27 Ekim 2014 Pazartesi

Bolu Şehir Turu




Karadeniz bölgesinin batıdaki en uç noktası Bolu. Doğa harikası görülmesi gereken yerleri gördükten sonra, Bolu'nun merkezinde bir tur atalım diyoruz. Haydi turlayalım! Bolu deyince aklımıza neler geliyor? Köroğlu geliyor değil mi? Bolu mutfağı geliyor. Gölleri, yaylalar, kayak merkezi geliyor. Bir yandan Bolu'yu geziyoruz, bir yandan google amcadan Bolu ile ilgili bilgiler topluyoruz.

Boluyu tanımaya Köroğlu'ndan başlayalım. Halka zulüm eden dönemin Bolu Beyi'ne meydan okuyan yiğit Köroğlu'ndan başlayalım. Vakti zamanında kaynaklara göre 16. yüzyılda zalim ve katı yürekli Bolu Beyi tarafından gözleri kör edilip, öldürülen bir seyisin oğlu Köroğlu. Destana göre yıllarca babasının ölüm acısı içinde yaşayan Köroğlu, babasının intikamını almanın yolunu gözlemiş. Günlerden bir gün güreş müsabakasında birinciliği göğüslemiş ve Bolu Beyi'nin huzuruna çıkmış. Pehlivanlığından etkilenen Bolu Beyi: "Seni muhafızlarıma baş yapacağım, kimsin sen?" demiş. Köroğlu da, senin gözlerini kör ettiğin seyisinin oğluyum diyerek, kınından çektiği kılıç ile Bolu Beyi'nin başını boynundan koparmış. Bu olaydan sonra halkın kahramanı olan, Köroğlu Bolu'ya Beylik yapmış ve şehri zulümden kurtarmış. Köroğlu Destanı kısaca bunu anlatıyor. Köroğlu'nun Bolu Beyi'ne atfettiği dizeler ise şöyle:

Bizden selâm olsun Bolu Beyi’ne 
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır. 
Ok gıcırtısından, kalkan sesinden 
Dağlar sada verip seslenmelidir.

Düşman geldi tabur tabur dizildi. 
Alnımıza kara yazı yazıldı. 
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu. 
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Benden selam olsun Bolu Beyine 
Çıkıp şu dağlara yaslanmalıdır. 
At kişnemesinden kargı sesinden 
Dağlar seda verip seslenmelidir.

Düşman geldi tabur tabur dizildi. 
Alnımıza kara yazı yazıldı. 
Tüfek icad oldu mertlik bozuldu. 
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Köroğlu düşer mi eski şanından 
Ayırır çoğunu er meydanından 
Kırat köpüğünden düşman kanından 
Çevre dolup şalvar ıslanmalıdır.


Gelelim Bolu mutfağına. Bolu mutfağını popüler kılan aşçılar aslında Bolu'nun ilçesi olan Mengen'de yetişiyorlar. Aşçılık lisesi ve meslek yüksek okulu Mengen'de. Biz bu gezimizde Mengen'e uğramıyoruz fakat Bolu merkezde bir kaç lezzet durağında yemeklerin tadına bakıyoruz. Kubbealtı gözlemecisi bunlardan bir tanesi. 4-5 teyze restoranın giriş kısmına oturmuşlar, çeşit çeşit gözleme yapıyorlar. Patlıcanlı, zeytinli, tavuklu bunlardan öne çıkanları diyebiliriz. Buradaki gözlemeleri asıl farklı kılan, istenildiğinde yoğurtlu olarak sunulmaları. Tadına bakmanızı tavsiye ederiz.





Yurdaer Otel eski ismiyle Emniyet Otel yanındaki Haşim Usta Restoran da bir diğer lezzet durağımız. Burada Osmanlı yemeklerinden esinlenerek yorumlanmış farklı lezzetler deneyebilirsiniz. Etli borani, vişneli yaprak sarma, cevizli erişte, hindi tiridi gibi... Biz kaz şeridini deniyoruz. Bu yemek pirinç pilavı üzerine kaz eti parçaları konularak servis ediliyor. Yanında üçgen şeritler halinde yufkalar sunuluyor. Pekmez ile toz şekeri de unutmayalım. Belki de bu yemeği ısmarlamadan önceki çekincemizin ana nedeni buydu. Ama en alışagelmişin dışındaki lezzeti tatmak istediğimiz için kaz şeridi ısmarlıyoruz. 15-20 dakikalık hazırlama süresinden sonra  bakır kaplar içinde soframıza geliyor. Yufkanın üzerine kaz etli pilavdan bir kaç kaşık koyup, üzerine pekmez döküyoruz, biraz da toz şeker. Yufkayı sarmallıyoruz, içindeki pekmez, yufkanın yapışmasını sağlıyor. Gelelim tadına; daha önce kaz eti yemeyenlere tadı biraz ekşimsi ve diğer etlere göre kokulu gelebilir. Ekşimtırak kaz etinin üzerine dökülen pekmez tuzlu ile tatlıyı harmanlıyor ve hoş bir lezzet çıkıyor. Gülsüm'e biraz ağır gelse de, ben beğeniyorum doğrusu... Fiyat, ambiyans ve lezzet kıyaslaması yapacak olursak. Fiyatlar normalden pahalı, ambiyans orta, lezzet 10 numara.



Aşağıdaki fotoğraf ise kaldığımız odadan dışarı bir bakış. Perdeleri açtığımızda direkt ormanı seyredip, şırıl şırıl akan dere suyunun sesini dinliyoruz. Bu huzurlu mekandan oldukça keyif alıyoruz. Ayrıca sabahları çeşit çeşit reçel, peynir, zeytinden, bal kaymaktan, sucuktan ve omletten oluşan sıcak serpme köy kahvaltısı bekliyor sizi. Köy reçellerinden satış reyonundan beğendiğinizi alabiliyorsunuz. Vişneli, güllü, kızılcıklı, çilekli, kayısılı, böğürtlenli, franbuazlı aklıma gelen reçel çeşitleri.

Yazımın üst satırlarında yer verdiğim kırmızı bir meyve vardı. Merak etmediniz mi nedir bu diye? Yörede koca baba yemişi olarak bilinen bu kırmızı meyve, kent meydanında köylü vatandaşlar tarafından satılıyor. Tadı, kivi ile çilek karışımı gibi. Yaylalardaki ağaçlarda yetişiyormuş bu meyve. Köyü teyzelerden bir avuç satın alıp, yürürken yiyoruz.



Bolu'daki yeme-içmeden de bahsettik. Az çok tanıyoruz artık Boluyu. Burası milli parklarıyla, yaylalarıyla her mevsim başka güzellikte muhtemelen. Her mevsim gelinebilir. Biz sonbaharını gördük. Mesela kışın karlarla kaplanmış bir Abant düşünüyorum da seyre doyum olmaz. Önümüz kış ayları, kayak turizmi için Kartalkaya tesisleri de tercih edilebilir. Mudurnu ilçesi yine görülebilitesi yüksek yerlerden. Biz çok sevdik Boluyu. Umarım başka bir zaman yine yolumuz düşer. Belki Batı Karadeniz turu yaparsak tekrar uğrarız.

Bir sonraki gezimizde görüşmek üzere, mutlu kalın, huzurla kalın. 

0 comments :

Yorum Gönder

Comments