8 Haziran 2013 Cumartesi

Amasya - İlk Günümüz



Gezimizin 8 gününde Amasya'dayız. 1 gece konaklayıp 2 gün boyunca Amasya'yı turlayacağız. Amasya'yı elmasıyla ünlü biliyoruz. Fakat Amasya elmanın ötesinde tarih kokan bir şehirmiş. Şehrin içinden geçen Yeşilırmak Nehri tarihi dokuyla bütünleşmiş hoş bir manzara sunuyor. 


Amasya Kalesi'nin eteklerinde kurulmuş Amasya. Buradaki evler 150-200 yıllık ahşap yapılar. Yeşilırmak ile Amasya Kalesi arasında kalan tarihi sur duvarı üzerine inşa edilmiş hemen hemen bütün yapılar restore edilmiş. Hem içleri, hem dışları aslına uygun olarak yenilenmiş. Bu tarihi konaklar konaklama, kafe, restoran, müze, sergi evi, süs eşyası satan dükkan olarak hizmet veriyor. Yalıboyu evleri diye tanımlıyorlar buradaki evleri. Amasya'nın tarihsel kimliğini günümüze taşıyor bu evler. Yalıboyu evlerinin ikinci katları dışa taşkın, cumbalı olarak yapılmış. Yeşilırmak Nehri boyunca bitişik nizamda bu iki katlı tarihi evleri görebiliyoruz.

Önceden, saat kulesinin bulunduğu nokta ile konakların en sonunda olmak üzere şehrin 2 tane giriş-çıkış kapısı varmış. Şimdilerde bu 2 kapı arasındaki alan koruma altına alınmış. Dediğimiz gibi tüm yapılar restore edilerek aktif kullanılır vaziyete getirilmiş.

Amasya'nın elma ağaçları meşhur. Gelirken yol boyunca elma ağaçlarını görüyoruz. Buralardaki elma ağacı tarlalarına ulaşım ve taşımacılık mini traktöre benzer motorlar ile yapılıyor. Yol boyunca bu araçlardan 10'larcası karşımıza çıkıyor.



Konaklayacağımız yer belirttiğimiz tarihi alan içerisinde 200 yıllık bir konak. Konağın sahibi ile konuştuğumuzda buranın kapısından penceresine, merdiveninden dolabına kadar aslına uygun olarak yenilendiğini öğreniyoruz. Hatta kapıyı biraz genişletmek istemişler fakat olur izni alamamışlar. İçeriye girdimizde 200 yıl geri gidip, çağ değiştiriyoruz. Yatak örtüsü, ayna, koltuklar, avize, gece lambası tüm mobilyalar döneme uygun seçilerek dekore edilmiş. Bizi asıl etkileyen ise banyosu oluyor. Eski evlerde belki görmüşsünüzdür, gusülhane yani yıkanma yerleri gömme dolaplar içinde olur. Bizim kaldığımız konakta da gömme dolabı açtığımızda banyo ve lavabo karşımıza çıkıyor, tabi biraz modern haliyle.




Evlerin bahçelerinde bir ocakbaşı ve su kuyusu olurmuş. Bazı evlerde su kuyularını görüyoruz.


Tarih kokan odamıza yerleştikten sonra tarihi Amasya evleri arasında gezintimize başlıyoruz. Şehir 100 bin nüfusa sahip. Diğer illere göre küçük bir şehir. Küçük olmasına karşın tarihi yapıyı koruyarak çok miktarda yerli ve yabancı turist çeken bir şehir olmuş. Bu başarının bizce bir sebebi daha var. Amasya müzecilik işinde de geliştirmiş kendini. Şehir merkezinde 6 tane müzesi var. Biz hepsini geziyoruz. Ve hepsinde görüyoruz ki dolu dolu donatılmış. Bir kaç kalıntı ya da yöresel kıyafetle oluşturulmuş müzeler değil. Usta eli değmiş, emek harcanmış görülmeye değer müzeler.

Konakladığımız konağa yakın 2 tanesini bugün ziyaret ediyoruz. Diğerlerini ertesi güne bırakacağız. İlk uğrayacağımız müze, Hazeranlar Konağı. 19. yüzyıldan kalma bu konakta, dönemin yaşantısını yansıtan giysiler, halı ve kilimler, günlük mutfak malzemeleri, kadın ziynetleri gibi eşyalar sergileniyor.




Hazeranlar Konağı 2 katlı bir yapı, bodrum katı ise sanat galerisi olarak hizmet veriyor. Burayı da ziyaret edip, ebru sanatıyla yapılmış tabloları inceliyoruz.


Bir diğer müze ise Şehzedeler Müzesi. Amasya da Kütahya, Trabzon, Bolu, Manisa gibi bir şehzadeler şehri. Amasya bu yönünü de ön plana çıkarıp turizm sektörüne kazandırmış. Şehzadeler müzesinde, Amasya'da şehzadelik yapmış padişahların ve tahta çıkamamış olan şehzadelerin bal mumu heykelleri bulunuyor.  Ahmet Çelebi ve Bayezid Çelebi gibi padişah olamamış şehzadelerin heykelleri alt katta sergileniyor.


Konağın üst katında Osmanlı Sultanları karşımıza çıkıyor. Amasya Valili yapan Yıldırım Bayezid.


Amasya'da Sancak Beyliği yapan Fatih Sultan Mehmet Han.


Fatih'in oğlu II. Bayezid, Amasya'da valilik yapmış ve burada dönemin ünlü hocalarından dersler alarak kuvvetli tahsil görmüş.


II. Bayezid'in Amasya'da dünyaya getirdiği Yavuz Sultan Selim.



Osmanlı'nın büyüme ve yükselme dönemlerinde şehzadelik yapan padişahları bu vesile ile anıyoruz. Ruhları şad olsun. Şehzadeler müzesini de ziyaret ettikten sonra dışarıya çıkıp Yeşilırmak Nehri boyunca yürüyoruz. Amasya'da her yer tarih kokuyor demiştik. İşte bir külliye yanı başımızda. II. Bayezid Külliyesi. II. Bayezidin oğlu şehzade Ahmet tarafından 1481 yılında inşa ettirilmiş. Cami, medrese, şadırvan ve imarethaneden oluşuyor bu külliye. Caminin içi de zarif ve özenli bir şekilde yapılmış.




Bu da II. Bayezid Külliyesi'nin Amasya Kalesi'nden görünümü. Görüldüğü gibi camini sağında 18 odalı bir medrese bulunuyor. Bu yapı günümüzde halk kütüphanesi olarak kullanılıyor. Solunda ise imarethane denilen hayır kurumu yer alıyor. Ön tarafında bir şadırvan şadırvanın yanında ise muvakkithane bulunuyor. Muvakkithane 19. yüzyılda uzun yıllar vakit tayin birimi olarak hizmet vermiş.


II. Bayezid Külliyesi'ni de ziyaret ederek Yeşilırmak Nehri boyunca yürümeye devam ediyoruz. Teknede balık ekmek satıcıları gözümüze ilişiyor.



Amasya şehzadeler şehri olduğunu şehrin her noktasında gösteriyor. Yeşilırmak Nehri boyunca yol kenarlarına Amasya şehzadelerinin büstleri yerleştirilmiş.



Solumuza Yeşilırmak Nehri'ni ve şehrin tarihi kısmı Yalıboyu evlerini, sağımıza mağazaları, bankaları ve kafeleri alarak Amasya'nın meydanına doğru yürümeye devam ediyoruz. Sağımızda kalan iş yerleri de tarihi dokunun ahengini bozmamış, tabelalarını bile kahverengi tonlarında yaptırmışlar.


 

Saat kulesine kadar aheste adımlarla geliyoruz. Buradan da manzara görülmeye değer. 



Yemek molası için hoş bir restorana sokuluyoruz. Amasya yöresinden toyga çorbası ile keşkek ve bamya yiyoruz.




Güneş batımında yediğimiz akşam yemeğinin ardından. Fotoğraf çekerek konağımıza doğru gidiyoruz. Amasya'da akşam güneş battıktan sonra renk cümbüşü yaşanıyor. Tarihi doku rengarenk oluyor.





Ferhat ile Şirin hikayesinin Amasya ile ilintisinin olduğunu öğreniyoruz. Hikaye şöyle:

Azerbaycan'da Erzen kentinin kadın hükümdarı Mehmene Bânu kız kardeşi Şirin için bir köşk yaptırmıştır. Köşkü süsleme işini o yörenin en usta süslemecisi (nakkaş) Ferhad'a verirler. Ferhad, çalışırken Şirin'i görür ve ona âşık olur. Mehmene Bânu da Ferhad'ı sevmektedir. Bu nedenle Şirin'le evlenmesini istemez, karşı çıkar. Ferhad bir gezi sırasında Amasya kentinin hükümdarı Hürmüz Şah ile tanışır. Hürmüz Şah Ferhad'ın başına gelenleri dinleyince onu yanına alır. Birlikte Erzen'e giderler. Hürmüz Şah, Şirin'i Ferhad için Mehmene Bânu'dan ister. Mehmene Bânu karşı çıkınca iki hükümdar birbirlerine savaş açarlar. Savaş sırasında Hürmüz Şah'ın oğlu da Şirin'e âşık olur. Savaş sonunda yenilen Mehmene Bânu her şeyi bırakarak kaçar. Şirin Amasya'ya getirilir. Oğlunun da Şirin'e âşık olduğunu öğrenen Hürmüz Şah güç durumda kalır. En sonunda Ferhad'a başarılması güç bir iş verir ve bu işi başarması koşuluyla Şirin'e kavuşabileceğini söyler. Ferhad, Amasya yakınlarındaki bir dağı delecek ve kente oradan su getirecektir. Ancak bu işi başarırsa Şirin'le evlenebilecektir. Ferhad büyük bir coşku ile işe koyulur ve bir süre sonra işin sonuna yaklaşır. Ferhad'ın bu işi başaracağını anlayan Hürmüz Şah, çalıştığı bir dağda Ferhad'a yaşlı bir kadınla Şirin'in öldüğü haberini yollar. Bu yalan habere inanan Ferhad, Şirin'in ölüm acısına dayanamaz ve dağları deldiği gürzünün canına kıymak amacıyla havaya fırlatır ve yere düşen gürzün altında kalarak ölür. Ferhad'ın ölüm haberini alan Şirin de bir hançerle kendini öldürür. İki sevgiliyi yan yana gömerler. Söylenceye göre; her bahar Ferhat'ın mezarı üstünde kırmızı, Şirin'in mezarı üstünde beyaz bir gül ve aralarında da bir diken çıkmaktadır. Öykü; Ferhat'ın Şirin'e olan sevgisiyle, halkı suya kavuşturma çabalarını bir arada işlemekte olan destansı bir öyküdür.

Hatta şehrin dışında Ferhat'ın Şirin için açtığı su kanallarını da görebilirsiniz. Müzecilikte kendini ispatlayan Amasya, bu durumu da turizme kazandırmak için su kanalların yanında Ferhat ile Şirin Aşk Müzesi için çalışma yaptığını görüyoruz.




Gezimizin 8. günü de Amasya'da tarihe uzanıp müzeleri ziyaret ederek ve tarihi konakları gezerek geçiyor. Yarın gezimizin son günü. Amasya'da göreceğimiz müzeler, kaya mezarları ve kale var. Buraları da gezip gördükten sonra dönüş yolculuğumuz başlayacak. Amasya'daki 2. günümüzün ayrıntılarına buradan ulaşabilirsiniz.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments