31 Ağustos 2013 Cumartesi

Büyük Menderes Deltası Milli Parkı



30 Ağustos Zafer Bayramı'nın Cuma gününe gelmesiyle haftasonu ile birlikte 3 günlük bir turlama fırsatı doğuyor. Nereye gidelim? Nasıl bir turlama olsun? Bu sefer de bir farklılık olarak herşey dahil otelde yan gelip yatıp, keyif mi çatalım? Yoksa kendi tarzımızda bir turlama mı yapalım? diye düşünürken çadırımız alıyoruz hemen. Nede olsa yılın 365 gecesinin tamamına yakını visko yatakta geçiyor. %1'i de çadır da geçse çok mu? İnsanın kendi evi gibi yok derler; biz de kendi çadırımız gibi yok diyoruz. Niyetimiz 2 gece konaklayacak sakin bir yer bulup, orada kamp kurmak. Eğer böyle bir yer bulamaz isek otel fikrini düşüneceğiz. Yer olarak da; son kapsamlı turlamamızda doğuya yöneltmiştik rotamızı, bu kez de batı olsun diyoruz. Günün anlam ve önemine de istinaden, Atatürk'ün şanlı ordumuza gösterdiği hedefe doğru gitmeye karar veriyoruz. Şenferah ailesinin hedefi Aydın il sınırları içindeki Güzelçamlı beldesi çıkışındaki Dilek yarımadası - Büyük Menderes Deltası Milli Parkı.


3 günlük turumuz sırayla şöyle:
(Bağlantıların üzerini tıklayarak ayrıntılarına ulaşabilirsiniz.)
1. Büyük Menderes Deltası Milli Parkı Dağ Yürüyüşü
2. Doğanbey Köyü - Domatia
3. Odun Ateşinde Kefal
4. Zeus Mağarası
5. Selçuk Havaalanı
6. Efes Antik Kenti
7. Yedi Uyuyanlar Mağarası
8. Meryem Ana Evi
9. Şirince
10. Yöresel Lezzetler

Kütahya merkeze yaklaşık 400 kilometre, Dilek yarımadası. Cuma günü sabahtan hareket ediyoruz. Kütahya- Gediz istikametinden İzmir- Uşak karayoluna bağlanıyoruz. Salihli ve Turgutlu ilçelerini geride bıraktıktan sonra Kemalpaşa- Torbalı karayolundan Selçuk'a ulaşıyoruz. Selçuk kalesini sağımıza alıp sırasıyla Kuşadası, Davutlar ve varış noktamız olan Güzelçamlı'yı geçiyoruz. 5 saatlik yolculuğun ardından karşımıza Dilek yarımadasında bulunan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı çıkıyor.

Dilek yarımadasının içindeki bu milli park içinde 3 tane koy bulunuyor. Aslında daha fazla ama halka açık olan 3 tanesi. Diğerleri yarımadanın uç noktasına koğuşlanmış askeriyeye ait. Ancak tekne turlarında görülebiliyor bu koylar. Yunanistan'a ait Sisam adasına çok yakın olmasıyla jeopolitik öneme sahip bu yarımadanın en güzel noktası yani uç noktası, askeri teşkilat tarafından zapturapt ya da zapturant altın alınmış tutuluyor. Öğreniyoruz ki Milli Park içinde ateş yakmak yasak. Ayrıca konaklama imkanı da sunulmuyor. Sıkı bir denetim altında korunuyor bu güzelim orman. 6 çeşidinin dünyada yalnızca bu floryada bulunduğu toplam 805 çeşit bitki türünü barındıran bu doğa harikası yarımada, sadece Türkiye tarafından değil Avrupa konseyi tarafından da koruma altında. Biz de yeşilin maviyle buluştuğu bu koyları gezip bu doğa harikası yarımadada turluyoruz.

Milli parkı turladıktan sonra konaklama için Milli Park girişinin karşısında bulunan çadır kampına varıyoruz. Çadır kampının ismi Lazoğlu Çadır Kampı. Denize sıfır konumlanmış bu çadır kampı içinde bungalov evler de bulunmakta. Biraz özensiz bir mekan olsa da yan komşusu olacağımız Mehmet Bey'in misafirperver yaklaşımı burada kalmak için yetiyor da artıyor bile. Ertesi gün Mehmet Bey'e dağcılık klübünden misafir gelen arkadaşı Muammer ile tanışıyoruz. O da candan bir insan. Sabah erkenden gidecekleri doğa yürüyüşüne, Büyük Menderes Deltası Milli Parkın'daki zengin bitki örtüsünü görür, oksijeninden biraz nasipleniriz düşüncesiyle biz de katılıyoruz.





 
Doğa yürüşüyü boyunca çektiğim fotoğraflardan yaptığımız doku çalışmasından örnekleri aşağıda paylaşıyorum.











Bu da peygamber devesi küçük dostumuz...



Bir sonraki durağımız Doğanbey Köyü. Tabi eski Doğanbey Köyü. Bu köyün ilginç hikayesini de sonraki yazımızda anlatacağız. Burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments