31 Ekim 2014 Cuma

Yollar - I - Yedigöller



27 Ekim 2014 Pazartesi

Bolu Şehir Turu




Karadeniz bölgesinin batıdaki en uç noktası Bolu. Doğa harikası görülmesi gereken yerleri gördükten sonra, Bolu'nun merkezinde bir tur atalım diyoruz. Haydi turlayalım! Bolu deyince aklımıza neler geliyor? Köroğlu geliyor değil mi? Bolu mutfağı geliyor. Gölleri, yaylalar, kayak merkezi geliyor. Bir yandan Bolu'yu geziyoruz, bir yandan google amcadan Bolu ile ilgili bilgiler topluyoruz.

Gölcük - Bolu




Gezimizin son günündeyiz. Bolu'da göl göl geziyoruz. Abant, yedigöller derken 9. göl olan Gölcük'teyiz. Bolu merkezin güneyinde 16 kilometrelik asfalt yol ile çıkılan Gölcük Milli Parkı, masalsı haliyle insanı büyülüyor. Milli parka girince ilk dikkatimizi her yerin bakımlı ve temiz olması. Hafta sonları muhtemelen kalabalık olan Gölcük, bizi oldukça sakin karşılıyor. Gölün etrafında araçla dolaşmaya izin verilmemesini, bu sakinliği koruyan bir artı diyebiliriz.

26 Ekim 2014 Pazar

Yedigöller




Bugün Bolu'daki ikinci günümüz. Programımızda Yedigöller Milli Parkı'nda gezinti yapmak ve içimizi huzurla ısıtmak var. Bolu merkezden kuzey yönünde 40 kilometre mesafede yer alan Yedigöller'e 2 farklı güzergahtan ulaşmak mümkün. Birinci güzergah Bolu merkezden, diğer güzergah ise Ankara-Zonguldak kara yolu üzerindeki Bolu'nun Mengen ilçesinden batıya doğru 53 kilometrelik mesafeden oluşuyor. Her 2 ulaşım yolunun büyük bir kısmı stabilize. Bu durumu dikkate almakta fayda var. Çünkü kış aylarında sadece Mengen yolu ulaşım sağlıyormuş. Kış aylarında gidecekler için gitmeden bunu araştırmalarında fayda var. Biz Abant'a daha yakın olduğu için Bolu üzerinden gitmeyi tercih ediyoruz. Yedigöller yoluna girdikten 5-10 kilometre sonra oldukça virajlı, toprak yol başlıyor. Sonunda doğa harikası Yedigöller ve yol boyunca sizi takip eden eşsiz manzarası olmasa bu yol çekilmez. Ara ara verdiğimiz fotoğraf molalarıyla beraber yaklaşık 1 buçuk saat içinde Yedigöller Milli Park girişine ulaşıyoruz.

25 Ekim 2014 Cumartesi

Abant




Bu turumuzun öncelikli amacı içimizi huzurla ısıtmak demiştik. Tabiatın renk değiştirdiği bu mevsimde, sakin bir yerin huzurlu olacağı düşüncesiyle, uzun zamandır hadi gidelim deyip, vazgeçtiğimiz Abant ve civarına gidiyoruz. Aralıksız yağan yağmurun sesi eşliğinde geçen yolculuğumuz sonrası, takribi 3-4 saat içinde ulaşıyoruz Abant'a. Meraklısına bu yöredeki konaklamalarla ilgili  kısaca bilgi vereyim. Düzceden Bolu'ya giderken Abant levhasından sağa kıvrılan 22 kilometrelik yol, sizi Abant Milli Parkı'na ulaştırıyor. Bu yol üzerinde sağlı sollu bir çok konaklama imkanı mevcut. Milli Park'ta ise 3 tane büyük otel bulunuyor.

21 Eylül 2014 Pazar

CS Misafirimiz




Farklı diyarları gezip görmekten hoşlandığımız gibi, farklı diyarlarda yaşayan fakat yolu bir şekilde bizimle çakışan dünyalılarla tanışmayı ve sohbet etmeyi de seviyoruz. Onlarla vakit geçirmeyi ve arkadaşlık yapmayı kültürel anlamda kazanç sayıyoruz. Viyana'dan Rafael arkadaşımıza Şenferah ailesi olarak 2 gün evimizin kapılarını açıp, kendisini misafir ediyoruz. Bu yazımızda, Rafael'e yer vereceğiz, ayrıca gezilerinizde tanımadığınız halde güvenilir gönüllülerin evlerinde kalabileceğiniz, dünyanın kutuplar dahil her yerinde yaygın bir şekilde kullanılan bu platformadan bahsedeceğiz.

7 Eylül 2014 Pazar

Zeytinli Ekmek




Bugün bizim için bir milat. Neden mi? Yeni aldığımız makine sayesinde, artık kendi ekmeğimizi kendimiz üretebileceğiz. Artık dışarıdan ekmek almaya son. Hafta sonları uykulu gözlerle fırına gitmeye son. Un alacağız, maya alacağız, tuz şeker de var. Niye duracağız, ekmek yapacağız. Eşe dosta ekmek ikram edeceğiz. Şenferah ekmekleri...

6 Eylül 2014 Cumartesi

Sebzeli Spagetti




Yeni aldığımız sebze doğrayıcılar sayesinde yemeklerimize heyecan katmaya devam ediyoruz. Bugünkü menümüzde spagetti var, uzun şeritler halinde doğranmış sebzeli bir spagetti. Makarnayı ikimizde çok seviyoruz. Şimdilik hazır olanlarla yetinsek de yakın zamanda kendi makarnamızı yapacağız. Neyse yapınca konuşuruz bunu.

26 Ağustos 2014 Salı

Spiral Salata




Yaz günleri bol malzemeli bir salatayı en güzel yemeğe değişirim doğrusu. Hem hafif oluyor, hem doyurucu oluyor, bir o kadar da sağlıklı. Hemen hemen her gün çeşit çeşit salatalar yapıyoruz. Malzemeyle ilgili olmazsa olmazımız yok. O an elimizde hangi sebzeler varsa kullanıyoruz. Sadece domates var diyelim, telaş yok onu da kuru baharatlar ile tek başına salataya dönüştürüyoruz. Bazen limonlu, bazen sirkeli, bazen nar ekşili oluyor. O anki ruh halimize bağlı. Dereotu, fesleğen, reyhan gibi aromatik taze otlar varsa limonu, sirkeyi raftan indirmiyoruz bile.

Salata çiğ sebzelerden oluştuğu için sebzelerin vitamin değerleri azalmıyor. Yağda çözülen vitaminlere yardımcı olmak için bir kaç damla yağ atmakta fayda var. Salatanıza parlaklıkta verecektir. Tabi protein almak istiyorsanız, kırmızı et, tavuk, balık ne varsa, ne canınız istiyor ise atabilirsiniz. Peynirli salata yine bizim favorilerimizden.

24 Ağustos 2014 Pazar

Su Böreği




Eşimin elleriyle açtığı ve içine sevgisini kattığı su böreği...

23 Ağustos 2014 Cumartesi

Karafırın Kahvaltı




Eminim hepimizin yapmaktan keyif aldığı vazgeçilmez bir öğündür kahvaltı. Belki de en keyiflisidir. Zaman zaman akşam yemeği değerlenir, öğle yemeğinin ise pek bir özentisi yoktur. Sizce de öyle değil mi? Ama kahvaltı en özelidir. Sabah uyanır uyanmaz akşam yemeği yiyemezsiniz. Kahvaltıyı ise sabah da yaparsınız, akşam da, gece de. Bazen içinde bir dilim peynir olan küçük bir sandwiçtir kahvaltı, bazen çıtır bir simittir, güne zinde başlamak için içilen bir kahvedir. Bazen de çeşit çeşit zeytinden, peynire, böreğe kadar uzayıp giden, sıcak soğuk tabaklar dolusu geniş bir sofradır kahvaltı. Ne olursa, nasıl olursa, ne zaman olursa olsun kahvaltı benim için en keyiflisidir. Bu yazımızda, önce gözü doyuran, geniş bir menüye sahip bir hafta sonu kahvaltısı sunacağız. Bilecik, Bozüyük'te Kara Fırın'dayız.

3 Ağustos 2014 Pazar

Kuşbakışı Mardin Dönüşü




O kadar uçak seyahati yaptık ama hiç birinde fotoğraf çekmemiştim. Mardin'den İstanbul'a kadar yaklaşık 1 buçuk saat boyunca çektiğim fotoğrafları paylaşıyorum bu yazımda.

2 Ağustos 2014 Cumartesi

Mardin Tabağı




Mardin'de yöresel yemeklerin tadına bakmanın en kolay yolu, bir öğle yemeği ya da akşam yemeğinde Mardin tabağı sipariş etmeniz. Biz öyle yapıyoruz. Öğle yemeğinde tavsiye üzerine gittiğimiz bir restorana atıyoruz kendimizi o kavurucu sıcakta. Girdiğimiz restoran yeni şehirde kaldığımız Öğretmen Evi'ne yakın bir noktada. Zaten güzel yemek yenebilecek 2-3 restoran var. Morlular mıydı adı? Öyle bir şey, yeni açılmış.

Mardin




Yeni bir gezi yazımızla karşınızdayız. Bu kez sizi taşların saltanat kurduğu, güneşin şehrine, Mardin'e götüreceğiz. Bu gezimiz Mardin ile sınırlı kalmayacaktı, Adana ve Mersinden başlayıp tüm Güneydoğu Anadolu'yu içine alan, içinde güneydoğunun eşsiz tatlarını içeren, gelenek göreneklerine dokunup yaşam tarzlarını tanıma fırsatı bulacağımız en az 10 günlük bir turlama olacaktı. Fakat, karşılaştığımız bir gelişme ile sadece 1 günlük bir tur olabildi. O da tekil olarak gerçekleşti. Bu gelişmeyi de vakti geldiğinde siz değerleri takipçilerimizle paylaşacağız.

26 Haziran 2014 Perşembe

Eskişehir Masal Şatosu




1 haftadır yollardayız, bugün son günümüz ve bu yazı da turlamamızın son satırları olacak. Arabamızda ibre 2100 kilometreyi geçiyor. Buradan geri döneceğimiz yolu da hesaba katarsak, yaklaşık 2200 kilometre olacak. Aynı mesafede sürekli batıya doğru gitseydik, 5 ülke geçerek Münih'e gelmiştik; doğuya gitseydik Bakü'yü biraz geçmiştik, küzeye gitseydik Moskova'ya varmıştık; güneye gitseydik ise Mekke'ye yaklaşmıştık.  Biz ise döndük dolaştık, geldik aynı noktaya.

Eskişehir Sualtı Dünyası




Orta Anadolu turumuzun son gününü Eskişehir'de geçireceğiz. Günün sonunda misafirlerimizi Ankara'ya yolcu edip, Kütahya'ya döneceğiz. İlk uğrak yerimiz ETİ Sualtı Dünyası. Ege, Atlas Okyanusu, Kızıl Deniz, Güney Amerika gölleri, Amazon Nehri gibi dünyanın farklı coğrafyalarından özel olarak getirilmiş, 84 çeşit küçüklü büyüklü 2 bin küsur balığın bulunduğu dev bir akvaryum burası. Sazova Kültür Parkı'nın karşısında bulunan bu akvaryumun yanına bir de hayvanat bahçesi kuruluyor. Çocuklar için çok eğlenceli bir park olarak bilinen Sazova Parkı, bünyesine kattığı böyle ilavelerle, ziyaretçilerin daha çok vakit geçirmesini sağlayan bir park haline geliyor.

25 Haziran 2014 Çarşamba

Aizanoi




Orta Anadolu turumuzun sonuna yaklaştığımız bu günlerde havalar da mevsim sıcaklarını yakaladı hatta üstüne çıkacak deniyor. Simav'da sazlı sözlü eğlencenin ardından Kütahya'ya gitmek üzere ayrılıyoruz. Yol üzerinde Çavdarhisar ilçesi sınırları içerisinde bulunan Aizanoi antik kentini ziyaret edeceğiz.

Antik kent Zeus Tapınağı, stadyum, borsa ve antik tiyatro'dan oluşuyor. Günümüzde kazı çalışmaları bir yandan devam etse de bakımsızlığından çok ilgi çekici bir yer diyemeyiz.

24 Haziran 2014 Salı

Simav Canlı Müzik




Simav'da kaldığımız süre zarfında cümbüş ve gitar sürekli el değiştiriyor. Bir Orkun kapıyor, bir Dimitrii. Bazen ruhumuzu okşuyorlar, bazen coşturuyorlar. Ayrıca Dimitri cümbüşü görür görmez aşık oluyor. Nereden alırım diye düşünce içine giriyor hemen. Ailecek sazlı sözlü hoş bir akşam geçiriyoruz.

Domates Serasındayız




Bu gezimizde domatesin anlam ve önemi büyük. Neden mi? Durun en baştan anlatayım. Rus misafirlerimiz Türkiye'ye gelmeden vejetaryen olmaya karar vermişler amenna. Bu kararlarını yersiz bulsak da saygı duyuyoruz. Bizim turlamalarımızda yeme-içmenin önemini önceki gezilerimizi okuduysanız bilirsiniz. Geziye başlamadan nerede, ne yenirin araştırmasını yaparız. Misafirlerimizin bu kadarı bizi etkilemese de bu durum onları etkiliyor. Gezi boyunca vejetaryen yemek çok fazla bulamadığımız için adaptasyon sonucu, şehirlerdeki haller ve yol üzerindeki manavlar durak noktalarımız oluyor. Ankara Ulus'tan geçerken hale uğruyoruz. Buradaki manavdan aldığımız 3 kilo domates, bu gezimizin ilk domatesleri olarak kayıtlara geçiyor. Akşam içtiğimiz domates çorbası onu izliyor. Diğer günler de benzer döngü devam edip gidiyor. Yol boyu arabada önden arkaya, sağdan sola domates paylaşımı da cabası. İşte şimdi bu domates aşkının nirvanaya ulaştığı yerdeyiz. Domates serasında, tabiri caizse domates cennetindeyiz

Gölcük Balık Deneyimi




 Uzun yolculuğun bedenimize getirdiği yorgunluk, derin uykunun ve ev ortamının getirdiği rahatlığın sayesinde bedenimizden atılıyor ve dinç bir şekilde güne merhaba diyoruz. Gezimizin beşinci gününde Simav'dayız. Bugünkü planımızda Gölcük Yaylası'nda balık tutma, Eynal Kaplıcaları'nda domates serası ziyareti ve hamam keyfi, akşamına da sazlı sözlü eğlence bulunuyor.

23 Haziran 2014 Pazartesi

Isparta Gül Serüveni




Eğirdir Gölü'ndeki eşsiz manzaraları geride bırakıp, Isparta merkeze geçiyoruz. Gül suyundan sabununa, lokumundan kozmetik ürünlere kadar onlarca geniş bir yelpazede sunulan gül ürünlerinin satıldığı bir mağazaya uğrayacağız. Gül suyu, sabunu, reçeli gibi bir kaç hediyelik atıyoruz poşete. Gülün ürün haline gelmeden hangi aşamalardan geçtiğini, gül suyunun ve gül yapının nasıl üretildiğini yakından incelemek için Güzelyurt beldesine uğrayacağız.

Fish and Chips




Eğirdir Gölü'nde Yeşil Ada'nın en uç noktasındaki restorandayız. İngilizlerin 'Fish and Chips' tarzında bir balık yiyeceğiz. Balık konusunda seçim yapmıyoruz. Çünkü levrek bu gölün en lezzetli ve meşhur balığı. Balığı nasıl yaptıklarını isterseniz kısaca anlatayım. Derisini yüzdükten ve tüm kılçıklarını temizledikten sonra fleto halinde kesiyorlar levrekleri. Sonra beyaz fleto eti şeritler halinde doğruyorlar. Hazırlanan karışım sosa batırılan şerit şeklindeki balıklar, kızgın ateşte altın renge dönüşene kadar kızartılıyor.

Eğirdir Gölü




Türkiye'nin 5 büyük gölünü sıralayarak başlamak istedim bu yazımıza. Birinci sırada Van Gölü bulunuyor. İkinci sırayı Tuz Gölü alıyor. Üçüncü ve dördüncü sırada bugün göreceğimiz Beyşehir ve Eğirdir Gölleri yer alıyor. Beşinci sırada ise İznik Gölü var. Konya'dan Isparta'ya doğru giderken, paralel yol kat edeceğimiz Beyşehir Gölü sağımızda kalıyor. Sonrasında ise 2 küçük adası ile Eğirdir Gölü karşılayacak bizi.

Yeşil Türbe




Günaydın Konya! Gözlerimizi bu tarih kokan şehirde açıyoruz bu sabah. Bugün turlamamızın dördüncü günündeyiz. Yarıladık yani. Bugünkü gezintimiz, Hz. Mevlana'nın türbesinin yer aldığı Mevlana Müzesi'ni ziyaret ile başlıyor. Hemen ardından Konya'dan ayrılacağız. Eğirdir Gölü'nde ilk molamızı vereceğiz. Can Ada ve Yeşil Ada'yı turlayıp, Eğirdir manzaralı yöresel bir öğle yemeği yiyeceğiz. Turumuz, Isparta ile devam edecek. Gül suyu, sabunu, kokusu, reçeli ve gülden yapılmış onlarca ürününün satıldığı bir dükkana girip gülleneceğiz. Sonrasında gül bahçeleri içinden geçip, gül suyunun üretimini göreceğiz. Gecelememiz ise Simav'da olacak. Uzun bir yol gün bizi bekliyor.

22 Haziran 2014 Pazar

Konya Şehir Turu




Akşam üstü güneş batmadan Konya'ya yetişiyoruz. Öncelikli planımız Mevlana'yı ziyaret etmek. Fakat müze kapandığı için içeriye giremiyoruz. Ziyaretimiz yarın sabaha kalıyor. Müzenin etrafında gezinip Gül Bahçe'deki kafede dinleniyoruz.

Ihlara Vadisi




Kapadokya bölgesinden yavaş yavaş uzaklaşıyoruz. Gezimizin 3. gününü Konya'da noktalayacağız. Konya'dan önceki son durak yerimiz ise Aksaray'ın Güzelyurt ilçesine bağlı Ihlara Köyü yanındaki Ihlara Vadisi. Köyün sırtını dayadığı Hasan Dağı'nın püskürttüğü lavların aşınması sonucu oluşmuş bir doğal güzelliğe sahip burası. Ihlara Vadisi'nin arasından da soğuk soğuk akan Melendiz Çayı geçiyor. Melendiz Çayı sayesinde vadinin ortasındaki yeşillikleri görüyorsunuz.

Derinkuyu Yeraltı Şehri




Yeraltı şehirlerinden en büyüğü ve en derini olan Derinkuyu Yeraltı Şehri, Kaymaklı'dan sonraki hedefimiz. Aynı yol güzergahında bulunan Derinkuyu ilçesine kısa zaman sonra varıyoruz. Tur boyunca takip ettiğimiz kahverengi tabelalar, bu küçük ilçede de bize doğru hedefi gösteriyor. Arabamızı yeraltı şehrinin hemen önündeki park alanına çekip, hızlıca turnikelerden giriş yapıyoruz.

Kaymaklı Yeraltı Şehri




Turumuzun üçüncü günündeyiz. Sabah yeraltı şehirleri ve Ihlara Vadisi ziyareti için Göreme'den ayrılıyoruz. Bugünkü yolumuzun sonu, buraları ziyaret ettikten sonra Konya. Kapadokya bölgesinde 200 civarında yeraltı şehrinden bahsediyorlar. Bunlardan 2 tanesi günümüzde en popüler olanlarından. Birisi Kaymaklı, diğeri Derinkuyu yeraltı şehri. Bu şehirlerin ve diğerlerinin tarihi tam olarak bilinmiyor. İnsanlar buraları oyup neden yer altında yaşadılar? Yapılan arkeoloji çalışmalarına rağmen net değil. Etkin görüşe göre; Bizans döneminde düşman saldırılarından korunmak için yapılmış sığınaklar olarak kullanıldığı düşünülüyor.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Göreme - Gün Batımı




Güneşe balon sepetinde merhaba demiştik bugün, bölgeye hakim bir tepede ise güle güle diyoruz. Göreme'nin üst tarafında panoramik gözetleme tepesi olarak bilinen tepeye çıkıp gün batımını izliyoruz. Tabi burada yalnız değiliz. Bir çok gezgin ve turist beraber el birliğiyle batıracağız güneşi.

Avanos




Kapadonya gezimiz tüm heyecanıyla devam ederken, gözlerimiz kayaları, taşları ve mağaraları görmekten yeşile ve suya hasret çekmeye başlıyor. Zelve Açık Hava Müzesi'nden Avanos'a yaklaştığımız sırada Kızılırmak durgun suları ile içimize su serpmeyi başarıyor. İşte Avanos ve Kızılırmak Nehri. Kızılırmak Türkiye sınırlarında doğan ve denize dökülen en uzun nehrimiz. Kızılırmak manzaralı ağaç gölgeli bir kafeye oturup limonata içip serinliyoruz.

Zelve Açık Hava Müzesi




Zelve Açık Hava Müzesi, Göreme'dekinden daha geniş alana yayılmış. Yürüyüş parkuru vadi kenarlarına yapılmış ve arazi engebeli olduğundan kestirmelerden geçmek mümkün değil. Yani geri dönme gibi bir durum yok. Parkuru gidiş yönünde tamamlamak zorundasınız. Müzeyi gezmeye başlamadan bu durumu göz önünde bulundurmakta fayda var. Çünkü bir süre sonra hep benzer mağara, kaya, taş artık yetsin diyebiliyor insan.

Ürgüp - 3 Peri Bacaları




Bölgede en iyi şekil almış peri bacası görmek için Ürgüp'e gidiyoruz. Önceki yazımda bahsettiğim gibi görülecek yerler birbirine çok yakın 3-5 kilometre mesafede. Kısa zaman içinde vadinin üst tarafında 3 Peri Bacaları olarak tabir edilen noktaya varıyoruz. Peri bacalarının üstündeki kayaların düşmeden nasıl durduğuna inanmak zor. Gerçekten hayret verici, birileri düşmesin diye yapıştırmış gibi duruyorlar karşımızda.

Göreme Açık Hava Müzesi




Güneşin doğuşunu balon üzerinde Kapadokya semalarında izledikten sonra, yukarıdan gördüğümüz peri bacaları ve mağaraları bugün yerinde ziyaret edeceğiz. Kapadokya'ya gelip bu doğa harikası yerleri gezmek isteyenler için kısa bir bilgi vereyim. Kapadokya bölgesinin tamamını 1 günde gezmeniz çok zor. Planınızı en az 2 gün olarak yapmanız gerekiyor. Daha ayrıntılı gezerim, doğa yürüyüşleri yaparım ya da rahat rahat yorulmadan dolaşayım derseniz bu süreyi artırabilirsiniz. İlk gün sırasıyla Göreme Açık Hava Müzesi, Ürgüp, Zelve ve Avanos'u turlayabilirsiniz. Mesafeler birbirine çok yakın, sadece 3-5 kilometre. İkinci gün ise yer altı şehirlerinin bulunduğu Kaymaklı ve Derinkuyu ile Ihlara Vadisi bölgesini ziyaret edebilirsiniz.

Balon Turu




7 günlük gezimizin en etkileyici saatlerini geçireceğiz bugün. Gezimizin 2. gününün erken saatlerinde heyecanlı bir deneyim bekliyor bizi. Sabahın ışığı açılmadan saat 4 buçukta otelimizden alınıyoruz. Tüm balon firmalarının toplandığı geniş alanda ayak üstü aldığımız kahvaltı eşliğinde, bizi kuşlar gibi uçuracak sıcak hava balonumuzun şişirilmesine tanıklık ediyoruz. Uzaktan uçan balon gibi gözüken sıcak hava balonları yakından bakınca devasa bir hal alıyor. Birazdan balonumuz uçuşa hazır hale gelecek ve sepette atlayıp Kapadokya semalarında uçacağız. Güneşin doğuşunu, gizemli peri bacaları ve vadileri kuş bakışı seyredeceğiz.

20 Haziran 2014 Cuma

Testi Kebabı




Göreme'de serin havada kısa bir gezinti yaptıktan sonra güzel bir akşam yemeği için önceden belirlediğimiz bir restorana oturuyoruz. Bu ve benzeri restoranlarda peri bacası görünümünde küçük testilerde hazırlanan kebaplar spesial olarak sunuluyor. Bu testilerin üzeri hamurla kapanacak fırında pişiriliyor. Tek kullanımlık üretilen bu testilerde kebaplar piştikten sonra orta kısmından bıçak ile vurulup açılarak servis ediliyor. Böylelikle hem göze hitap ediyor hem de damağa.

Uç Hisar



Kapadokya bölgesinde 3 tane hisar bulunuyor. Ürgüp, Orta Hisar ve Uç Hisar. Vakti zamanında bölge bu üç hisar sayesinde korunuyormuş. Kayalar oyularak oluşturulan bu hisarların içinde geçitler açılmış. Bu dar geçitlerden eğile büküle geçip hisarın en üst kısmına çıkmak da mümkün. Ayrıca hisar içinde gizli sığınma yerlerinin olduğu da anlatılan efsanelerden birisi.

Tuz Gölü




Başkentten sonra Türkiye'nin Van Gölü'nden sonra 2. büyük gölü olan Tuz Gölü'ndeyiz. Ankara - Aksaray yolunda yaklaşık 150 kilometre ilerledikten sonra Tuz Gölü - Tuz Müzesi levhalarını göreceksiniz. Tuz müzesini biz göremiyoruz. Çünkü havalar yağışlı olduğu için tuzdan yapılmış eserler erimesin diye sergilenemiyor. Sular çekildiği vakit sergilenecek eserler gün yüzüne çıkarılıyormuş. Neyse biz ayakkabılarımızı çıkartıp Tuz Gölü'nün tadını çıkarıyoruz.

Ankara - Orta Anadolu Turu



Gezimiz bir Ankara akşamı ile başlıyor. Saat 8 buçuk gibi havalimanından  aldığımız misafirler ile konaklama yapacağımız otele yerleşiyoruz. Akşam yemeği için Ümitköy'deki Beğendik restoran tercihimiz olmasına rağmen kapanma vaktinden önce gidemediğimiz için rotamızı 7. caddeye çeviriyoruz. Akşam yemeğinin ardından laf lakırdı derken uyku vakti geliyor. Fazla geç kalmamak lazım. Çünkü bizleri yorucu bir gezi bekliyor.

Sabahın ilk ışıklarıyla gözümüzü açıyoruz. İlk durağımız Anıtkabir.

15 Haziran 2014 Pazar

Yeğenlerimle Doğa Yürüyüşü




Bu paylaşımda Enne Barajı etrafında yeğenlerimle yaptığım doğa yürüyüşünden enstantaneler sunuyorum. 2 saatlik yürüyüşümüz gelen sağanak yağmur ile son buluyor. Bu süre içinde karşılaştığımız doğa harikalarını fotoğraflamayı ihmal etmiyoruz. Barajı çevreleyen ağaçları yakından tanıyıp, tam 9 çeşit çiçekten oluşan bir demet yapıp taçlandırıyoruz bu yürüyüşümüzü.

13 Haziran 2014 Cuma

Central Anatolia Tour



 We are getting ready for a new adventure. For what? Where? When? Or with whom? All questions will find their answers with excellent snapshots. Coming soon...


7 Haziran 2014 Cumartesi

Yuvalama Çorbası




Bugün cumartesi, ne zamandır işlerimizin ve okulumuzun yoğunluğu nedeniyle şöyle güzel bir yemek yapamamıştık. Bu sabah yerimden kalktığımda sevgili eşime güzel bir yemek yapmak istedim. Aklıma yuvalama çorbası geldi. Kahvaltıdan sonra hemen nohutları sıcak suda ıslattım, daha kolay pişmeleri için. Ama yine de pek kolay piştikleri söylenemez. Bir gece önceden ıslatsak daha iyi olacaktı. Akşam vakti yaklaşınca karnımız da yavaş yavaş acıkmaya başladı.

1 Mayıs 2014 Perşembe

Yaşayan Osmanlı Köyü - Cumalıkızık




Cumalıkızık Köyü, Osmanlı'dan bize korumamız gereken bir miras. Diğer Kızık köylerinin aksine ayakta kalarak Osmanlı'nın kırsal mimarisinin günümüze taşımayı başarmış ender köylerden biri. Cumalıkızık Köyü ve diğer Kızık köyleri Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey'in oğlu olan Orhan Bey'in Bursa'yı almasıyla Uludağ yamaçlarına kurulmuşlar. Kızık bildiğiniz gibi Oğuzların 24 Türk boyundan biri. Kurulan köyler Türkmenlere açılmış ve zamanla Osmanlı'nın mimarisine göre şekillenmişler. Fakat günümüzde sadece Cumalıkızık özgünlüğünü koruyabilmiş. Köyün ismi de cuma gününden geliyor. Civar köylerdeki köylüler cuma namazı için Cumalıkızık Köyü'nde toplanıyorlarmış. Bu yüzden Cumalıkızık adı söylene gelmiş.

11 Nisan 2014 Cuma

Doğa Uyanıyor




Bir, iki, üç derken çoğalarak uzayıp gidiyor çiğdemler. Renksiz toprağın süsleri bu turuncu çiğdemler... Sürekli süslemiyorlar ama. Sadece kısa bir süre için görünüyorlar sonrasında tekrar çıkmak üzere toprağa karışıp kayboluyorlar. Bu görünme süreci soğuk kışı geride bırakan doğanın uyanışı. Merhaba doğa, hayatımıza renk getirdin. Seni özlemiştik, hoş geldin.

12 Mart 2014 Çarşamba

Ankara Son Gün




Ankara'daki son turlamalarımızı yapıyoruz. Artık doyduk bu şehrin taşına toprağına. Gitmediğimiz görmediğimiz Roma Hamamı dışında yer kalmadı. Şimdi Etnografya Müzesi'ndeyiz. Bu müze, ilk okul yıllarından ezberimizde kalan Atatürk'ün naaşının Anıtkabir'den önce muhafaza edildiği yer. Diğer illerdeki etnografya müzelerinde olduğu gibi Türk yaşayış tarzından sofra düzenlerine, savaşlarda kullanılan silahlardan, ilgilendikleri sanatlara kadar Türk'e ait ne varsa sergileniyor bu müzede. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait bir çok eser sergilenerek gelen ziyaretçilere geçmişe bir yolculuk yapmalarını sağlıyor.

11 Mart 2014 Salı

Eski Meclisler




Ankara'daki diğer uğrak noktamız eski meclis binaları. Ulus Meydanı'na yakın konumlanmış bu binalar millet meclisi olmasının yanında Cumhuriyet öncesi ve sonrası çeşitli amaçlarla kullanılmışlar, günümüzde ise Cumhuriyet dönemini anlatan birer müze olarak hizmet veriyorlar. Cumhuriyet Müzesi yani 2. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nden müze ziyaretlerine başlıyoruz. Yeniden eskiye doğru. Bu meclis 1924 yılında yani Cumhuriyet'in ilanından sonra açıldığı için Cumhuriyet Müzesi olarak biliniyor.

9 Mart 2014 Pazar

Estergon Türk Kültür Merkezi



Orta Asya hasreti çekenler var mı? Çeken varsa buyurun Estergon Türk Kültür Merkezi'ne. Tarihimizde önemli bir yeri olan Estergon Kalesi'nin ismi yaşatılıyor bu merkez ile. Orta Asya'daki kardeş ülkelerin bahçeleri kale etrafında sıralanıyor. Kalenin içinde ise Türk kültürünü anlatan bir etnoğrafya müzesi bulunuyor. Bu yazımızı aşağıdaki Anayurt Marşı'nı dinleyerek okumanız çok anlamlı olacaktır.



8 Mart 2014 Cumartesi

Özbek Sofrası



Ankara'da kardeş ülkelerimize has yemeklerin tadına bakacağınız bir yer var. Keçiören'deki Estergon Türk Kültür Merkezi etrafındaki Asya bahçelerinde Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan gibi Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinin yöresel yemeklerini sundukları çadırlar bulunuyor. Bir kaç tanesine hızlıca göz attıktan sonra Özbek Sofrası'na sokuluyoruz.

Ulucanlar Cezaevi




Ne canlar gitti Ulucanlar'da, ne bedenler eskidi bu soğuk mapusta. Ankara'da görülmesi gereken yerlerden biri de Ulucanlar Cezaevi. Soğuk koğuşlarında Bülent Ecevit’ten Muhsin Yazıcıoğlu’na, Osman Bölükbaşı'na, Necip Fazıl Kısakürek’den, Nazım Hikmet'e, Deniz Geçmişlere, Yılmaz Güney'e kadar Türk siyasi ve edebi hayatın önemli isimlerine kapılarını açan bir cezaevi. Toplumun her kesiminden sağcısından solcusuna düşündükleri ve söyledikleri için ceza alan edebiyatçılar, siyasiler 81 yıllık bir geçmişe sahip bu cezaevinde belli bir süre misafir kalmışlar. Bazıları ise son nefeslerini vermişler dar ağacına asılarak. Cumhuriyet döneminin bu acı yüzünü yaşayan cezaevi 2011 yılında kapatılıp, aslı korunarak gezenin içini ürperten bir müzeye dönüştürülmüş. 2 saatinizi ayırıp bu müzeyi ayrıntılı gezmenizi ısrarla tavsiye ediyorum. Cezaevinin her köşesinde dar zindanlarda geçen çileli yılların acısını göreceksiniz.

...
Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli, 
Kırmızı tuğlalar altı köşeli. 
Bu yol da tutuktur hapse düşeli... 
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak. 
Ne ayak dayanır buna, ne tırnak! 
...

2 Mart 2014 Pazar

Eski Ankara'yı Keşfedelim




Çoğu metropolde tarihi dokunun yaşatıldığı, genelde eski şehir ya da tarihi bölge olarak anılan küçük de olsa bir yerleşim vardır. Şehir bu tarihi alan etrafında inşa edilen modern binalar ile genişler. Küçüklü büyüklü hemen hemen tüm şehirlerde bunu görebilirsiniz. Bu yazımızda Ankara'nın metropol yüzünün yanında yaşatılmaya çalışılan eski Ankara'dan bahsedeceğiz. Aslına uygun inşa edilen Ankara Kalesi'nin altındaki vadiye kurulan evler ve etrafındaki tarihi bölge Ankara için yeni bir cazibe merkezi olacak gibi.

15 Şubat 2014 Cumartesi

Pavlovsk



Her başlangıcın bir bitişi vardır elbet, sonsuzluk ise sadece matematikte karşımıza çıkıyor bu sonlu dünyada. Her gezinin de bir sonu var. 1 haftadır yollardayız. 3 gece Moskova, 2 gece St. Petersburg'ta misafir olduktan sonra 2 gece de Pavlovsk'ta misafir olup Türkiye'ye döneceğiz. Dünya ölümlü dedik ya, aynı zamanda da küçük. Neden mi? Burada misafir olacağımız arkadaşı, yıllar önce Türkiye'de ben misafir etmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam 2 gece bizde kalmıştı. Germiyan Konağı'nda fasıl dinlemiş, çay içip sohbet etmiştik. Türkiye'den sonra Çin'e gideceğini söylemişti. İşte bu misafir ettiğimiz arkadaş, 4 yıl Çin'de kaldıktan sonra Rusya'da evlenmeyi düşünmüş ve St. Petersburg'da 28 kilometre mesafedeki küçük bir kasaba olan Pavlovsk'a yerleşmiş. Burada nişanlısı ile İngilizce öğretmenliği yapıyor. Nerede kalabiliriz diye arama yaparken gördüm burada yaşadığını. Müsait misin diye yazdığımda, beni tanıdın mı, Kütahya'da sende kalmıştım filan yazdı. Muhakkak gel, misafirimiz ol dedi. Biz de programımız son gününe Puşkin ve bu şirin kasabayı ilave ettik. Perşembe akşam geldiğimiz Pavlovsk'tan Cumartesi  günü ayrıldık.

Comments