12 Aralık 2013 Perşembe

Çin Eğitimi 9 - Çin Mutfağı



Çin yemeği deyince artık; bol kokulu, adlarını asla öğrenemediğim yemekler gözümün önüne geliyor. Yemekler susam veya soya yağında pişirildiği için 100 metre ötede bir restoran olduğunu anlıyorsunuz. Bu aşırı kokuda, kullanılan baharatların da etkisi var. Sığır eti, domuz eti, kümes hayvanlarını baharatlayıp, kızgın yağda pişiriyorlar ya da mangal üzerinde kızartıyorlar. Her köşe başında çöp şişe takılı etleri ve deniz mahsullerini görüyoruz. Yoldan geçen Çinliler, bir kaç şiş alıp, bir yandan yiyorlar bir yandan yürümeye devam ediyorlar.












Bizdeki karnıyarığa benzer patlıcan ve kıyma ile hazırlanan bir yemek. Tadına bakmadım ama görünüşü benzemesine rağmen tadı konusunda gözlemlerim neticesinde karnıyarık ile aynıdır diyemeyeceğim.



2 hafta boyunca yemekle ilgili çok ilginç şeyle karşılaştım. Bunlar birisi aşağıdaki fotoğraftaki domuz toynakları. Yine bir akşam Shenzhen sokaklarında gezerken bir kuyruk gördüm. Çinliler kuyrukta beklemeyi çok severler, uzun otobüs kuyruklarını her yerde görebilirsiniz. Nedir bu kuyruk diye biraz yaklaştım ve gördüm ki, bir yemek kuyruğu. Ne pişiriyorlar, ne satıyorlar? diye biraz daha yaklaştım ve gördüm ki kızarmış domuz toynakları. Baharatlı ve aşırı yağlı gözüken bu domuz ayakları için Çinliler sıraya girmiş. Satıcı bayan toynakları itina ile parçalayıp, plastik tabaklara koyuyor. Servis yaparken şeffaf tek kullanımlı eldiven veriyor müşterilerine. Eldiveni giyen domuz ayağı sevenler bir güzel yiyorlar. Yemeği bitince de eldiveni çıkartıp atıyorlar. Yolda yürürken çubukla yenemediği için böyle bir çözüm geliştirmişler.



Bana ilginç gelen bir diğer durum da sulu yemeklerde denk geldi. Sebzeli bir tavuk yemeği gibi görünen aşağıdaki fotoğraf kampüste yemekhanelerde objektifime takılıyor. Eğitimin ilk günü öğle yemeğini nerede yiyebiliriz diye kampüs içindeki yemekhaneleri geziyoruz. Tüm yemekhaneleri yazımın başında bahsettiğim yemek kokusu sarmış durumda. Tabi bu koku altında yemek yemek bize çok uygun değil. Sadece ne var ne yok diye yemekhanelere göz atıyoruz. Gelelim aşağıdaki fotoğraftaki ilginçliğe; sebzeli sulu tavuk yemeği için tavuğun tüm organları değerlendirilmiş. Fotoğrafın sağ tarafına dikkatli bakarsanız size merhaba diyen bir ayak görebilirsiniz. Tabi bu durum bize ilginç geliyor. Bir Çinli için gayet normal bir durum.


Çin köylerini gezerken oradaki restoranların birinde yemek yiyen yaşlı bir Çinli bayan.


Çin'de Türkiye'de yetişmeyen bazı meyvelerin de tadına bakma fırsatımız oldu. Dragon meyvesi bu meyvelerden birisi. Dışı kırmızı olan bu meyvenin içi ise süt beyaz, küçük çekirdekleri ile kiviye benziyor. Bir diğeri ise ağaç kavununa benzer turuncu renkli meyve. Meyvelerin her çeşidi, elmalar bile taze ve sulu sulu. Çin yemeklerinden yiyemesek de otelde ve eğitim salonumuzda sürekli olarak servis edilen meyvelerden ara öğün olarak yiyoruz. Bizden tam not aldığı için Çin meyveleri konusunda, yemeklerdeki başarısız deneyimlerimizin aynısını söyleyemem.




Çin sokaklarında gezerken bizim pişmaniyeye benzer bir tatlı gördük. Yapılışı ve paketlenmesi aynıydı.


Bu da bir çeşit şekerleme. Bu şekerlemeyi sanat haline dönüştüren satıcı şekerlemelerini çeşitli figürlere dönüştürerek satıyor. Bir kaç dakika içinde bizim için yapılan bir balık şekeri.


Çin de hamur işleri de gözümüze çarpıyor. Mantıya benzer hamur işleri.



Çin'deki yemek deneyimlerinden biri, balık yiyerek oldu. Düşündüm, et yemeklerini domuzdan dolayı yemek istemiyoruz, tavuklu yemekleri de içimiz almıyor. Bu sebepten dolayı balık yiyebilirim diye düşündüm. Ve girdim bir balık restoranına. Çok geçmeden menü geldi. Menüde, ismini bilmediğim bir sürü balık. Gözüme hoş gözüken bir tanesini seçtim ve sipariş verdim. 10-15 dakika içinde alttan ateşli bir tepsi içinde balık geldi. Balığın yanında ıspanak salatası ve pirinç pilavı geldi. Servis edilişi oldukça beğenimi kazandı. Balığın tadına baktım fakat o baharat ve yağ kokusu, balığın lezzetinin önüne geçmiş, balığı çok ağırlaştırmıştı. Bir kaç parça aldım fakat arkası gelmedi, yiyemedim. Pirinç pilavı ise yağsız ve tuzsuzdu. Biraz tuz atıp pilavdan yemeğe çalıştım. Ispanak salatası ise fena değildi. Biraz da ondan yeyip restorandan ayrıldım. Pek karnım doymadı ama Çin yemeklerinin tadına bakarak deneyim kazanmış oldum.




Çinliler denizden babam çıksa yerim mantığıyla tüm deniz canlılarını yiyebiliyorlar. Bizde pet-shoplarda bulunan akvaryumların için orada türlü deniz canlıları besleniyor. Meraklıları için akvaryumdan seçip, taze taze yemek mümkün.



0 comments :

Yorum Gönder

Comments