1 Eylül 2013 Pazar

Efes Antik Kenti



Günümüzde Selçuk ilçe sınırları içinde bulunan, tarihi İsa'dan önce 6000 yılına kadar dayanan Efes Antik Kenti'ndeyiz. Güneş kavurucu sıcaklığına aldırış etmeden tarihin tozlu yollarında turlayacağız. Efes Antik Kenti, 8 kilometrekarelik geniş bir alana (yaklaşık 750 futbol sahası büyüklüğünde) kurulmuş hala kazı çalışmalarının devam ettiği, görülmeye değer bir kent.


Efes'e özel aracınız ile girecekseniz otopark ücreti ödemek zorundasınız. Girişte Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın sunduğu Müze Kart geçiyor. Benim müze kartımın süresi geçen ay dolduğu için Maximum kart imdadıma yetişiyor. Antik kentin içinde bilgilendirme yazılarını okumak zor geliyor ise sesli rehberlik yapan kulaklıklardan kiralanabiliyor. Daha profesyonel bir gezinti olsun diyorsanız rehber eşliğinde de gezmek mümkün. Ya da bizim gibi amatör ruhlu iseniz İngilizce ya da Türkçe rehberlik yapan grupların peşine takılır, çaktırmadan kulak misafiri olabilirsiniz.

Efes Antik Kenti, Helenistik (Büyük İskender'in istilalarıyla başlayan Grek etkisinin doruğa ulaştığı dönem) ve Roma çağlarında en parlak dönemini yaşamış. Roma imparatoru Agustos zamanında da başkentlik yapmış. Agustos deyince kendisiyle ilgil ilginç bir anekdotu aktarmadan geçemeyeceğim. Roma'nın mimaride, tıpta, astronomide ileri olduğu dönemlerde Julius Ceaser (Jülyus Sezar) İsa'dan önce 46 yılında takvimdeki karışıklıkları çözmek için yeni bir takvim hazırlatır. Günümüzdeki takvimin çok benzeri olan Jülyen takvimine göre; 365 gün olan 1 yıl, 12 ay kalabilmesi için 6 ay 30, 6 ay 31 gün olarak bölünmüştür. Yine günümüzdeki gibi 4 yılda bir artık yıl uygulanmıştır. Takvimin kabulü temmuz ayında yapıldığı için bu aya Julyus adı verilmiş. Batı dillerinde July olarak hala kullanılmaktadır. Takvim uygulaması Jülyus Sezar'dan sonra aksamaya başlamış yine karışıklar çıkmıştır. Agustos Sezar döneminde takvimde yine düzenleme yapılmıştır. Agustos Sezar da aynı Jülyus gibi kendi adının takvimde yer almasını istemiştir. Fakat o zamanın ayı olan Ağustos 30 çekmektedir. Jülyus Sezar'ın ayından az olduğu için Şubat ayından 1 gün alınıp Ağustos ayına eklenmiştir. Şubat ayının artık yıllarda 29, diğer yıllarda 28 çekmesinin nedeni budur. Bu kısa anekdottan sonra Efes'in tarihine geri dönelim.

Efes, liman şehri olduğu için ticaretin yani paranın döndüğü bir şehir olmuş ve bu sayede uzun yıllar önemli bir merkez olarak rol üstlenmiştir. Efes'in kaderi 4. yüzyıldan sonra değişmeye başlamıştır. Liman, Marnas Çayı ve Küçük Menderes ırmaklarının getirdiği alüvyonlu toprak ile dolmaya başladıkça Efes denizden uzaklaşmış, Limandan uzaklaştıkça da ticaret gerilemiştir. Limanın dolmasıyla şehir küçülerek batıya doğru yer değiştirmiştir. Roma döneminden sonra Bizans, sonrasında Selçuklular bu topraklarda hüküm sürmüşler, sonrasında Osmanlı  İmparatorluğu ve varisi olarak Türkiye bu toprakların egemenliğini ellerinde tutmuşlardır.

Efes, ticaret ve politikada ileri olmasını sadece liman kenti olmasına borçlu değildir. Anadolu'nun eski Kibele geleneğine dayalı Artemis kültürünün en büyük tapınağı bu bölgededir. Dünyanın 7 harikasından biri sayılan Artemis Tapınağından günümüzde sadece bir kaç kolon kalmıştır.

