 1975'te başlayan iç savaş 1990 yılına kadar sürmüş. Günümüzde Müslüman nüfus yarıdan biraz fazla ve yönetim onların elinde bulunuyor. Lübnan tarihini azar azar gezi yazılarının aralarına serpiştireceğim. Şimdi Hamra'ya dönüş yapalım. Hamra bölgesi Beyrut'un batısında yer alan bir Müslüman mahallesi. Ayrıca Hamra Caddesi de Beyrut'un en önemli caddelerinin başında yer alıyor. Trafiğin tek yönlü aktığı caddede sağlı sollu bulunan mağazalar, restoranlar, kafeler ve hoteller, burasını bir cazibe merkezi haline getiriyor. 2 büyük üniversitenin ana kampüslerinin bu bölgede olması da bu mahalleyi hareketlendiren bir başka faktör.



Cadde boyunca bulunan restoranlar hem Lübnan yöresel mutfağını bizlere sunuyor, hem de uluslararası mutfakların lezzetlerini. İtalyan mutfağından Japon tatlarına kadar hemen hemen tüm mutfaklara ait restoran mevcut. Bizim tercihlerimiz tabi ki yöresel lezzetler. Tanıştığımız Lübnan yemeklerini ayrı bir yazıda ele alacağım için şu an üzerinde durmuyorum.


No Wi-Fi, talk to each other...


Büyük marketlerden en küçük mahalle bakkalına kadar tüm raflarda Türk markalarına rastlıyoruz. Bu durum güvendiğimiz ürünleri buralarda bulabildiğimiz için sevindiriyor bizi. Biraz atıştırmalık alıp arabamıza atıyoruz. 


Hamra Caddesinin ara sokaklarında ilginç kareler yakalıyoruz. İşte bunlardan bazıları. Türk Bayrağı tişörtü taşıyan bir genç...



Şehir hızlı bir dönüşüm halinde, savaşın izlerini taşıyan binalar bir bir yenileniyor. Bu yüzden Beyrut ve Lübnan'ı gezmenin vakti geçmek üzere. Böyle giderse 5-10 yıl sonra geçmişten izler bulmak samanlıkta iğne aramaya benzeyecek gibi duruyor. Alttaki apartmandaki dairelerin metre karelerine ve içerdikleri odalara yakından bakmanızı rica ediyorum. Ayrıca bunlar deniz manzaralı daireler. Fiyatları ne noktadadır bilemiyorum. Etrafta birilerini görsem soracaktım ama göremedim.




Ara sokaklara girdikçe bir çok cami karşımıza çıkıyor. İşte bunlardan bir tanesi...


Her gezimizde farklı deneyimler kazanıyoruz. Beyrut Havalimanı'na ayak bastık, aracımıza bindik, otele doğru yola koyulalım derken bir de baktık ki benim navigasyon Lübnan topraklarında bir işe yaramıyor. GPS'ten aldığı konum bilgileri sayesinde bulunduğumuz noktayı gösteriyor fakat yüklediğim Lübnan haritası açılmıyor. Gece saatin 3'ü Beyrut sokaklarında otel arıyoruz. Yollar, sokaklar bomboş, in cin yok. Bir taksicinin çat pat İngilizcesiyle anlayabildiğimiz kadarıyla gidiyoruz ama nereye gidiyoruz emin değiliz. Taksici "direct direct direct" diye tarif ediyor. Dümdüz gidiyoruz ama karşımıza otel motel çıkmıyor. Yolumuzu barikatlar, kum çuvallarından siper yapılmış askeri kontrol noktaları kesiyor. Ellerinde devasa kaleşnikof taşıyan nöbetçi askerler, bazen sorgu sualsiz geçit veriyor, bazen de kimlik kontrolü yapıyorlar. Lübnan'da kiralık araçların plakaları da yeşil olduğu için göze çarpıyor ve bu araçlar çoğunlukla durduruluyor. Bu kontrol olayına, her köşe başındaki askerlere ikinci gün alıştık ama gecenin bir yarısı bu durum bizi baya bir tırslattı. Diyeceğim odur ki; yanınıza gideceğiniz ilk durağı tarif eden bir harita çıktısı almanızda yarar var. Telefonunuz kaybolabilir, şarjı bitebilir, bozulabilir, yazılımsal sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Bizim yaşadığımız gibi kağıt üzerindeki haritaya ihtiyacınız olabilir. Yarım saati aşkın dolaşmamız bir polisin anlaşılır yol tarifiyle sona erdi. Otelin ismini uzaktan görünce bir şükür çektik. Aşağıdaki fotoğraf bu barikatlardan bir tanesi. Fotoğraf çekmeye de izin vermiyorlar hatta bir tanesinde çektiğimiz fotoğrafları, makinemizden sildirdiler. Uzaktan çekebildiğim sayılı fotoğraflardan birisi...


 Lübnan'nın sahilden iç kesimlere doğru gittikçe dağların arasında Bekaa Vadisi gibi verimli arazilere rastlıyorusunuz. Hamra sokakları bu bereketin ispatı niteliğinde.


Hamra yazımızı nargileyle bitiriyorum. Bizdeki çay tiryakiliğine benzer, bir Lübnanlının yemekten sonra hatta aralarda vazgeçilmezi nargile tüttürmek. Denizde güneşlenirken, Korniş'te gezerken nargile içene, hatta motor üzerine taşıdıkları nargileleri pazarlayan seyyar nargilecilere bile rastladık. Aşağıdaki fotoğraf ise nargiledeki son nokta...


Hamra yazımız burada bitiyor, bir sonraki yazımız yine Beyrut içinden olacak. İçten dışa doğru açılacağız. Görüşmek üzere, Allahaısmarladık.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments