20 Aralık 2015 Pazar

Senferah Guest House - Kahve Menüsü




Bir süredir yaptığımız çeşitli kahveleri bir menü haline getirip, gelen misafirlerimizi daha özel ağırlamak istedik. Capuccinodan , mochaccinoya, latteden affogatoya, Türk kahvesinden filtre kahveye hem sıcak hem soğuk 12 çeşit kahveden oluşan bir menü oluşturduk. Hepsi daha önceden tarafımızda hazırlanmış ve denenmiş kahveler. Menünün aralarına da kahvenin tarihçesinden kesitler koyduk. Kahve Arap yarımadasında, kahve Amerika'da gibi... Gelen misafirlerimiz kahvelerini yudumlarken kahve muhabbeti yapalım diye. Eee ne demişler bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı var.

19 Kasım 2015 Perşembe

Elveda Beyaz Ev, Elveda Fas!




Artık masal gibi geçen Fas turumuzdan uyanma vakti geldi. On günlük Fas turumuz bitti bitecek. Kazablanka yolundayız, buradan uçağa binip, 5 saatlik yolculuğun ardından İstanbul'dayız ve masalı bitireceğiz. Bu gezimiz keşke biraz daha sürse ya da tekrar anlat tekrar anlat dedirten bir masal gibi geçti. Her günü farklı bir heyecan, dolu dolu bir gezi oldu. Her şeyden öte kazasız belasız gidip geldik. Hamd ü senalar olsun. Şimdi kapanış yazımızı yaşadığımız ilklerle, edindiğimiz deneyimlerle ve unutulmayacaklar ile bitirelim.

Fas'ta Konaklama - Riad ve Kasbah




Fas gezimizin tüm konaklamasını Couchsurfing ile yapabilirdik. Ziyaret ettiğimiz hemen hemen tüm şehirlerde böyle bir imkanımız vardı. Çok kişi de davet etmişti. Biz ise hem Fas'ın meşhur olan riad ve kasbahlarını görmek istememizden hem de rahatlık açısından CS'yi tercih etmedik. CS ile tanıştığımız arkadaşlar ile dışarıda buluşup, vakit geçirdik. Bunu konaklama için alternatif sunmak için anlatıyorum.

Fas'ta Yeme İçme




Fas'ta kaldığımız on gün boyunca yeme içme konusunda edindiğimiz izlenim Fas mutfağının olmayışı oldu. Hatırlarsınız Lübnan gezimizde mutfaktan oldukça bahsetmiştik çünkü hem Akdeniz, hem Arap, hem Fransız mutfağının harmanlanmasıyla oluşturulmuş zengin menülerle karşılaşmıştık. Fas da Lübnan ile benzer bir geçmişe sahip olmasına rağmen yeme içme konusunda epeyce geride kalmış. On gün boyunca ne yedik derseniz, tajin, kuskus ve şiş kebap. Bu 3 yemeğin dışında menülerde bir şey karşımıza çıkmadı.

18 Kasım 2015 Çarşamba

Atlas Kıyılarında Küçük Bir Balıkçı Şehri - Essouaria




Fas'ın en batısında Atlas Okyanusu kıyılarında yer alan küçük bir şehir Essavira. Gezimizin son gününe kadar nasıl telaffuz edildiğini bilemediğimiz şehir. Berberi dilinde Amagdul olarak biliniyor, ecnebiler ise Magador diyor buraya. Şehre girerken  yolun sağı solu kilometrelerce argan ağaçlarıyla bezeli. Benim gibi saçlarınız seyrekse argan yağını muhtemelen duymuşsunuzdur. Oldukça değerli bir yağ, ağaçlarının meyvelerindeki çekirdekten damıtılarak çıkartılıyor, kozmetik ve eczacılıkta kullanılıyor. Argan ağaçlarını geçtikten sonra okyanus kokulu şehir uzaktan görülmeye başlıyor.

17 Kasım 2015 Salı

Jemaa El Fnaa




Jemaa El Fnaa, Marrakeş'in kalbi. Gündüz pazar yeri olan bu meydan akşam büyük bir eğlence merkezine dönüşüyor. Turistlerin ilgisini çekse de, buradaki hayat turistlere yönelik değil. Fas'a özgü eğlence anlayışını yansıtıyor. Neler mi var bu meydanda? Neler yok ki? Yeme-içmeden tutun, maymun gösterilerine, yılan gösterilerinden konserlere kadar çok çeşitli etkinliklerin merkezi burası.

Renk Cümbüşü Majorelle Bahçesi




Marrakeş'te mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor Majorelle Bahçesi. Medinenin keşmekeşinden sıkıldığımız bir vakitte geliyoruz bu renk cümbüşü bahçeye. İçeriye girer girmez büyülü atmosferi ile içimize bir ferahlık doluyor. İçeride sizi dünyanın farklı coğrafyalarından gelen bitkiler karşılıyor. 

Marrakeş




Masal gibi geçen Fas turumuzun artık son günlerini yaşıyoruz. Kraliyet şehirlerinden Meknes ve Fes, ardından Merzouga'daki Erg Çebi Çölü, sonrasında Fas'ın Hollywood şehri Verzazet, şimdi ise yine eski başkentlerden büyülü şehir Marrakeş'teyiz. Marrakeş aslında Meknes şehrinin büyütülmüş hali gibi. Meknes'teki medinenin 10 kat büyüğü burada var, gündüz pazar yeri, akşam eğlence merkezi olan meydanın Marrakeş'te çok daha büyüğü var. Turumuzun rotası bu şekilde yapmamızın nedenlerinden bir tanesi de buydu. Önce Marrakeş'i görseydik, Meknes küçük ve sıradan gelecekti, çok keyif alamayacaktık. Ayrıca önce Meknes'i görmemiz medine kültürüne alışmamızı sağlamış oldu, Marrakeş'in keşmekeşliğine hazırlık yapmış olduk.

16 Kasım 2015 Pazartesi

Tizi Tiçka Geçidi




Tizi Tiçka, Marrakeş'in geniş düzlüklerini Sahra ile ayıran zorlu geçit. Yolun zirve noktası denizden 2260 metre yükseklikte. Tabi Atlas dağlarının en yüksek noktası daha yüksekte kalıyor. Virajlı ve dar yollarda hızlı ilerleyemiyoruz. Ortalama hızımız saatte 30 kilometre, yolların virajlı ve engebeli olduğundan dolayı daha hızlı gitmek pek mümkün değil, mümkün olsa dahi tek şerit yolda kamyonların arkasında konvoy halinde gidiliyor.

Ait Ben Haddou




Artık Fas turumuzun son yorucu yolculuğu. Verzazet ile Marrakeş arası Atlas dağlarının aşılması zor en güç güzergahı. Bugün 200 kilometrelik bu yolu aşıp, akşam Marrakeş'e ulaşmayı planlıyoruz. Atlas Stüdyo'larından ayrıldıktan sonra yol üzerinde Todga ve Dades'te gördüğümüz çamurdan kasbahlar Ait Ben Haddou'da da karşımıza çıkıyor. Burayı meşhur yapan ise burada çekilen filmler. Lawrence Of Arabia, The Mummy ve Gladiator burada çekilen filmlerin en meşhurlarından. 

Film Gibi Verzazet




Verzazet'e 5 kilometre uzaklıkta düz araziye kurulan film Atlas Film Stüdyosu dünyanın en büyük açık hava stüdyosu olarak kabul ediliyor. 30 bin metre karelik çöl arazisine kurulan bir çok filmin çekildiği dev bir stüdyo burası. Giriş kısmında ise bazı filmlerin setleri hala kurulu vaziyette ziyaretçileri bekliyor. Biz de Marrakeş'e giderken yol üzerindeki bu film stüdyosuna sokuluyoruz. Girişte rehber eşliğinde gezdiriyorlar. Bu stüdyoda çekilen meşhur filmlerden bahsediyor, çekildikleri setleri gösteriyor. sürekli bilgi veriyor. İçeride hiç bir şeyin gerçek olmadığını fakat aslından farksız yapıldığını görüyorsunuz. İnsanı etkileyen de burası aslında.

Verzazet (Ouarzazate)




Masal gibi Fas turumuzda bugün Verzazet'teyiz. Dün gece panoramik turladığımız şehir merkezini sabahtan gezeceğiz. Bir kaç görülmesi gereken yer var. Bunlardan bir tanesi şehir merkezindeki Taourirt Kasbah. Hemen yanında küçük hamam ve kasbahın mutfağı yer alıyor. Burayı da aynı biletle gezebiliyorsunuz. Kasbah ile giriş kapıları farklı yerden olduğu görevlilerin yönlendirmeleri olmazsa biz es geçecektik.

15 Kasım 2015 Pazar

Dades




Todga Kanyonu büyüsünden henüz kurtulmamışken bir başka kanyon ile karşı karşıyayız. Dades'ten bahsediyorum evet. Aynı şekilde Atlas Dağları arasında uzanan ırmak, namı değer Dades Nehri, küçük köyler ve meyve ağaçları. Benzer konsept burada da karşımızda. Dades'ten yönümüzü kuzeye çevirip, kıvrımlı yollardan ilerleyerek ulaşılıyor bu kanyona. Todga bizi epey doyurmuş olacak ki gözümüz artık başka kanyon görmez oluyor. Yollar kıvrımlaşmaya başlayınca da farklı bir manzara görebileceğimizi düşünmeyerek daha fazla gitmiyoruz. Geri dönüp Verzazet'e kadar non-stop gaza basıyoruz.

Todga Kanyonu - Bu Ne Güzellik!




Çöl macerasından sonra artık gezimizin yarısını tamamlamış bulunuyoruz. Bundan sonraki programımızda Verzazet (Ourzazatte), eski başkentlerden Marrakeş ve küçük bir sahil şehri Essaouria var. Çöl masalından uyanıp, normal hayata geri dönmek kolay olmuyor. Öyle bir havaya girmişim ki bendeniz üzerimdeki çöl rengi mavi kaftandan kurtulamıyorum. Sabah akşam üzerimde, güneşte dolaşacağımız vakitler başımı da yapıyorum. Beni artık buraların yerlisi zannetmeye başlıyorlar. Arapça bilmediğimi söylediğimde şaşıran insanlar, bir Berberi görünce dönüp selam verenler gerçekten özdeşleştiğimi gösteriyor. Ben ise güzel karım ve minti kızım ile eğlenmeye bakıyorum.

14 Kasım 2015 Cumartesi

Bir Çöl Masalı




Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develere binmişken, Oğuz Han Berberi olmuşken, ben Azra'nın beşiğini tıngır mıngır sallarken...
Zamanın birinde Şenferah ailesi, uzak uzak diyarlardan birine, İslam dünyasının taa bir ucuna, Fas'a gitmeye karar vermişler. Dünyalar güzeli minik prensesleri Azra Sultan'ı da alıp yollara düşmüşler, e buralara gelmişken yolumuz çöllere de düşmeden olmaz demişler ve soluğu Sahra'da almışlar.

Bir Berberi Köyü - Hassi Labied




Sabah balkona çıktığımızda gece pırıl pırıl ışıldayan yıldızlarla süslü gökyüzü manzarasının, yerini eşsiz çöl manzarasına bıraktığını görüyoruz. Artık çöle çok yakınız. 100 metre ötede kum tepeleri karşımızda duruyor. Bugün karşıdan gördüğümüz kum tepelerini aşıp çölün ortasında kamp kuracağız. Böyle bir macera bekliyor bizi. Öncesinde Merzouga çevresindeki Berberi köylerinde vakit geçireceğiz. Akşam üstü de Hassan'ın develerinden iki tanesini hazırlayıp, çöle doğru yola koyulacağız.

Çöl Kralı Hasan'a Misafir Oluyoruz




Biz gezilerimizde yerel insanlarla kaynaşmayı seviyoruz. Yaşadıkları hayat tarzlarını yakından inceleme imkanımız oluyor ve çok şey öğreniyoruz kendilerinden. Mesela Hassan hiç okula gitmemiş. Ailesi sürekli göçebe bir hayat sürüyormuş. Çölde, dağlarda neresi uygun ise orası onların eviymiş. Okuma imkanı olmamış haliyle. Fakat Hasan kendini oldukça geliştirmiş. Arapça, Fransızca ve Berbericeyi saymazsak 3 dil daha öğrenmiş, İngilizce, İspanyolca ve biraz İtalyanca. Eğitim almamış biri için 3'ü ana dili gibi 6 dil büyük bir başarı bence.

13 Kasım 2015 Cuma

Çöle Doğru Yolculuk




Fes turumuzun ardından istikamet Fas'ın Cezayir sınırında bulunan Erg Çebi çölü. Merzouga şehrine yakın bir çöl burası. Sonraki yazılarımızda ayrıntılı bilgi vereceğiz. Sabah kargodan aldığımız ceketin ceplerini kontrol ettikten sonra arabanın ruhsatına ve diğer dökümanlara kavuşmak bizi nasıl mutlu ediyor anlatamam. Sabahki yaşadığımız bu mutluluk ile yola koyuluyoruz. Ifrane'ye uğradıktan sonra sırasıyla Azrou, Midelt, Erraşit, Erfoud'tan geçeceğiz ve son durak Merzouga olacak. Yaklaşık 500 kilometrelik bir güzergah bizi bekliyor. Akşam saatlerinde inşallah geceyi geçireceğimiz çöl manzaralı kasbaha varacağız. İşte, Fas gezimizde bir günde en fazla yol kat ettiğimiz güzergah, Fes - Merzouga arası.

Güzergahtaki şehir merkezlerinde yemek için mola verebilirsiniz. Yol üzerinde küçük restoranlar da bulabilirsiniz. Biz öğle yemeğini Midelt'te yemeği tercih ediyoruz. Güzergahın tam ortasında kalmış oluyor Midelt. Orada güzel tajin yapan bir restoran var. Ana yol üzerinde Burada hem soluklanıyoruz hem karnımızı doyuruyoruz. 1 saatlik moladan sonra yolumuza devam edeceğiz.

Fas'ta Bir Avrupa Şehri - Ifrane



Bu yazımızda 10 günlük yaşadığımız masalsı Fas turumuzdan bir başka sayfa açacağız. Bu sayfada Fes'ten ayrılıp çöle giderken uğradığımız bir şehir olacak. Paylaşacağımız fotoğraflara baktığınızda, Fas'ta çekildikleri belirtilmeseydi, sanki batı Avrupa'daki küçük bir şehirden çekilmiş zannedebilirdiniz.

12 Kasım 2015 Perşembe

Fes Champs Elysees - Hassan II Bulvarı




Eski şehir görmekten bir süre sonra fenalık geliyor insana. O curcuna ve sıkışıklık içinde yeter be diyebiliyorsunuz. Biraz normal bir yaşantı görmenin zamanı geldi de geçiyor bile. Dar sokaklardan geniş caddelere, yük taşıyan mutsuz eşeklerden, günümüz arabalarına, dumanı tüten sokak kebapçılarından daha hijyenik restoran ve kafelere, insan içini ürperten karanlık alanlardan aydınlık ve geniş meydanlara geçiş yapacağız. Çağ atlayacağız da denebilir. Gerçekten bu iki dünya arasında yıllar var. Biri çok geriden gelirken, bu modern hayata yetişme gayreti de göstermiyor. Ben böyle iyiyim, bana dokunmayın der gibi. Diğeri ise gelişime ve yeniliğe açık günümüz dünyasının felsefesini solumuş gibi. Biz de bu akşam kendimizi Fes'in eski medineden sonra bir diğer yüzü olan modern medineye atıyoruz. En işlek cadde olan Hassan II Bulvarı'nda vakit geçireceğiz, yani Fes'in Şanzelize'sinde

Fes En Eski Tabakhane




Fes'teki en renkli zamanlarımızı rengarenk deri satan dükkanların arasından geçerek ulaştığımız tabakhane bölgesinde yaşıyoruz. Deri dükkanları cıvıl cıvıl bizdeki gibi hakim renk kahverengi ve siyah tonları değil. Eğlenceli renkler ağırlıkta, sarı mavi kırmızı ağırlıkta. Bu durum insanın içini açsa da moda olarak biraz old fasion geliyor bize. Bu yüzden bir ikisine girdikten sonra diğerlerine bakmıyoruz bile. Bizim en çok merak ettiğimiz ise işin vitrin tarafından çok mutfak tarafı. Bu derileri hayvan postundan nasıl ve hangi koşullarda mamul haline getiriyorlar? Fas'a giden arkadaşlardan ve internetteki fotoğraflardan sonra canlı gözlerle görmek ve o atmosferi solumak, iyice merak ettiğimiz tabakhaneye gitmek için bir mağazanın teras katına çıkıyoruz.

Fes El Bali




Gezimizin 3. gününde yine kraliyet şehirlerinden olan eski başkent Fes'teyiz. 1925 yılına kadar başkentlik yapmış, Fas Sultanlığı'na. Osmanlı Berberi ülkelerini başkentleri ile bilirmiş, bu yüzden tüm dünya Morocco derken biz Fas diyoruz. Tunus, Cezayir'de olduğu gibi ülkeler başkentleriyle adlandırılıyor. Ülkenin Kazablanka'dan sonra 2. büyük kenti Fes. Ayrıca araç girişine kapalı en büyük yaşayan şehir (156 bin nüfusa sahip) olarak da dünya rekorunu elinde tutuyor. Biz de haritamızı kapatıp, Fes'teki eski medinenin sokaklarında kaybolmaya hazırlanıyoruz.

11 Kasım 2015 Çarşamba

Volubilis Gün Batımı





Meknes turumuzu sonlandırdıktan sonra güneşi batırmak için Volubilis antik kentindeyiz. Yıllara meydan okuyan sütunlar güneşin ışıklarıyla kızıl renge bürünüyor. Biz de bunun keyfini sürüyoruz. Yaklaşık 45 dakikamızı bu antik kente harcadıktan sonra Wadie'yi şehir merkezine bırakıyoruz. Yolcu yolunda gerek, 60 kilometre uzaklıkta yine bir kraliyet şehri olan Fez'e doğru yola çıkıyoruz.

Zeytin Gözlü Şehir Meknes




Gezimizin 2. gününde Fas'ın kraliyet şehirlerinden biri olan Meknes'i ziyaret edeceğiz. 17. yüzyılda Molla İsmail döneminde burası başkent imiş, kraliyet sıfatı oradan geliyor. Akşam Kazablanka'dan ayrıldıktan sonra 230 kilometre mesafe tekerlek döndürmemiz gerekecek. Yol üzerindeki Muhammet V moselesini ziyaret ettikten sonra, Rabat ile Sale kentlerini birbirinden ayıran ve Atlas Okyanusu'na dökülen Regreg ırmağını geçip, Meknes'e doğru yola devam ediyoruz. Rabat gezimizi iptal ettiğimiz için bu ırmağın kıyısına kurulmuş Udayas kasbahını es geçiyoruz. Akşam saat 11 gibi Meknes'teyiz. Konaklamayı buradaki bir riadta yapacağız.

10 Kasım 2015 Salı

Hicham Kanka ile Beach House



Bu yazımızı bizi Kazablanka'da ağırlayan sevgili arkadaşım Hicham'a ayırıyorum. Kendisi ile üniversite yıllarında tanıştık ve çok birlikteliğimiz oldu. Çok yeyip içtik. 5 yıl kadar oldu, Kütahya'ya ziyarete gelmişti. Biz de Fas turumuzda kendisini görüp hasbi hal edelim istedik. Sağ olsun evinin kapılarını bizlere açtı. Ertesi gün Kazablanka'yı gezdirdi. Çok hoş vakit geçirdik. Çok ısrar etmesine rağmen daha görecek çok yerimiz olduğu ve yaptığımız planı bozmamak için ziyaretimizi uzatmadık. Şenferah ailesi olarak kendisine bu hoş karşılama için tekrar teşekkür ediyoruz.

Merhaba Fas, Merhaba Beyaz Ev (Casablanca)




Fas'ın en büyük şehri Türkçesi beyaz ev anlamına gelen Kazablanka'dan merhaba diyoruz. Akşam saatlerinde uçağımız Muhammet V Havalimanı'na iniyor, pasaport kontrollerini ardından aracımıza atlayıp, Hicham ile buluşmak üzere şehir merkezine gidiyoruz. Fas'taki ilk günümüz böylelikle başlıyor.

4 Ekim 2015 Pazar

Asparagus - Kuşkonmaz




Kuşkonmazlı bir akşam yemeği. Hollandez sos çok yakışıyor.

3 Ekim 2015 Cumartesi

Ev yapımı pide ve pizza




14 Eylül 2015 Pazartesi

Sebze Çorbası




Akşam yemekleri güzel ve hoş kokulu çorbayla başlar...

17 Ağustos 2015 Pazartesi

CS Misafirlerimiz - 2




Şenferah ailesi olarak ikinci couchsurfing misafirimizi ağırlıyoruz, daha doğrusu misafirlerimizi ağırlıyoruz. Çin yapımı, macera ruhlu gezgin Han Ji ve arkadaşı bir günlüğüne evimize misafir oluyorlar. Kendileriyle bilgi alışverişinde bulunup, gezi deneyimlerinden istifade edeceğiz. Uzun soluklu bir geziye çıkmışlar. Çin’den başlayan başlayan gezileri, İran, Ermenistan Gürcistan ile devam etmiş ve Hopa sınır kapısından Türkiye’ye giriş yapmışlar. Ülkemizde, Trabzon, Erzurum, Mardin’i gezdikten sonra Kapadokya’yı turluyorlar. Ardından Ankara, Safranbolu, Eskişehir derken yol üzerinde bulunan Kütahya’ya uğruyorlar. Buradan, Pamukkale ve Lübnan’a uçmak için İstanbul’a gidecekler. Sonrasında Orta doğu, Afrika kıtası, Amerika kıtası, Avusturalya ve Taiwan, Malezya, Endonezya derken ülkelerine geri dönecekler. Yaklaşık 1 yıllık bir dünya turu. Gezi sonunda dünya üzerinde meşru olan 200’e yakın ülkeden hepsini olmasa da üçte birine yakınını ziyaret etmiş olacaklar.

15 Ağustos 2015 Cumartesi

Yağmur Altında Piknik




Hafta sonu hava durumuna aldırış etmeden Gölcük Yaylası'nda piknikteyiz. Yarım saatte bir yağan yağmur sonrası güneş açıyor, tekrar gök gürültülü sağanak yağış, ardından yine güneş. Bu gün hava böyle enteresan bir halde çok kararsız davranıyor. Ne yağmurdan vazgeçiyor, ne de güneşten. Biz ise azmediyoruz, şartlar ne olursa olsun piknik yapacağız.

8 Ağustos 2015 Cumartesi

Yılın İlk Pikniği




Bu sene Haziran'ın sonlarına dek yaz gelmedi, rüzgar dinmedi, kara bulutlar hiç eksik olmadı gökyüzünden. Sonrasında Ramazan ayı başladı ve bayram derken Temmuz ayı da bitti. Ta Ağustos ayını buldu bu yılki ilk pikniğimiz.

4 Ağustos 2015 Salı

Divergent




Azra doğdu doğalı hayatımızın en duygusal, en komik, en maceralı ve en aksiyon dolu filmini izliyorduk zaten. Tek eksiğimiz biraz bilim kurgu ve korkuydu. Kızımız doğumu, eve taşınma, tatil ve Gülsüm'ün işe başlaması derken pek film izlemeye vaktimiz olmamıştı. Eski düzenimize yeni yeni dönerken bu alışkanlığımızı da canlandıralım istedik. Açılışı güzel bir bilim kurgu ile yapalım dedik.

2 Ağustos 2015 Pazar

Kara Fırın Alabalık




Hafta sonu Bursa dönüşü Bozüyük'ün yakınında hizmet veren Kara Fırın Alabalık Tesisi'ndeyiz. Daha önce kahvaltıya geldiğimiz tesisin bu kez balıklarını tadacağız. Eleştiriyle başlamak istiyorum bu yazıma. Önceki geldiğimizde öve öve bitiremediğimiz tesis, bu kez tam anlamıyla sınıfta kalıyor. Sebebi ise mekanı saran sinekler. İnsanı aşırı derecede rahatsız eden bu sinek istilasına karşı hiç bir önlem alınmamış olması, daha önce tavsiye ettiğimiz bu tesisin koca bir eksi yazıyor hanesine. Sinek istilası diyorum çünkü, Gülsüm'le sırayla yiyebildik yemeği. Ben ellerimle sinek kovarken O yedi, O kovarken de ben. Oflaya puflaya yemek bitse de gitsek diye söylendik durduk.

19 Temmuz 2015 Pazar

Bayram Şekeri




Minti kızımız bugün itibariyle 5 aylık oldu, bir yetişkine göre çok hızlı büyüyor haliyle fakat hala sıfır nokta yaşlarda. 5 aydır hayatımızda, biz nereye o oraya. Bizdeki hareketli yaşantı hoşuna gitti olsa gerek, bize ayak uydurmak için eller kollar sürekli hareketli, kıpır kıpır. Ben gitmem, ben yapmam diye mızıklamıyor maşallah, gece 3'te sahur yapmaya Simit Sarayı'na bile geliyor bizimle.

10 Haziran 2015 Çarşamba

Lübnan Yemekleri




Lübnan gezi yazılarımızın en lezzetli kısmına başlıyoruz. İştah açıcı Lübnan yemeklerinden bahsedeceğiz. Lübnan'da ne yediniz diye soranlara zahter, bulgur, nohut ve çeşitli mezeler yedik diyebilirim. Beğendiniz mi diyenlere de tatları da damağımızda kaldı derim. Lübnan mutfağının biraz Doğu, biraz Akdeniz, biraz da Arap esintileri taşıdığı söylenir. Doğrudur. Doğudan bulgur ve acı baharatları almış, bir çok yemeğin ana maddesi bulgur, tabule ve kibbede olduğu gibi. Akdeniz'den deniz ürünleri ve zeytinyağlıları almış. Yemeklerin sunumu ve servis edilmesi de Araplara özgü, ekmek olarak kubiz denilen lavaşlar her sofrada yerini buluyor.

9 Haziran 2015 Salı

Lübnan Sahilleri




Hafta sonu yapacağımız Bekaa Vadisinde bulunan Baalbek ziyaretimizi Couchsurfing  ile yapacaktık. Fakat termin aldığımız arkadaşın yakını hastaneye kaldırıldığı için Pazartesi'ye ertelemek durumunda kalıyoruz. Buranın Hizbullah'ın kontrolünde olduğunu ve 5 noktada askeri kontrol yapıldığını öğrenince de ziyaretimizi iptal edip, 2 gün deniz tatili yapmaya karar veriyoruz. Muhtemelen bir şey olmaz ama, olur ya kaşımızı gözümüzü beğenmezler, 3 buçuk aylık yavru ile gideceğiz, riske atmayalım diyoruz. Baalbek'te ne var, neyi göremeyeceğiz? Fenikeliler tarafından inşa edilmiş, Romalılar döneminde kullanılmış, Türkiye'de alışık olduğumuz antik bir kent göremeyeceğiz. Biz bunun yerine tur programımızı revize ederek Lübnan turumuzun son 2 gününü Akdeniz sahillerinde geçireceğiz.

8 Haziran 2015 Pazartesi

Sayda (Sidon)




Lübnan gezimizdeki yorucu saatlerin ardından bu günü yine bir sahil şehrinde sonlandırıyoruz. Lübnan  dağındaki saraylardan sonra sıfır rakımda hem günün yorgunluğunu atacağız, hem de denizden esen meltem ile serinleyeceğiz. Evet, bu akşam güneşi Sayda'da batacak. Sayda, Beyrut'un güneyinde Hizbullah kontrolündeki 200 bin nüfuslu, Lübnan'ın Beyrut ve Trablus'tan sonra üçüncü büyük şehri. Pek gezilecek görülecek yeri bulunmayan bu şehir, denizin üzerindeki kalesi ile ünlü, bir de kilometrelerce uzayıp giden sahiliyle.

Beiteddin Sarayı




Lübnan gezimiz boyunca buram buram tarih kokusu çekiyoruz içimize. Eğer tarihle aranız pek yok ise Lübnan geziniz sıkıcı bir hal alabilir. Birazdan yolumuzu tekrar tarihten bir sayfa ile keseceğiz. Ne kadar tarih derseniz 18. yüzyılın sonları kadar. 200 yıl önce inşa edilmiş, her bir yanı özene bezene yapılmış, Türk mimarisini de her noktasında hissettiren, oldukça geniş bahçeli bir emir sarayını ziyaret edeceğiz. Deir Al Qamar'dan yaklaşık 5 kilometre mesafede derin ve sarp vadi ile ayrılmış Beiteddine kasabasında inşa edilmiş, işte Beiteddin Türkçesiyle Din Sarayı...

Deir Al Qamar




Gezimizin bu bölümü Lübnan'ın güney yakasını keşfetmekle geçecek. Eski Lübnan mimarisinde yapılmış binalar, saraylar ve bereketli topraklar bugün göreceğimiz yerler arasında. Rotamızda Deir Al Qamar kasabası il durağımız olacak, burayı gördükten sonra hemen ötesindeki Beiteddine Sarayı'na geçeceğiz. 19. yüz yılın son miraslarından olan bu sarayı baştan ayağa gezeceğiz. Akşam yine sahildeyiz, Sayda'da.

7 Haziran 2015 Pazar

Biblos (Cübeyl) - Finike Antik Liman Kenti




Harissa'yı ziyaret edip, sıfır rakıma indikten sonra yönümüzü kuzeye yöneltip sahil şeridinden ilerlemeye devam ediyoruz. Sahil şeridinde 2 tane yol var. Otoyol ve kıyı şeridini izleyen eski sahil yolu. Otoyol, haliyle çok şeritli ve eski sahil yoluna göre daha düz ilerliyor. Bizim vaktimiz bol olduğu için eski yoldan gitmeyi tercih ediyoruz. Bir yanımızda Akdeniz, diğer yanımızda palmiye ağaçları ve Lübnan'ın küçük sahil kasabaları.

Harissa




Bir sonraki uğrak yerimiz Harissa tepesi olacak. Jeita'dan sonra tekrar Akdeniz kıyısına iniyoruz. Harissa'ya varabilmek için sıfır rakımda kuzeye doğru tekerlek döndürüyoruz. Beyrut'a yaklaşık 25 kilometre mesafedeki Jounieh kıyı kentine varınca, şehir merkezinde yakın bir noktaya arabamızı park edip, Harissa'ya çıkmak için teleferiğe doğru yürüyoruz. Birazdan bizi 650 metre rakımda eşsiz Jounieh ve ufukta Beyrut manzarası bekliyor olacak.

Jeita Grotto - Jeita Mağarası



Lübnan gezimizde artık Beyrut dışına çıkıyoruz. Beyrut coğrafi konum olarak Lübnan'ın tam olarak orta batısında yer alıyor. Bir günümüzü kuzeye, bir günümüze güneye ve çeşitli sebeplerden dolayı sonradan iptal ettik ama bir günümüzü de doğuya ayırmayı planlamıştık. İlk rotamızda kuzey sahil şeridinde bulunan Jeita Grotto, Harissa ve Biblos liman kenti var. Jeita Grotto, Türkçesiyle Jeita Mağarası başkent Beyrut'a 18 kilometre mesafede kalıyor. Burası neresi sorusunu, tek bir cümleyle özetlersem, bugüne kadar gördüğümüz en görkemli mağara diyebilirim. Arabamızı park edip, bilet gişesine yöneliyoruz. Giriş kişi başı 12 dolar, mağara içinde yapılan tekne turu ve teleferik, tren kullanımı için ekstra ücret alınmıyor.


6 Haziran 2015 Cumartesi

Panoramik Beyrut Turu




Koştur koştur bir gezi planlamadık bu kez, vaktimiz oldukça fazla. Gezi boyunca bazı günler arabamızdan inmeden 2-3 saat Beyrut'un ara sokaklarında kaybolduğumuz oldu. Yön bulmak çok kolay Beyrut'ta. Sahile doğru sür arabayı, batıya çevir direksiyonu, Korniş'i takip et, yoğun trafikten sonra Hamra'dasın. Bu yazımda Beyrut şehir merkezinde arabadan çektiğim fotoğraflardan bir derleme sunacağım.

5 Haziran 2015 Cuma

Downtown - Beyrut




Beyrut farklı karakterlere sahip 5 görülesi bölgeden oluşuyor. Bunlardan biri Hamra idi, önceki yazımızda bu bölgeden bahsetmiştik. Bir diğer bölge ise şehir merkezinin ve parlamento binasının bulunduğu Downtown. Savaştan en çok yara alan bölgelerin başında geliyor Downtown. Fakat günümüzde yenilenmiş haliyle karşımıza çıkıyor. Bazı noktalarda dönüşüm çalışmaları devam ettiğini görüyoruz ve ara ara eski binaların varlığını korumasından dolayı bu dönüşümün 5-10 yıl daha süreceği kanaatine giriyoruz. Bu haliyle Beyrut, bölgedeki kültürel ve ekonomik gücünü geri almış bir devlet başkenti izlenimini veriyor. Downtown sokaklarında keyifli yürüyüşümüz başlıyor. Türk mimarisinin üzerine, Fransızların etkisini iliklerine kadar işlemiş Arap kültürüyle harmanlanmış mekanların arasında dolaşıyoruz.

4 Haziran 2015 Perşembe

Korniş - Beyrut (Corniche Al Manara)




Lübnanlıların en büyük eğlencelerinden biri Korniş'te vakit geçirmek. Her Lübnanlı kendi alışkanlıklarına göre yapıyor bunu. Sabahın erken saatlerinde koşmayı sevenler ile Korniş'teki ilk hareketlenme başlıyor. Bisiklet ile turlayanlar, paten yapanlar akşama doğru dolduruyorlar Korniş'i. Sonrasında aileler de çoluk çocuk bu hareketliliğe dahil olup, akşam vaktinden geceye kadar sahil yolundaki geniş kaldırımları maksimum yükle zorluyorlar.

3 Haziran 2015 Çarşamba

Hamra - Beyrut




Lübnan etnik olarak tamamına yakını homojen olmasına rağmen dinsel olarak Hristiyanlar ile Müslümanlar ülkede birlikte yaşıyorlar. Lübnan iç savaşı da işte bu dinsel ayrılıktan dolayı çıkmış. İsrail devletinin kurulmasıyla Filistinli mülteciler Lübnan'daki Müslüman nüfusu artırmış ve dini çatışmaların fitili ateşlenmiş. Gruplar silahlanmış ve yıllarca birbirleriyle savaşmışlar. Hizbullah da iç savaş sırasında güney Lübnan'da kurulmuş, özellikle doğu Lübnan'da oldukça seviliyor, sözü geçmişken belirteyim. 1975'te başlayan iç savaş 1990 yılına kadar sürmüş. Günümüzde Müslüman nüfus yarıdan biraz fazla ve yönetim onların elinde bulunuyor. Lübnan tarihini azar azar gezi yazılarının aralarına serpiştireceğim. Şimdi Hamra'ya dönüş yapalım. Hamra bölgesi Beyrut'un batısında yer alan bir Müslüman mahallesi. Ayrıca Hamra Caddesi de Beyrut'un en önemli caddelerinin başında yer alıyor. Trafiğin tek yönlü aktığı caddede sağlı sollu bulunan mağazalar, restoranlar, kafeler ve hoteller, burasını bir cazibe merkezi haline getiriyor. 2 büyük üniversitenin ana kampüslerinin bu bölgede olması da bu mahalleyi hareketlendiren bir başka faktör.

31 Mayıs 2015 Pazar

Sapanca Gölü




Sabiha Gökçen'e giderken Sapanca'da mola veriyoruz. Bir yarım saat göl kenarında yürüdükten sonra Maşukiye'de bir şeyler atıştırıp yolumuza devam edeceğiz. Biraz parçalı bulutlu, biraz esintili bir havada Sapanca Gölü'nün yansımalarını yakalamaya çalışıyoruz.

3 Mayıs 2015 Pazar

Tirilye, Mudanya




Hafta sonu yaptığımız Tirilye kaçamağından enstantaneler...

22 Nisan 2015 Çarşamba

İlk Gülüşler



Comments