Kente ilk girişte büyük bir tiyatro karşılamaktadır bizi. Günümüzde zaman zaman özel konserlerin de verildiği hala kullanılan bir tiyatro. Büyük tiyatro olarak isimlendiriliyor burası. Tiyatronun ilerisine doğru gittikçe antik şehre girmiş bulunuyoruz.



Tiyatrodan mermer cadde denilen genişçe bir caddeden yürüdükten sonra işlemeli August Kapıları çıkıyor, bu kapılardan sonra da Efes Antik Kenti fotoğrafları ile özdeşleşen, Efes denilince akla ilk gelen kare çıkıyor karşımıza. Bu heybetli yapı, 2 katlı antik bir kütüphane. Celsus adına yaptırılmış bu kütüphanenin arkasında Celsus'un lahdi bulunuyor.


Kütüphaneden yamaç evlerinin sağlı sollu bulunduğu ana caddeye çıkılıyor. Bu cadde liman caddesi. Cadde üzerinde hamamlar ve çeşmeler bulunuyor. Ayrıca cadde üzerinde Hristiyanlığın ileri gelenlerinin anıtları dikilmiş vaziyette. 



Halkın kullanımına açık tuvaletler.


Roma döneminde hamamlar toplanma yerleri olarak kullanılmış. Resmi işleri olan halk bu hamamlarda devlet yetkilileriyle görüşmelerini yapar, devlet toplantıları yine bu hamamlarda yapılırmış. Sıcak, ılık ve soğuk bölümleri olan bu hamamlar o dönemim önemli yapılarından sayılıyormuş.



Yine liman caddesi üzerinde Traianus Çeşmesi gözümüze çarpıyor. Ortada duran imparator Traianus'un heykeli ve ayağı altında görülen küre, dünya. Ama o dönemde dünyanın yuvarlak olduğunun bilinmemesi son derece ilginç bir durum.


Yamaç evlerinde zemin halı görünümlü taş desenlerle bezeli. Burada 6 renk mermer kullanılmış. 9 renkli mermer deseni ise İtalya'da bir de İstanbul'da ismini hatırlayamadığım bir camide kullanılmış. Yamaç evlerinde hamamlardan gelen su ile ısınan bir ısıtma sistemi bulunuyormuş. Ayrıca evler arasındaki boru tesisatından birbirleri ile haberleşme kolay bir şekilde sağlanıyormuş. Yani ilkel bir telefon tesisatı denebilir.


Liman caddesi üzerinde Hadrian Tapınağı bulunuyor ve bu tapınağı yaptıran Tike'nin başı giriş kapısının üzerine kabartma olarak işlenmiştir. Giriş kapısının arkasında bu antik kentin çoğu yerinde gördüğümüz Medusa heykeli karşımıza çıkıyor. Medusa, çok güzel bir kızdır. Athena'nın sevgilisi olan deniz Tanrısı Poseidon, Medusa'yı görür ve ona sahip olmak ister. İffetini korumak isteyen Medusa Athena'nın tapınağına sığınır ama bu onu Poseidon'dan korumaya yetmez. Sonrasında tapınağında böyle bir olay yaşanmasına sinirlenen ve biraz da kıskanan Athena'nın gücü Poseidon'a yetmediği için bütün hıncını Medusa'dan alır. Onu bakanın taşa dönüşeceği kadar çirkin bir yaratığa dönüştürür. Dillere destan saçları da birer yılana dönüşür. Böyle acı bir hikayesi olan Medusa'nın başı kötü ruhları kovduğuna inanıldığı için binaların girişlerine konmaktaydı. 


Liman caddesinin sonunda bulunan Nike kabartması Yunan kültüründe çağlar boyunca zafer tanrıçası olarak kabul edilmiştir. Nike, güç, hız ve zafer tanrıçasıdır. Sağ elinde bir palmiye dalı, sol elinde ise defne yaprağından bir çelenk tutarak uçan Zafer Tanrıçası Nike bu şekilde betimlenmiştir.


Efes'e gitmeden önce Roma medeniyetiyle ilgili ve Efes Antik Kenti'yle ilgili tarihsel süreci araştırıp bilgi toplamakta fayda var. Bu sayede daha verimli bir gezi olacağı aşikardır. Efes turumuz bu kadar. Buradan Yedi Uyuyanlar Mağarası'na gideceğiz. Görüşmek üzere...

0 comments :

Yorum Gönder

Comments