13 Aralık 2013 Cuma

Çin Eğitimi 14 - Cuma Namazı



Cuma namazını kılmak için Shenzhen'deki Çin Camisine gidiyoruz. Cami 2 tane minareden ve prefabrik tarzda tek katlı bir yapıdan oluşuyor. Cami içerisinde başın secde ettiği yerlerinde halı bulunmuyor. Sadece oturulan kısımlarda halı var. İlk girişte dikkatimizi çeken bu oluyor. Bismillah deyip, içeri giriyoruz. İçeride bizi Çince vaaz veren bir din görevlisi karşılıyor. Uygur Türklerinin ağırlıkta olduğu cami cemaati Çince vaazı dinliyor. Biz de ön saflara doğru ilerleyerek yerimizi alıyoruz.  Cuma namazına ilgili büyük Shenzhen'de, kısa zaman içinde cemaat camiyi dolduruyor.

 

İmam efendi, hutbe okumayacağı mimbere elinde 2 metrelik bir asa ile çıkıyor. Osmanlı'da fetih olunan camilerde kılıçla hutbe okunmasını biliyoruz. Mimbere kılıçla çıkılması o caminin fethedildiğini yani kılıçla alındığını gösteren bir simgeydi. Çinde'ki bu durum ise bununla ilgili olmayıp, İslamiyet'in ilk yıllarında imamların yetkili ve güç sahibi olduğunu gösteren asalarla hutbe okumalarından geliyormuş. Bu geleneğin Çin camilerinde devam ettiğini görüyoruz.


Çin'deki Müslüman nufüsu Uygurlar başta olmak üzere Türki milletler, Huiler (ki bunlar safkan Çinlidir) ve sonradan Müslüman olmuş Çinliler oluşturuyor. Bu bilgileri namaz çıkışında hasbihal ettiğimiz Uygur kardeşlerimizden öğreniyoruz. Uygurların özerk bölgesi olduğunu biliyoruz, Çinliler Sincan diyor, biz Doğu Türkistan Huilerin de Çin'in sınır bölgesi olmamasına rağmen özerk yönetimin olduğunu söylüyorlar. Lokal bazlı sorunlar günümüzde zaman zaman yaşansa da din ve ibadet konusunda 1980'lerden sonra biraz biraz özgürlükler verilmeye başlanmış. Ama durum buna rağmen çok da iç açıcı değilmiş. Bazı eyaletlerde bayanların kapalı gezmesi yasakmış. Gelir seviyesi düşük vatandaşlara verilen yardımlar, Müslümanların başlarını açmaları karşılığında veriliyormuş. Memur olarak görev yapan Uygurların namaz kılması ve oruç tutması yasaklanıyormuş. Yani Müslüman Uygur Türklerini hala tehlike olarak görüyorlarmış. Çin işkencesi geçmişe göre hafiflese de bazı noktalarda buna benzer çifte standartlar uygulamaların devam ettiğini söylüyorlar. Allah bu kalbi temiz akrabalarımıza İslamiyeti gönüllerince yaşamayı nasip etsin inşallah diye dua ediyoruz. Ayrılma vakti gelince kendilerini Türkiye'ye davet ediyorum, pasaport almakta zorlanıyorlarmış. Çin hükumeti kolay kolay pasaport vermiyormuş. Gönüller bir olsun diyorlar ve gök bayrağı bağırlarına basan bu candan akrabalarımız, al bayraklı Türkiyemize selam gönderiyorlar.


Caminin çevresinde Müslüman seyyar satıcılar Cuma gününün bereketinden istifade ediyorlar. Şeker kamışının suyunu çıkartıp satıyorlar.


Yine Cami çıkışında tekbirle kesilen koyunlar Cuma namazına gelen cemaate kilo kilo satılıyor. Bu uygulama ile helal kesimi gören cemaat içine sinerek et yemiş oluyor.


Küçük bir Cuma pazarına dönüşen cami çevresinde Uygur restoranları öğle yemeği için güzel yerler. Fazla baharat kullanılmayan çöp şiş ve kızarmış tavuk gibi damak tadımıza uygun yiyecekler ile karnımızı doyuruyoruz.




Ufak tefek hediyelik eşya satan bir dükkanın içinde tanıştığımız Uygur abilerimiz. Ayak üstü Türkçe hal hatır sorup hoş beş yapıyoruz. Kilometrelerce uzakta olsak da Türkçe ile anlaşabilmek ve günlük hayatımızda aynı dili kullanıyor olmak bizi duygulandırıyor. Kendileri ana vatanlarından kopup buraya çalışmaya gelmişler. Buradan ana vatan Doğu Türkistan'a, Urumçi'ye, Kaşgar'a, Altaylara selam gönderiyoruz.

1 comments :

Faruk şahin dedi ki...

burada kuzu şiş yerken çalan bir türkü vardı uygur türküsü , adını bilmiyorum malesef 4 yıldır bulamadım

Yorum Gönder

Comments