3 Haziran 2013 Pazartesi

Sümela Manastırı



Gezimizin 3. günündeyiz. Yeşillikler içinde Hıdırnebi Yaylası'ndan inerek Maçka yollarına düşüyoruz. "Maçka yolları taşlı, geliyor sarı saçlı." türküsü eşliğinde asfalt yollardan ilerliyoruz Maçka'ya, Sümela Manastırı'na. Maçka, Trabzon'a 29 kilometre. Sümela Manastırı da Maçka'dan 19 kilometre uzaklıkta.


Sümela Manastırının ilk kuruluşu bir efsaneye göre şöyle anlatılıyor. İsa'dan sonra 4. yüzyılda 2 hristiyan keşiş aynı rüyayı görmüşler. Rüyalarında Meryem Ana'nın bebek İsa’yı kollarında tuttuğu ikonun bulunduğu yer olarak Sümela'nın yerini görmüşler. Birbirlerinden habersiz Trabzon'a gelen keşişler, rüyaları birbirlerine anlatmışlar. Ve sonrasında Sümela'ya kilise inşa etmişler. Efsane ne kadar doğrudur bilinmez ama Sümela Manastırı'nın hikayesi böyle başlıyor. Osmanlı'nın fethinden sonra manastırın statüsünde bir değişiklik olmuyor. Hatta Osmanlı döneminde Sümela Manastırı'na sağlanan imtiyazlar, Trabzon ve Gümüşhane bölgesinin İslamlaşması sırasında özellikle Maçka ve kuzey Gümüşhane'de Hristiyan köyler ile çevrili bir alan oluşturmuş. 1. Dünya Savaşı'nda Pontus Devletini kurma hayali olan Rum milislerin karargahı olmuş. Nüfus mübadelesinden sonra Yunanistan'a göç eden Rumlar Veria kentine Sümela adında bir kilise inşa edip orada ayin yapmaya başlamışlar. Bildiğiniz gibi 2010 yılında Hristiyanlarca Meryem Ana'nın göğe yükseliş günü olarak kabul edilen ve kutsal sayılan 15 Ağustos günü 88 yıl aradan sonra tekrar ayin düzenlenmişti.

Bu kadar tarihi bilgi verdikten sonra gezimizin seyrine devam edelim. Sümela Manastırı'na bir noktaya kadar araçla gidilebiliyor. Coşandere vadisini takip ediyoruz. Yer yer Coşandere'nin coşarak oluşturduğu küçük şelalelere rastlıyoruz, bazılarında durarak mola veriyoruz.


İşte, Sümela Manastırı! Dik yamaçtaki kayalar oyularak yapılmış Sümela Manastırı karşımızda.



Araçla biraz daha ilerledikten sonra kalan yolu, zorlu patikalardan ve sarp yamaçlardan yürüyerek çıkmak gerekiyor. Dinlene dinlene çıkıyoruz.





Gülsüm müze kartını arabada unuttuğu için bu patikayı bir kez daha çıkmak zorunda kalıyor.


Sümela Manastırı'nın içi de dışı gibi çok renkli fresklerle bezenmiş. Manastırın her yerinde Hristiyanlığın sembolleri resmedilmiş.








Karadeniz'de çokça kullanılan bu taşıma sistemi Sümela Manastırı'nda da karşımıza çıkıyor. Dağ yamaçlarına kurulan evler ile yol kenarları arasında çekilen demir halat ve bir taşıyıcı sepetten oluşuyor bu sistem. Evlere erzak taşımaya yarıyor. Yol kenarından sepete konulan erzak, halatın diğer ucundan çekilerek yukarıya taşınıyor.


Sümela Manastırı'nı gördük. Ulaşılması zor bir yere kurulmuş. Aynı istikametten geri dönüp Gümüşhane istikametinde, sütlacıyla ünlü Hamsi Köyü'ne gideceğiz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments