6 Haziran 2013 Perşembe

Zilkale



Gezimizin 6. gününü geçiriyoruz. Hava yağışlı olduğu için Ayder Yaylası'nda doğa yürüyüşü yapamıyoruz. Arabamız ile Kaçkar Dağları'nın etrafında gezinti yapacağız. Ayder yaylasından Çalıhemşin'e döndükten sonra Zilkale istikametinde devam ediyoruz. Fırtına Vadisi boyunca güneye doğru ilerliyoruz. 12 kilometre ilerledikten sonra Zilkale'ya varıyoruz. 


Fırtına vadisindeki bir geçide kurulmuş bu kalenin ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Kalenin tarihiyle ilgili bilgiler de net değil. Bilinen o ki Osmanlı'nın fethiyle Kale-i Zir adıyla askeri amaçlı kullanılmış. Zir farsçada aşağı anlamına geliyor. Zamanla Zir Kale Zilkale'ye dönüşmüş.


Fırtına vadisi boyunca karşımıza bir çok taş köprü çıkıyor. Bazıları ayakta kalmayı başarmış. Bazıları da zamana yenik düşmüş bu köprülerin.



Tipik bir Karadeniz evi. Evler, ahşaptan yapılan gözlerin içine taş doldurularak duvar haline getiriliyor. Bu şekilde evin ön yüzü kare kare görülüyor.


Aşağıdaki ise tipik bir serender. Serenderler, Doğu ve Orta Karadeniz köylerinde evlerin yanlarında yaklaşık 4 metrekare ebatlarında direkler üstüne inşa edilmiş ahşap ambarlar olarak kullanılıyor.. Erzakları hayvanlardan koruma amaçlandığından dolayı yüksekçe inşa ediliyorlar.


Zilkale'yi gördükten sonra atmacasıyla ünlü Rize'nin ilçesi Ardeşen'e gidiyoruz. Fakat maalesef Atmaca Koruma Derneği'ne gitsek bile atmaca göremiyoruz şehirde. Yöre halkı Ağustos aylarında atmaca taşımaya başlıyormuş. Kahvehanelerde oturanlar, esnaf atmaca besliyormuş yanlarında. Bazıları omzunda, bazıları elinde taşıyormuş atmacayı. Bu manzarayı görmek isterdik ama zamanlamayı tutturamıyoruz. Gördüğümüz tek atmaca ise şehrin girişindeki atmaca heykeli.


Ardeşen'de biraz vakit geçirdikten sonra Ayder Yaylası'na geri dönüyoruz. Akşam üstü ateş yakıp mangal keyfi yapıyoruz. 


0 comments :

Yorum Gönder

Comments