12 Mart 2014 Çarşamba

Ankara Son Gün




Ankara'daki son turlamalarımızı yapıyoruz. Artık doyduk bu şehrin taşına toprağına. Gitmediğimiz görmediğimiz Roma Hamamı dışında yer kalmadı. Şimdi Etnografya Müzesi'ndeyiz. Bu müze, ilk okul yıllarından ezberimizde kalan Atatürk'ün naaşının Anıtkabir'den önce muhafaza edildiği yer. Diğer illerdeki etnografya müzelerinde olduğu gibi Türk yaşayış tarzından sofra düzenlerine, savaşlarda kullanılan silahlardan, ilgilendikleri sanatlara kadar Türk'e ait ne varsa sergileniyor bu müzede. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait bir çok eser sergilenerek gelen ziyaretçilere geçmişe bir yolculuk yapmalarını sağlıyor.

11 Mart 2014 Salı

Eski Meclisler




Ankara'daki diğer uğrak noktamız eski meclis binaları. Ulus Meydanı'na yakın konumlanmış bu binalar millet meclisi olmasının yanında Cumhuriyet öncesi ve sonrası çeşitli amaçlarla kullanılmışlar, günümüzde ise Cumhuriyet dönemini anlatan birer müze olarak hizmet veriyorlar. Cumhuriyet Müzesi yani 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden müze ziyaretlerine başlıyoruz. Yeniden eskiye doğru. Bu meclis 1924 yılında yani Cumhuriyet'in ilanından sonra açıldığı için Cumhuriyet Müzesi olarak biliniyor.

9 Mart 2014 Pazar

Estergon Türk Kültür Merkezi



Orta Asya hasreti çekenler var mı? Çeken varsa buyurun Estergon Türk Kültür Merkezi'ne. Tarihimizde önemli bir yeri olan Estergon Kalesi'nin ismi yaşatılıyor bu merkez ile. Orta Asya'daki kardeş ülkelerin bahçeleri kale etrafında sıralanıyor. Kalenin içinde ise Türk kültürünü anlatan bir etnoğrafya müzesi bulunuyor. Bu yazımızı aşağıdaki Anayurt Marşı'nı dinleyerek okumanız çok anlamlı olacaktır.



8 Mart 2014 Cumartesi

Özbek Sofrası



Ankara'da kardeş ülkelerimize has yemeklerin tadına bakacağınız bir yer var. Keçiören'deki Estergon Türk Kültür Merkezi etrafındaki Asya bahçelerinde Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan gibi Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinin yöresel yemeklerini sundukları çadırlar bulunuyor. Bir kaç tanesine hızlıca göz attıktan sonra Özbek Sofrası'na sokuluyoruz.

Ulucanlar Cezaevi




Ne canlar gitti Ulucanlar'da, ne bedenler eskidi bu soğuk mapusta. Ankara'da görülmesi gereken yerlerden biri de Ulucanlar Cezaevi. Soğuk koğuşlarında Bülent Ecevit’ten Muhsin Yazıcıoğlu’na, Osman Bölükbaşı'na, Necip Fazıl Kısakürek’den, Nazım Hikmet'e, Deniz Geçmişlere, Yılmaz Güney'e kadar Türk siyasi ve edebi hayatın önemli isimlerine kapılarını açan bir cezaevi. Toplumun her kesiminden sağcısından solcusuna düşündükleri ve söyledikleri için ceza alan edebiyatçılar, siyasiler 81 yıllık bir geçmişe sahip bu cezaevinde belli bir süre misafir kalmışlar. Bazıları ise son nefeslerini vermişler dar ağacına asılarak. Cumhuriyet döneminin bu acı yüzünü yaşayan cezaevi 2011 yılında kapatılıp, aslı korunarak gezenin içini ürperten bir müzeye dönüştürülmüş. 2 saatinizi ayırıp bu müzeyi ayrıntılı gezmenizi ısrarla tavsiye ediyorum. Cezaevinin her köşesinde dar zindanlarda geçen çileli yılların acısını göreceksiniz.

...
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, 
Kırmızı tuğlalar altı köşeli. 
Bu yol da tutuktur hapse düşeli... 
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak. 
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! 
...

2 Mart 2014 Pazar

Eski Ankara'yı Keşfedelim




Çoğu metropolde tarihi dokunun yaşatıldığı, genelde eski şehir ya da tarihi bölge olarak anılan küçük de olsa bir yerleşim vardır. Şehir bu tarihi alan etrafında inşa edilen modern binalar ile genişler. Küçüklü büyüklü hemen hemen tüm şehirlerde bunu görebilirsiniz. Bu yazımızda Ankara'nın metropol yüzünün yanında yaşatılmaya çalışılan eski Ankara'dan bahsedeceğiz. Aslına uygun inşa edilen Ankara Kalesi'nin altındaki vadiye kurulan evler ve etrafındaki tarihi bölge Ankara için yeni bir cazibe merkezi olacak gibi.

Comments