13 Şubat 2014 Perşembe

St. Petersburg Son Turlamalar



St. Petersburg turumuzun artık sonlarına geliyoruz. Görsel olarak bizi doyuran bu şirin şehirde son günümüz, akşam St. Petersburg'tan ayrılıp Pavlosk Kasabası'na gideceğiz. Konaklamamız 2 gece orada olacak. Son günümüzde neler yapıyoruz, haydi bakalım... Aziz Nikolas Katedrali ile bugünkü gezimize başlıyoruz. Sabahın erken saatlerinde, gün yüzüne henüz göstermeden çekiyoruz aşağıdaki fotoğrafı. Kilisenin ışıkları hala geceden kalma yanıyorlar. İçerisine girdiğimizde ummalı bir koşturmacayla karşılaşıyoruz. Ya ayin hazırlığı yapıyorlar ya da başka bir merasim öncesi hareketlilik.



St. Petersburg'ta bale gösterisine gidemiyoruz. En büyük ve tiyatro binası aşağıda fotoğrafını çektiğimiz Mariinsky Tiyatrosu. 4-5 katlı dev bir salonu var. Keşke vakit bulup bir bale gösterisi izleyebilseydik diyoruz. Bir başka sefere artık.


St. Petersburg sokaklarınadki gezimiz devam ediyor. Sürekli bir yağış olduğu için araçlardan anlayacağınız gibi şehir ve yollar aşırı çamurlu. Belki aylardır aynı yerde duran bir araba adeta çamurla boyanmış gibi Tolstoy'un evinin önünde park halinde.



Bu da Tolstoy'un St. Petersburg'ta yaşadığı yıllarda kaldığı ev. Şu an bazı daireleri kiralık ve satılık durumda. Yani Tolstoy hayranı iseniz, alacak gücünüz de var ise bu sizin için bir fırsat. Hemen arayın.



St. Petersburg sokaklarında turlarken, sırtında ağır binaları taşıyan kolon heykeller sık sık karşımıza çıkıyor. Bu heykeller de onlardan bir tanesi.



Bir Türk lokantası. İçine girmiyoruz fakat kapının yanındaki menülere baktığımızda yemekler Türkçe yazılmış yanlarında Rusça açıklamaları ile. Türk yemeği canınız çekerse deneyebilirsiniz.


St. Petersburg'ta Moskova kadar ilginç değil metro istasyonları. Ama bazı istasyonlar Moskova'daki gibi çok derine kurulmuş. Mimari açıdan ise daha modern tasarımlar tercih edilmiş.


Yürüyen merdivene bindiğinizde çıkacağınız nokta gözükmüyor. O kadar yüksekte çünkü. Aydınlatma aynı tarz. Merdivenler arasına yerleştirilmiş lambalar ile yapılıyor.


1910 yılında 2. Nikolay'ın izin vermsiyle yapılan Özbek mimari tarzında yapılan Tatar Cami o dönemde Avrupa'nın en büyük camisi kabul ediliyormuş. Şimdi ise Rusya'nın en büyük camisi. Biz gittiğimizde minareler ve cami çevresinde tadilat çalışmaları yapılıyordu. İçinde az da olsa bir Müslüman cemaat var.



Caminin yanında St. Petersburg'taki önemli yapıların minyatürleri bulunuyor. Gelmişken burayı da ziyaret ediyoruz. Dikkatimizi çeken yapıların bulundukları yerler aslına uygun yapılmış.




St. Petersburg'ta geçirdiğimiz 2 gün bizi misafir eden Sergey, eşi  Natalya ve ufak çocukları Niki, oldukça sıcak kanlı ve misafirperverlerdi. Moskova'da kaldığımız ailede yaptığımız gibi bir akşam yemeğini biz hazırladık. Menüde yine geleneksel tatlarımızdan tarhana çorbası ve mantı vardı. Sıcak Rusya akşamları içimizi ısıtan tarhana çorbası iyi geldi. Onlar da beğendiklerini söylediler, yüzlerinden de anlaşılıyordu. Çorba biraz acı geldi ama mantıdan daha olsa yerlerdi. Niki de mantıya bayıldı. Hafta içi çalıştıklarından dolayı sadece akşamları görüşebildik. Karşılıklı bilgi alışverişi yaptık, muhabbet ettik, Türkiye'yi anlattık. Ayrıca biz onların misafir ettikleri ilk aile olmuştuk, bu yüzden heyecanları bizden fazlaydı.




Buradan bu şirin aileye tekrardan teşekkürlerimizi gönderiyoruz. Kendilerini Türkiye'ye davet ettik. İnşallah gelirler aynı misafirperverliği biz de onları ağırlarız.

Zaman durmuyor, akşam oluveriyor ve ayrılma vakti gelip çatıyor. Ardımızda hoş seda bırakıp bu şirin aileye ve St. Petersburg'a elveda diyoruz. Beyaz gecelerini yaşayamadık ama çok şey gördük bu şehirde...

0 comments :

Yorum Gönder

Comments