1 Haziran 2013 Cumartesi

Samsun





Sabah'ın ilk ışıklarında yukarıdaki Samsun' manzarasını görebilmek için saat 5 gibi yola koyuluyoruz. Eskişehir'i, Ankara'yı  bypass ederek yaklaşık 564 kilometre yol katedip, mola için Çorum'da duruyoruz.  Çorum deyince akla hemen leblebi geliyor. Mola yerindeki leblebiciyle yaptığımız kısa muhabbet sayesinde; ham nohutun Tavşanlı ve Denizli yöresinden geldiğini, burada işlenip, satıldığını öğreniyoruz. Ticaret ve marka olmak böyle bir şey işte. Tadına bakmak için yeni kavrulmuş leblebilerden atıştırmalık 100'er gram alıyoruz. Lezzeti aynı, buralardaki leblebilerden farkı yok.




Yarım saatlik moladan sonra ilk durağımız olan Samsun'a varmak için tekrar yola koyuluyoruz. Çorumdan 170 kilometre Samsun. Yol üzerinde adını bilmediğimiz bir çok gölet geçiyoruz. Muhtemelen sulama için kullanılan göletler bunlar. Bir tanesi turkuaz rengi ile dikkatimizi çekiyor. Bir kaç fotoğraf çekip yola devam ediyoruz.




Öğleden sonra saat 1 gibi Samsun'a ayak basıyoruz. Samsun, 840 bin merkez nüfusuyla sahil kenarına kurulmuş bir liman şehri. Şehir, Batı Park ve Doğu Park olarak ikiye ayrılmış. Bu sayede yer-yön bulma da çok kolay. İlk izlenimimiz Samsun'un çok bakımlı ve temiz bir şehir olması oluyor. Samsun'da 5 saat kadar kalacağız. Sonrasında konaklama için Ordu iline bağlı Ünye'ye geçeceğiz. Samsun'daki programımız şöyle: Öncelikle Batı Park'taki Amisos Tepesi, sonra Amazon Köyü, ardından Doğu Park tarafına geçip Bandırma Vapuru'nu ziyaret etmek.

Amisos Tepesi'ne araç ile çıkıldığı gibi teleferikle de çıkılabiliyor. Biz Boztepe'ye hazırlık olsun diye teleferiği kullanıyoruz. Buradaki teleferik kısa, 323 metre mesafeye götürüyor. Yine de Samsun'u bir kuş gibi tepeden görmeye yetiyor. Zevkli bir teleferik yolculuğundan sonra tepeye varıyoruz.





Amisos kelimesi zamanla dilimize Samsun olarak yerleşmiş olsa da Amisos kelimesinin de Anadolu menşeli Amasia kelimesinden geldiği ihtimali tarihçiler arasında ağır basmaktadır. Meraklısı için daha detaylı biligiyi bu adresten bulabilirsiniz. Bizim vaktimiz olmadığı için güzel Samsun'un asıl tarihi kalbi olan Saathane Meydanı ve çevresini ziyaret edemeyeceğiz. Vaktimiz olsaydı, Büyük Cami, Pazar Cami, Yalı Cami, Kale Cami, Hacı Hatun Cami,Medrese Önü Cami, Kurşunlu Cami gibi Türk İslam sentezi ile inşa edilmiş günümüz mirasları ile 1806 tarihli Süleyman Paşa Medresesi, tarihi Şifa Hamamı, Kanuni döneminden kalma Taşhan'ı görecektik. Siz Samsun'a geldiğinizde ise bu saydığım yerlerden başlarsanız tarihi yolculuğu tamamlayıp gerçek Samsun'u görmüş olursunuz. Biz bir sonraki sefere deyip, dar vaktimizde Amisos Tepesi'ni görüp yolumuza devam edeceğiz. Bu tepede 2 tane tümülüs bulunuyor. Tümülüslerin içlerinde İsa'dan önce 5. yüzyılda hüküm süren Pontus krallığında üst düzeyde yöneticilik yapan kral, komutan, prenslerin ve aile fertlerinin mezarları bulunmakta. Tümülüslerin içini, giriş kapalı olduğu için göremedik. Henüz bakımları yapılıp, ziyarete açılmamış.


Tümülüslerin etrafındaki yürüme parkurunda düşen genç adam.


Amisos Tepesi'ndeki yöresel yemekler de sunan bir kafe-restoran var. Samsun manzaralı bu restorana öğle yemeği için oturuyoruz. Yediğimiz lahana çorbası ve bafra pidesi gayet lezzetliydi. Ayrıntılara bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Yemek yerken gezi boyunca sık sık rastlayacağımız gelin damatlar hatıra fotoğrafı çektiriyorlar. Ben de onlardan özenip Gülsüm'ü çekiyorum...



Amisos Tepesi'nden denize doğru bakıldığında 2 adet aslan maketini ortasında devasa bir kadın heykeli bulunuyor. Bu heykel bir Amazon Heykeli. Tepeden teleferik yardımıyla inip Amazon heykelini, ardından Amazon köyünü ziyaret ediyoruz. İsa'dan önce 1200 yıllarında bu bölgede yaşamış Amazonlar. Savaşçı kadın olarak biliniyorlar. Ok atarken engel olduğundan dolayı sağ göğüslerini kesiyorlar. Amazon kelimesi de buradan geliyor. Yunan mitolojisinde ise Amazonlar, savaş tanrısı 'Ares' ile iyilik sever Afrodit'in çocukları olarak bahsediliyor. Göçebe yaşam tarzından yerleşik hayata geçilmesi ile bolluk ve bereket yaşanmış. Bereketin tanrıçası Kibele ortaya çıkmış. Amazonlar, anaerkil bir topluluk, savaşçı bir yaşam tarzı ile kadınlara saygın bir yer kazandırmaya çalışmışlar. Belki bu yüzden Kibele'ye tapmışlar. Zeyna'yı hepimiz tanırız. İşte bir Amazon örneği... 


Karşılıklı duran aslan maketlerin içinde son derece gerçekçi bal mumu heykeller ve duvar kabartmaları bulunuyor. Böylesini hiç bir yerde görmedik. Heykeller o kadar gerçekçi yapılmış ki canlanacak gibiler.






Amazon heykelinin az ötesinde Amazon Köyü bulunuyor.



Amazon köyünde o zamanki yaşantıyı anlatan mağara ve su yolları yapılmış. Heykeller günlük yaşamı anlatıyor. Amazonları yöneten ana kraliçeden, işçi Amazon'a kadar, savaşçı  Amazon'a kadar hepsinin heykeli var. Kıyafetler, bakışlar ve ortam ile bütünleşmiş bu heykellerin eşi benzerini biz görmedik. Çok gerçekçi yapılmış. Allah ustasının ellerine zeval vermesin.






Amazon köyünün arkasında su kayağı parkı var.


Amazon köyündeki gezintimizi tamamladıktan sonra şehrin doğu tarafına geçip Bandırma Vapuru'na gidiyoruz. Vapura giderken yol üzerinde ilk adım anıtını görüyoruz. Mustafa Kemal Samsun'a buradan ayak basmış. Liman doldurulduğu için bu alan biraz içeride kalmış. İlk adımı temsilen de bir anıt yaptırılmış.


Bandırma Vapuru, tarih derslerinde anlatılan Mustafa Kemal'i 19 Mayıs 1919'da Samsun'a getiren vapur. Maalesef vapurun ömrü uzun sürmemiş. Bu görevinden 5 yıl sonra hizmet dışı kalmış ve 1 yıl sonra da 47 yaşında hurdaya ayrılmış. Buradaki vapur, eldeki fotoğraflarına ve kayıtlara istinaden yapılmış. 

Cumhuriyetin kuruluşunun konu alındığı duvar kabartmalarının önünden geçerek Bandırma Vapuru'na varıyoruz.





Bir odada Mustafa Kemal ve arkadaşlarının toplantısının modellerle oluşturulmuş bir canlandırması yer alıyor.


Vapurun içinde Atatürk fotoğrafları sergileniyor.


Samsun denince akla öncelikle sigarası, tütünü yani. Bir de Atatürk'ün Anadolu'ya bu şehirden çıkması gelir. Biz Samsun'u turlayarak asıl tarihi yapıları göremesek de Amazonları tanımış olduk. Bandırma Vapurunu ziyaret ederek tarihten bir sayfa açtık, yöresel yemeklerinin tadına baktık. Kısacası Samsun'da keyifli 6 saat geçirdik. Güneş batmadan 90 kilometre doğuda kalan Ordu'nun şirin ilçesi Ünye'ye varmak istiyoruz. Bu sebeple bu liman şehrinden ayrılıyoruz. 

Biz Samsun için daha fazla vakit ayırmadığımız için pişman oluyoruz. Hem tarihi ile hem şehir planlaması ile geçmişte olduğu kadar günümüzde de önemli ve ziyaret edilmesi gereken şehirlerimizin başında yer alıyor. Daha detaylı gezmek için bir gün mutlaka tekrar geleceğiz. 

Samsun'un ilçesi Çarşamba'dan geçerken bir restoranda çay molası veriyoruz. Restoranın arka bahçesinde Midilliler ve sevimli hayvanlar besleniliyor, ayrıca organik sebzeler yetiştiriliyor. Bahçeyi gezip, çayımızı içip, yola devam ediyoruz. Sonraki durağımız Ünye...






0 comments :

Yorum Gönder

Comments