14 Şubat 2014 Cuma

Puşkin - Çarlık Sarayı



Rusya gezimizin son günlerini yaşarken artık yorgunluk belirtileri de baş göstermeye başlıyor. Bindiğimiz otobüsten inmek istemiyor, oturduğumuz bir banktan kalkmak istemiyoruz. Bu bizim tatillerimizde normal bir durum. Her anı dolu dolu geçirmek ve yaptığımız programlara riayet edebilmek için yoruluyoruz. Hoşumuza gideceğini düşündüğümüz bir yer duyunca ya da haritadan görünce gitmek istiyoruz. 1 hafta boyunca hep bir hareketlilik hali, haliyle yoruluyoruz. Tabi kendi seçimimiz olduğundan dolayı şikayetçi değiliz bu durumdan.


Gezimizin son gününde Cuma günü sabahı Puşkin şehrini turlayacağız. Burada görülmesi gereken bir park ve müzeye çevrilmiş bir saray bulunuyor. Katerina Sarayı. St. Petersburg'a yaklaşık 25 kilometre, bizim kaldığımız Pavlovsk Kasabası'na sadece 3 kilometre mesafede. Rus çarlarının yaz dönemlerinde kaldıkları bir saray olduğu için Çarlık Sarayı olarak da biliniyor. 18. yüzyılın başlarında inşa edilmiş bu saray, 2. Dünya Harbi'nde ise neredeyse yerle bir edilmiş. Daha sonraki dönemde uzun yıllar restorasyon çalışmaları ile müzeye dönüştürülmüş. Müzede sergilenen fotoğraflarda sarayın çatısının helikopterlerle onarıldığı gözüküyor.


Gerçekten görülmesi gereken bir müze. St. Petersburg'a gelip de bu sarayı görmeden gitmeyiniz. Ulaşım çok kolay. St. Petersburg'tan Kapchino metro istasyondan kalkan minibüs ve otobüsler ile 45 dakikada Puşkin'desiniz. İndiğiniz duraktan Çarlık Saraı ve park yürüme mesafesinde. Hava soğuk olduğu için hemen müzeye giriyoruz. Giriş ücretleri 350 Ruble. 20 lira ediyor şu anki kurla. Rusların müze gezme adeti bizdeki bayanların süslenip gün yapmalarına benziyor. Ruslar hazırlanıp müze gezmelerine gidiyorlar. Ceketlerinizi vs. teslim ediyorsunuz girişte.

Müzede odalar numaralanmış, bu sıraya göre geziyorsunuz. Sarayın içi oldukça geniş olmasına rağmen bu numaralar ile gayet kolay geziliyor. Sarayın pencerelerinden Katerina Parkı'nı seyredebilirsiniz. 


Saraydaki tüm salonlar altın süslemelerle bezenmiş. Tavanlar ise 3 boyutlu figürlerle resmedilerek derinlik algısı verilmiş. Salonlar olduğundan geniş gözüküyor.


Günlük hayatta kullanılan çeşitli eşyalar da özel muhafazalar içinde sergileniyor. Aşağıda ipek kumaştan yapılmış bir yelpazeyi görüyorsunuz.



Sarayın yemek odalarından bir tanesi. Her odada gösterişli soba ya da şömine bulunuyor. Gördüğünüz gibi tavanlar yine dinsel figürlerle bezenmiş.




Aşağıdaki fotoğraf salonların birindeki tavanın panorama çekimi. 


Tüm odalar tek bir renk baz alınarak kendine has tasarlanmış. Aşağıdaki mavi oda da gördüğünüz gibi tüm eşyalar aynı renkte ve desende.


Yerdeki halı oldukça büyük ve elde dokunmuş. Etrafını çevirmişler, çok değerleri olduğu için üzerine basılmıyor. Bu oda da yine tek renk hakim, duvar ve tavan renkleri açık mavi.


Aynı odanın tavan görüntüsü.


Sarayın en büyük salonu, balo salonu. Her yer altın kaplama ve duvarlar aynalara ayna yerleştirilmiş. Salon olduğundan büyük gözüküyor. Salonu gördükten soran Kurt Seyit keşke bu salonda vals yapsaydı diyoruz.



Bizde kehribar taşı olarak bilenen amber taşı çok meşhur burada. Aşağıdaki oda ise 'Amber Odası' olarak isimlendirilmiş. Oda içerisinde tüm duvarlar, tavan her yer amber taşı ile süslenmiş. Bu odada fotoğraf çekmeye izin verilmiyor. Diğer odaya geçince kapıdan gizlice çekiyoruz. Ne de olsa Amber Odası'ndan çekmemiş olduk.


Saraya ismini veren 1. Katerina'yı temsilen, onun kıyafetlerini taşıyan bir heykel. O dönem çizilen resimlerde görüyoruz ki hafif balık etli olmak makbul, güzellik göstergesi olarak kabul ediliyor. 








Sürrealist bir çalışmaya imza atıyoruz. Dikkatinizi çekerim, arpa dokunmak tehlikeli ve yasak.





Müzeyi 1 saat kadar geziyoruz. Şimdi sıra parkta. Bugün 14 şubat olduğu için bakalım parkta bizi neler bekliyor? Hep beraber bir sonraki yazımızda görelim.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments