5 Haziran 2013 Çarşamba

Ayder Yaylası



Gezimizin 5. gününde Ayder Yaylası'na ayak basacağız inşallah. Çayeli'nde yemeğin ardından Ayder Yaylası'na doğru, Kaçkar dağlarına doğru arabamızı sürmeye devam ediyoruz. Çayeli kuru fasulyesiyle meşhur. Yolunuz buralara düşerse bir öğle yemeği ya da akşam yemeği yiyebilirsiniz. Ayrıntılara bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz. Evet yolculuğumuz devam ediyor. "Çayelin'den öteye cidelum yali yali, cidelum yali yali, cidelum yali. Sirtindaki sepetun ben olayım hamali, ben olayim hamali ben olayim ha..." türküsü eşliğinde Çayeli'ni geçiyoruz.


Ayder'e en yakın yerleşim merkezi Çamlıhemşin, Rize'ye 69 kilometre, Ayder'e ise 19 kilometre. Ayder turistik bir yayla olduğu için yolları yaylaya kadar asfalt. Sahil yolundan Ardeşen ilçesine kadar geliyoruz. buradan Çamlıhemşin'e doğru giden yola saparak Fırtına Vadisi boyunca ilerliyoruz. Fırtına vadisinde Fırtına deresi geçiyor. Bu derede rafting yapılıyor. Yolun solunda rafting tesislerini görüyoruz. Fakat sezon tam açılmamış ya da hava yağmurlu olduğu için rafting yapanlara rastlamıyoruz. Fırtına vadisi boyunca ilerledikten sonra Çamlıhemşin'e erişiyoruz. Çamlıhemşin'den düz giden yol Zilkale ve Palovit Yaylası'na çıkıyor, sola giden yol ise Kaçkar Milli Parkı'na ardından Ayder Yaylasına çıkıyor. Biz Ayder Yaylası istikametinde ilerliyoruz. 19 kilometre daha yol katettikten sonra Ayder Yaylası'ndayız.


Yaylanın sonlarına doğru çadır kampı var. Uygun bir yer bulup, hemen çadırımızı kurmaya başlıyoruz. Karadeniz yaylarının kara dumanı burada da var. Hava bir açıyor, bir kapanıyor. Biz çadırımızı kurar kurmaz yağmurla birlikte dolu yağmaya başlıyor. Yağmurlu havada hiç çadırda kalmamıştık. Çadırımızın yağmura dayanıp dayanmadığını bu sayede görmüş olacağız. Yarım saat sonra doluyla karışık sağanak yağmur diniyor. Sadece ön kapı tarafından biraz su almış. Ama diğer taraflarında ıslaklık görmüyoruz. Yatağımızı ve eşyalarımızı çadıra yerleştirip, Ayder yaylasını gezmeye başlıyoruz.



Ayder Yaylası, son yıllarda turistik bir mekan haline gelmiş. Kaplıcaları turizmi, rafting ve geniş katılımlı şenlikler burayı turistik bir yer haline dönüştürmüş. Bu yönden Uludağ'a benziyor diyebiliriz. Merkezde hediyelik eşya satan dükkanlar sıralı. Manavı, kasabı, kafeleri, restoranları mevcut. Şehre inmeden bütün günlük ihtiyaçlar buralardan karşılanabilir.

Ayder Yaylası'nın kaplıcaları da meşhur bu bölgede. 56 santigrat derece su çıkıyormuş. Büyüklü küçüklü bir kaç havuz ve hamamı var. Biz, kaplıcaya doyduğumuz için girmiyoruz.

Gelintülü Şelalesi, Ayder merkezi geçinde karşımıza çıkıyor. Dağın zirvesinden çıkan su dağın eteklerinde küçük bir şelaleye dönüşüyor. Görüntü itibariyle gelin tülüne benzediği için bu isimle anılıyor.


Ayder Yaylası'nın etrafında hiking ya da treking yapılabiliyor. Daha üst noktalarında başka yaylalar var. Burada doğa gezintisi yapılabiliyor. 2 gün kaldığımız Ayder'de yağmur aralıksız yağdığı için doğa gezintisi yapmak istemiyoruz. Zaten yaylanın hasını Petran ve Anzer'de gördük, hatta yaşadık.

Burada da bal üretimi yapılıyor. Arı kovanlarını zamanında yabani hayvanlara kaptırmışlar demek ki 15 dakika bir top atılıyor. Bu ses arı kovanlarını yabani hayvanlardan koruyormuş. Ramazan topuna benzeyen bu sesi ilk başlarda yadırgıyoruz fakat bir süre sonra kulağımız alışıyor. Alışmak zorunda çünkü gece de duyacağız bu sesi.


Ayder'in merkezinde biraz gezinti yaptıktan sonra yatma vakti geliyor çadırımıza geçiyoruz. Çadırımızın üstüne şıp diye yağmur damlıyor. Gecenin karanlığı çökerken hafif hafif yağmur çiselemeye başlıyor. Gezimizin 5. günü de bu şekilde çadırda yağmur ve top sesiyle sonlanıyor.

Gezimizin 6. günü gözlerimizi Ayder Yaylası'nda açıyoruz. Gece hava çok soğuk oluyor demek ki üşüyerek uyanıyoruz. Üzerimize daha kalın bir şeyler giyiyoruz hemen. Çadırımızın etrafında dağ çilekleri yetişiyor. Gülsüm hazırlanırken ben lezzetli dağ çileklerinden topluyorum. Bir de tavuk ve civcivleri dolanıyor etrafımızda.




Çadırımızı kapatıp kahvaltıya çıkıyoruz. Yöresel bir kahvaltı yapalım diyoruz. Muhlamalı, tere yağlı, ballı, kaymaklı, dağ çileği reçelli bir kahvaltı yapıyoruz. Buradan Zilkale ve atmacasıyla ünlü Ardeşen'e gideceğiz. Bakalım atmaca görebilecek miyiz?

0 comments :

Yorum Gönder

Comments