24 Haziran 2014 Salı

Domates Serasındayız




Bu gezimizde domatesin anlam ve önemi büyük. Neden mi? Durun en baştan anlatayım. Rus misafirlerimiz Türkiye'ye gelmeden vejetaryen olmaya karar vermişler amenna. Bu kararlarını yersiz bulsak da saygı duyuyoruz. Bizim turlamalarımızda yeme-içmenin önemini önceki gezilerimizi okuduysanız bilirsiniz. Geziye başlamadan nerede, ne yenirin araştırmasını yaparız. Misafirlerimizin bu kadarı bizi etkilemese de bu durum onları etkiliyor. Gezi boyunca vejetaryen yemek çok fazla bulamadığımız için adaptasyon sonucu, şehirlerdeki haller ve yol üzerindeki manavlar durak noktalarımız oluyor. Ankara Ulus'tan geçerken hale uğruyoruz. Buradaki manavdan aldığımız 3 kilo domates, bu gezimizin ilk domatesleri olarak kayıtlara geçiyor. Akşam içtiğimiz domates çorbası onu izliyor. Diğer günler de benzer döngü devam edip gidiyor. Yol boyu arabada önden arkaya, sağdan sola domates paylaşımı da cabası. İşte şimdi bu domates aşkının nirvanaya ulaştığı yerdeyiz. Domates serasında, tabiri caizse domates cennetindeyiz



Bu sera bizim Kasımların serası. Güler yenge, Kasımın annesi 2 kova tutuşturuyor elimize. Dilediğiniz kadar doldurun diyor. İçimiz dışımız domates olduğu için çok canımız istemese de, domatesin tazeliği ve o hoş kokusu bizi kendine çekmeyi başarıyor. 





Domates serasından sonraki aktivitemiz hamama girip göbek taşında yatmak. Bay, bayan ayrı hamamlara dağılıyoruz. Makinelerimizi içeriye sokmadığımız için hamam fotoğrafımız yok. Sahuna, göbek taşı ve havuzda vakit geçirdikten sonra vücudumuzu tellağa teslim ediyoruz. Şöyle bir güzel evirip çeviriyor bizi. Güzelce yıkanıyoruz. Dimitri ile bütün kirimizi hamamda bırakıp resmen deri değiştiriyoruz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments