15 Haziran 2014 Pazar

Yeğenlerimle Doğa Yürüyüşü




Bu paylaşımda Enne Barajı etrafında yeğenlerimle yaptığım doğa yürüyüşünden enstantaneler sunuyorum. 2 saatlik yürüyüşümüz gelen sağanak yağmur ile son buluyor. Bu süre içinde karşılaştığımız doğa harikalarını fotoğraflamayı ihmal etmiyoruz. Barajı çevreleyen ağaçları yakından tanıyıp, tam 9 çeşit çiçekten oluşan bir demet yapıp taçlandırıyoruz bu yürüyüşümüzü.


Mesire yerinde çokça karşılaştığımız palamut ağacının yaprakları, dalları ve meyvelerini yakından görmüş oluyoruz. 



Yürüyüş parkurunu tüm ayrıntılarıyla keşfediyoruz. Nerede bir girinti var, meraklı yeğenlerim sokuyor kafalarını. Örümcek, kertenkele, kurbağa başta olmak üzere bir çok böceğin yaşantısını yakından izliyoruz.


Doğanın renkli yüzü olan çiçekler... Ne tarafa baksak farklı renkte, farklı büyüklükte, farklı şekilde bir çiçek. Bunlardan bazıları kadrajımıza girme fırsatı buluyor.




Yürürken bize destek olan doğal batonlarımız elimizden hiç düşmüyor.


Yürüyüşümüz sırasında zaman zaman kıyıya yakın seyrediyoruz. Peşi arda uzanan balık avcılarına rastgele deyip şans diliyoruz. Bu sayede balıkçılık deyimi olan rastgeleyi yeğenlerimin dağarcığına sokmuş oluyoruz.



Bazen kıyıya çıkıp, bazen de suya giren çirkin kurbağalar. Şuna bakın önünden geçerken nasıl da sinsi sinsi bakıyor objektifimize. Diğer kurbağalar suya atlarken bu üzerime atlayacak gibi adeta duruyor.


2 saatlik yürüyüşümüz çeşme başlarında duraksıyor. Kana kana su içip elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. Oyun parklarında ise beşer onar dakika mola verip enerji topluyoruz. 


Uzakları yakın eden dürbün ile gözcülük yapıyoruz zaman zaman. Dokunamasak da cıvıldaşan kuşları uzaktan inceliyoruz.



Bir çok köprü çıkıyoruz karşımıza. Her birini birer engel sayıp geçiyoruz üstlerinden. Hedefe odaklanmış bir edayla yolumuza devam ediyoruz, arkamızda bıraktığımız köprülerle...


Doğa da ne varsa keşfediyoruz. Bazen yanlışlıkla basmak vesile oluyor keşfetmeye. Yağmur sonrası güneşi seven bir mantar kendini gösteriyor, toprağı delmiş vaziyette. Muhtemelen zehirlidir. Zehirli mi değil mi? Emin olmadığımız mantarları yemememiz gerektiğini yerinde öğretiyorum yeğenlerime.






Akıllı yeğenlerim her işte olduğu gibi mangalda da yardım ediyorlar bize. Armut piş ağzıma düş demiyorlar. Armudu da kendileri pişiriyorlar. Son söylediğim armudun pişmesi de gerçek.


İşte bir günümüzde doğanın içinde, temiz havayı ciğerlerimize teneffüs etmiş bir halde geçiyor. Göldeki yansımalar da bizi etkileyen bir diğer güzellik. Bu güzelliği dondurarak ölümsüzleştiriyoruz. İşte bu son kare... Yazımız da burada bitiyor. Bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, esen kalın.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments