10 Aralık 2013 Salı

Çin Eğitimi 6 - Çin Kültürü



Windows of the World tema parkından ayrıldıktan sonra yan yana olan China Folk Culture Villages ve Splendid of China tema parklarını ziyaret ediyoruz. Folk Culture Villages parkı adından da anlaşıldığı gibi Çin halk kültürünün tanıtıldığı bir park. Bu parkta Çin'in farklı bölgelerinden gelen etnik ve farklı kültüre sahip gruplar, kendilerine has alanlarda gösteri ve çeşitli etkinlikler yaparak kültürel tanıtım yapıyorlar.


Çin kültürünü tanımak için öncelikle Çin coğrafyasına ve tarihine biraz göz atmak gerekiyor. Günümüzdeki Çin devleti, resmi adıyla Çin Halk Cumhuriyeti, yüz ölçümü olarak Rusya ve Kanada'dan sonra dünya genelinde 3. büyük ülke. Bu geniş yüz ölçümü ile Çin, yaklaşık 10 milyon kilometrekare toprak parçası üzerine kurulmuş. Yani Türkiye yüz ölçümünün 12-13 katı büyüklüğünde. Harita üzerinden bakacak olursak İtalya nasıl çizmeyi andırıyorsa, Çin de tavuğu andırıyor. Çinliler, şehir ve bölge tarif ederken tavuğun kafası, kuyruğu gibi tabirler kullanıyorlar. Mesela; bizim eğitim gördüğüm Shenzhen ilinin bağlı olduğu Guangdong eyaleti tavuğun ayaklarını oluşturuyor. Aşağıdaki haritadan bu durumu görebilirsiniz.


İdari yapıya göz attığımızda ise; bu geniş coğrafya üzerinde 5'i özerk bölge olmak üzere 33 adet eyalet düzeyinde yönetimsel bölüm görüyoruz. Tavuğun kanatlarını oluşturan Sincan-Uygur (Doğu Türkistan) Özerk Bölgesi bunlardan bir tanesi. Toplam nüfus 1,2 milyar, bu nüfus ile Çin, dünyanın %20'sini oluşturuyor. Çin mutfağındaki çeşitlilik de bu nüfusu doyurmak için gelişmiş. Dünyaya kapalı bir kalabalık toplum düşünün. Doyurmak kolay değil tabi. Denizden ne çıksa yiyorlar, daha doğrusu yaşayan her canlıyı yiyorlar. Çok pişmesine bile gerek yok. Günümüz gençliği (dünyaya açılmış Çin yani 1980'lerden sonraki kuşak diyebiliriz) küreselleşen dünyada buldukları her şeyi yemiyorlar.

Çin tarihi de çok eskilere dayanıyor. Dünyanın en eski medeniyetlerinden birine sahip Çinliler. Orta Asya Türk devletleriyle Çin arasında sürekli yaşanan mücadelelerin konu alındığı tarih kitaplarından hatırlıyoruz aslında Çin tarihini. İsa'dan önce 3. yüzyıllardan 1900'lerin başına kadar çeşitli hanedanlıklar süregelmiş bu topraklarda. Sonrasında ise önce milliyetçilerin iktidarında bir yönetim başa gelmiş, 1900'lerin ortasına kadar süren milliyetçi yönetim devrilip, Mao liderliğinde uzun yıllar boyunca yapılan devrim hareketleri ile Çin, komünizmin hakim olduğu sosyalist bir ülkeye dönüşmüştür. Mao döneminden sonra yani Mao'nun ölümü olan 1979 yılından sonra Çin sosyalist çizgiden uzaklaşmaya dünyaya açılmaya başlamıştır. Ekonomik kalkınma programları yapılmış ve yapılan kalkınma hareketleri ile günümüz dünyasında önemli bir güç elde etmeyi başarmıştır. Shenzhen de bu özel ekonomik alanlardan bir tanesidir. Honk Kong'a komşu olan bu küçük kasaba, 1980 yılında "Special Economic Zone" ilan edilmiş ve ismi bu kelimelerin baş harflerini anımsatan Shenzhen olarak değiştirilmiştir. 1980 yılından sonra yapılan ekonomik yatırımlar ile Honk Kong!a rakip bir şehir konumuna yükselmiştir. 

Çin tarihi özetle böyle. Çinlilerin bir özelliği de her şeyi yazmalarıdır. O yüzden tarihi kaynakları çoktur. Ve Çin ile bir çok alanda münasebetimiz olduğu için bizim tarihimize de ışık tutan bir çok olayı, Çin kaynaklarından okuyup öğrenmişizdir.

Gelelim, bugün gezeceğimiz tema parka. China Folk Culture Villages. Parka giriş yaptıktan sonra Çin savaşlarını anlatan "Savaş Atları Gösterisi" ne yetişiyoruz. 1 saat süren 2 hektarlık alan içesinde Çin savaşlarını konu eden dev bir gösteri izliyoruz. Arkada büyük bir kale, tarihi savaş kıyafetleri ve donanımları ile atlar üstünde Çinli süvariler ve bu süvarilerin yaptıkları zorlu gösteriler ile izleyenlerin beğenisini kazanıyor. İşte bu savaş meydanından objektifime yansıyan kareler.














Atlarla yapılan savaş gösterisinden sonra Çin kültürüne ait köyleri turlamaya başlıyoruz. Gezelim, tozalım, haydi turlayalım! Tanıtımlar ve gösteriler Çince yapıldığı için hangi etnik grubun ne özelliği var pek anlamıyoruz. Rehberimiz Dennis de bir şey anlatmıyor. Yolumuz üzerinde kulağa hoş gelen seslere yöneliyor ve ilgimizi çeken gösterileri izliyoruz.







Parkta en çok ilgimizi çeken, Uygurlu kardeşlerimizi yaptıkları oyunlar ve söyledikleri türküler oluyor. Söyledikleri ve çaldıkları Türkçe müzikler ile Türkiye ile bu noktaya kadar tüm Asya toprakları arasına bir köprü çekiyor. Ara verdiklerinde kendileriyle konuşuyoruz, hal hatır soruyoruz. Uzak diyarlarda Türkçe anlaşabilmek bizi ve onları mutlu ediyor. Gösteri yapıyorlar ama biraz hasbıhal edince içlerini çok acıklı olduğunu anlıyoruz. Öyle acıklı şeyler anlatıyorlar ki bizim de içimiz ağrıyor. Türkiye'ye davet ediyoruz fakat Çin hükumeti pasaport vermediği için yurt dışına çıkamıyorlarmış. "Namaz kılarken saçlarımızdan tutup, yakalıyorlardı." diye anlatıyorlar, yaşadıkları acıları paylaşıyorlar bizimle. Bu yazıyı okurken bir vesile olsun, bir dua daha gönderelim kendilerine. "Rabbim, özgürce ibadetlerini yapabilmeyi, baskıdan uzak kardeşçe yaşamayı nasip etsin. Allah, Müslüman Uygur kardeşlerimizi refaha ulaştırsın inşallah." Amin


Shenzhen - China Folk Culture Village tema parkında, kayda aldığım dekoruyla ve sesiyle muhteşem, dinleyen insanın ruhunu okşayan Uygur türkülerini paylaşıyorum.



Telli, yaylı, üflemeli ve vurmalı Uygur müzik aletleri. 


Hatıra fotoğrafı çekilerek bu güzel mekandan ayrılıyoruz.


Gezi sırasında dış mekan gelin-damat fotoğrafları çekildiğini görüyoruz yer yer.




Nehir üzerinden çelik halatlar üzerine asılı yelekler ile potansiyel enerjiyi kinetik enerjiye dönüştüren bir aktivite yapıyoruz.


Çin'in belki her yerinde gördüğümüz, "birbirinizi sevin" temalı heykelleri burada da karşımıza çıkıyor. Bunun anlamını sorduğumuzda; "2014 yılında ayrılıklar olmasın, 2014 yılı 2013 yılıyla kucaklaşırken, siz de birbirinizi sevin, kucaklaşın." gibi bir anlamı olduğunu öğreniyoruz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments