12 Şubat 2014 Çarşamba

Eski Başkent St. Petersburg



Başkent Moskova caddeleriyle, binalarıyla, metrosuyla Sosyet Rusya döneminin izlerini taşırken, St. Petersburg Çarlık Rus mimarisi ile bizi daha eskilere götürüyor. Çarlık Rusya'nın Avrupa'ya açılan bir kapısı olarak Avrupai tarzda, dönemin Roma, Venedik gibi Avrupa kentlerini örnek alınarak kurulmuş St. Petersburg. Bu sepepten Avrupalılar tarafından kuzeyin Venedik'i olarak tabir ediliyor. Ayrıca uzun yıllar da Rus İmparatorluğu'na başkentlik yapmış. Şehrin ismi günümüzde St. (Sankt) Petersburg iken tarihte bir çok kez başka isimlerle anılmış. Baltık Denizi'nin kıyısında 42 ada üzerine Rus Çarı 1. Petro tarafından, bizim tarihimizde Deli Petro olarak geçer biliyorsunuz, temellerinin attıldığı bu şehre kendi ismi verilmiş. Yani şehrin ismi 1. Petro'dan geliyor. Fakat St. Petersburg'un ismi politik nedenlerle bir çok kez değişmiş. 20. yüzyılının başında Çarlık Rusyası dağılırken şehrin ismi çok Almancı geldiği için Petrograd olarak değiştirilmiş, Sovyet döneminde ise Lenin'in ölümüyle Lenin ismi bu şehre verilerek St. Petersburg, Leningrad olarak anılmaya başlanmış. Tarih kitaplarında 2. Dünya Savaşı'ndan Leningrad Kuşatması'nı hatırlarsınzı belki. Hitler bu kuşatma sonunda şehri alsaydı belki de Hitlergrad ya da Hitlerburg olarak değiştirilecekti belki de. 1991 yılına kadar Leningrad olarak bilinen St. Petersburg, Sovyet rejimin yıkılmasıyla ilk ismini tekrar kazanarak günümüze kadar korumayı başarmış.


St. Petersburg'u öncelikle 'Free Tour' ile gezeceğiz. Bu organizasyonun düzenlediği rehberli şehir gezisine katılmak için sabah saat 9 gibi evden ayrılıyoruz. St. Petersburg'da kaldığımız 2 gece boyunca, Sergey ve ailesi bize kapılarını açıp misafirperverlik gösteriyorlar. Sergey Çarşamba sabahı işe giderken bizi de merkeze yakın bir noktaya bırakıyor. St. Petersburg'un en büyük caddesi Nevskiy üzerindeki görülesi binaların fotoğraflarını çekerek ve süslü köprülerden geçerek Palace Square'e varıyoruz. Bu meydan Rus İmparatorluğu döneminde şehir merkeziymiş ve 'Kanlı Pazar' ve 'Ekim Devrimi' gibi dünya genelinde ses getiren olaylar bu meydanda cereyan etmiş.




Tarihi alışveriş merkezi yolumuzun solunda kalıyor. Alışveriş merkezinin fotoğrafını çekip pas geçiyoruz.


Strogonof Ailesi'nin sarayı aşağıdaki fotoğrafta, somon renkli olan. Bu görkemli saray da Nevskiy Caddesi üzerinde yer alıyor. Ruslar, bu topraklarda sebze çok yetişemediği için et ağırlıklı besleniyorlar. Ailenin şef aşçısının kendi icadı olan bu yemeğe ailenin ismi veriliyor. Rus mutfağının en popüler yemeği olan Strogonof tarzındaki et yemekleri çok meşhur. Strogonof tarzı etlerin kremayla pişirilerek yapılıyor. Örneğin böf strogonof.  Biftek etlerinin kremayla pişirilmesiyle yapılıyor.


Çocukluğumuzdaki annelerimizden bildiğimiz 'Singer' marka dikiş makinesini hepiniz biliyorsunuzdur. Singer şirketi 1904 yılında bu binayı yaptırmış. Üst katlarında sergi salonları ve kafeterya bulunuyor.


Singer binasının karşısında ise görkemli Kazan Katedrali bulunuyor. Vatikan'ın St. Pietro Kadetrali'ne benzetilerek inşa edilmiş Kazan Kadetrali St. Petersburg'ta görülmesi gereken yerler arasında önlerde geliyor.





Nevskiy Caddesi'nde yürümeye devam ediyoruz. Küçüklü büyüklü Ortadoks kiliseleri yolumuzun üstünde objektifimize takılıyor.




Saray meydanına giriş kapısı. Biz diğer taraftan, ön taraftan giriş yapıyoruz.


Nevskiy Caddesi'nin sonu Neva nehrine çıkıyor. Caddenin sonuna kadar yürüdüğümüzde Kışlık Saray diye tabir edilen günümüzde Hermitage Müzesi'nin karşısındaki büyük Palace Square yani Saray Meydanı'na varıyoruz. Aleksandır sütunu önünde buluşacağız. 10 dakika içerisinde tüm katılımcılar toplanıyor ve 'Free Tour' ile şehir turumuz 11 katılımcı ile başlıyor.



Rusya'yı karlar altında geziyoruz. Gezimizin 2. gününde bu meydandan tekrar geçiyoruz. Hava biraz yağmuru ve kardan eser kalmamış.


Rehberimiz öncelikle belkide dünyanın en büyük meydanı olan Saray Meydanı hakkında bilgi veriyor. Şehrin kalbi burada atıyor diyor. Meydanın ortasında bulunan dünyanın en uzun anıtı (47,5m) Aleksandır sütunu kendi ağırlı ile duruyormuş, yere sabitlenmemiş. 19. yüzyılın ilk çeyreğinde hüküm sürmüş Rus imparatoru 1. Alexandır adına yaptırılmış bu anıt, melek kanatları ile barışı temsil etmekteymiş. Anıtın yüzü 1. Aleksandır'ın yüzüne benzetilmiş. Bir kaç farklı noktada daha göreceğimiz ayaklarının altındaki yılan ise Napolyon'u simgelemekteymiş.

Meydanın bir diğer tarafında Kışlık Saray ya da Hertimage Müzesi bulunuyor. Rus çaricesi 2. Katerina tarafından kurulan müze dünyanın en büyük resim müzesi olarak kabul ediliyor. Tüm resimlere 2. dakika baksanız müzeyi gezmeniz 10 yıl sürer diyor rehberimiz.



Kışlık Sarayın yanında, İtalya'da da sık sık karşımıza çıkan kolonlar burada da karşımıza çıkıyor. Sırtlarında yıllarca ağır binaları taşıyorlar, baktıkça biz yoruluyoruz. Bu heykellerin ayağına dokunup dilek dilemek yine turistleri buraya çekmek için uydurulmuş bir inanç.


Meydana geri dönüp, Neva nehri tarafına geçiyoruz. Aşağıdaki fotoğraf  Hermitage Müzesi'nin Neva nehri önünden görüntüsü.


Buz tutmuş Neva nehrini bu şekilde görmek gerçekten büyüleyici. Karşıda Rostral fenerleri bulunuyor. Bu fenerler, karanlık St. Petersburg gecelerinde gemilere yol göstermek için yapılmış.





Deli Petro'nun at üstündeki heykeli önünde evli çiftlerin fotoğraf çektirmesi adettenmiş. Biz de bu adeti yerine getiriyoruz. Atın ayakları altında yine yılan var. Bu heykelle ilgili Pushkin vakti zamanında bir şiir yazmış. Bu şiirden dolayı bu heykel 'Bronz Atlı Adam' olarak biliniyor. St. Petersburg'un en önemli anıtlarından sayılıyor.


Buradan, yani Bronz Atlı Adam heykelinin bulunduğu Senato Meydanı'ndan ayrılarak, Saint Isaac Katedrali'ne geçiyoruz. Heybetli görüntüsü, altın kubbesi ile uzaktan bile dikkatimizi çekiyor. Bu katedral şehrin en büyük Ortodoks kilisesi olma özelliği taşıyor. 



St. Isaac Katedrali ile aynı aynı ismi taşıyan meydanı süsleyen bir diğer yapıt ise 1. Nikolay anıtı. Ramonov hanedanından gelen Petro tarafından kurulan Rus İmparatorluğu'nun 11. imparatoru 1. Nikolay. Anıtın arkasındaki saray kızına düğün hediyesi olarak verilmiş. Fakat kız sarayda kalmak istememiş. Pencereden her baktığında atın arkasını gördüğünü ve bu durumdan rahatsız olduğunu söylemiş. Bu yüzden sarayı sevmemiş.




Meydanı paylaşan bir bir görülmesi gereken yer Astoria Oteli. Katedralin hemen yanında bulunuyor. Bu otelin özelliği, savaş zamanlarında ünlü komutanlara karargahlık yapmış olması. Aslında Romadov hanedanını ziyarete gelenlerin kalması için yaptırılmış Astoria Oteli. Ünlü komutanların yanında Çarlık Rusya'da saygın bir din adamı olan Rasputin gibi ünlüler de kalmış. Rus devriminden sonra komünist partisinin üyeleri, karargah olarak bu oteli seçmişler. Lenin, bu otelin balkonundan bir konuşma yapmış. Karargahtan başka bu otel, 2. Dünya Savaşı'nda bir süre hastane olarak hizmet vermiş. Hitler Leningrad kuşatması sırasında bu otelde zafer kutlaması yapılacak diye bir davetiye bastırmış. Ancak kuşatma başarısız sonuçlanınca bu kutlama haliyle gerçekleşmemiş, davetiyelerde kalmıştır.




Voskresenia Khristova Kilisesi manzaralı bir noktada şehir turumuzu tamamlıyoruz.


Şehrin muhtelif yerlerinde bulunan Soçi 2014 Kış olimpiyatları reklamları.


St. Petersburg tek bir sayfaya sığamayacak kadar dolu dolu bir şehir. Free Tour'a katılan Şilii bir ailenin küçük kızları ile çektirdiğimiz fotoğraf bu yazımızı sonlandırıyoruz. Sonraki yazımızda St. Petersburg'un farklı yönlerinden bahsedeğiz. Görüşmek üzere. 

0 comments :

Yorum Gönder

Comments