31 Aralık 2012 Pazartesi

Manastır'ın Ortasında...



Manastır şehri, 1382 yılında I. Murat döneminde Timurtaş Bey tarafından Türk topraklarına katılmış. Balkan savaşları sonucunda 1912 yılında Osmanlı hakimiyetinden çıkmış. Bugün artık bu topraklarda Bitola var. Osmanlı'dan sonra Bitola demişler Manastır'a. Atatürk, buradaki Manastır Askeri İdadisi'nde (şimdiki lise) okumuş. Bugün Manastır Kültür Müzesi olarak kullanılan okul binasının birinci katında Atatürk'ün sınıfı anı odasına çevrilmiş. İçerisinde Atatürk'ün bal mumu heykeli ve bazı kişisel eşyaları bulunuyor. Hayatı, katıldığı savaşlar, devrimleri, veciz sözlerini içeren bilgiler, fotoğraflar ve Atatürk ile ilgili Türkçe ve diğer dillerde yayımlanmış kitap, broşür ve dergiler sergileniyor. Ayrıca Manastır, Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki'nin de en önemli muhalif merkezlerinden biriymiş.





Askeri lisenin çaprazında Osmanlı döneminden kalma bir valilik binası bulunuyor. Gayet heybetli olan bu bina maalesef başıboş bırakılmış. Pencereleri kapıları bile açık kalmış, yıkılmaya mahkum bir halde.


Ana caddeden Manastırın meydanına doğru yürümeye devam ediyoruz. Manastır'ın sokaklarında dolaşırken binalardan bir türkü yansıdığını duyar gibi olduk...

Manastır'ın ortasında var bir havuz, canım havuz.
Bu yurdun kızlarının hepsi de yavuz.
Biz çalar oynarız.

Manastır'ın ortasında var bir çeşme, canım çeşme.
Bu yurdun kızlarının hepsi de seçme.
Biz çalar oynarız.

Manastır'ın ortasında var bir pınar, canım pınar.
Bu yurdun kızlarının hepsi de çınar.
Biz çalar oynarız.



Şehrin merkezinde iki tane cami var. Biri sanat galerisi adı altında terkedilmiş vaziyette. Diğeri depo olarak kullanılıyor. Manastır'da Türk nüfusu çok az olduğu için bu camilere sahip çıkan olmamış maalesef.

  

Manastır'da da eski çarşı, Türk çarşısı var. Ekseri tek katlı dükkanlardan oluşan çarşıda berber, terzi, ayakkabıcı, züccaciyeci gibi esnaf bulunuyor.





Aşağıdaki sarı bina, Mustafa Kemal'in öğrencilik yıllarında tanıştığı ilk aşkı Eleni Karinte'nin ailesinin oturduğu ev. Askeri lisede, Eleni'nin Atatürk'e yazdığı mektup da sergilenmekte. Mektubun aslı burada yok. Makedonya'nın bir kaç yıl evvel Dolmabahçe sarayında sergilediğini öğreniyoruz. 


Askeri lisede sergilenen mektubun Türkçesi şöyle:

''Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haber bekliyorum. Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla. Kağıttaki gözyaşlarımı görebileceksin. Yıllar ve olaylar geçiyor, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken, başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt. 

Manastırlı Eleni Karinte, bir gün tanıdığı ve aşık olduğu adama bütün ömrünü harcamıştır. Benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar çok seviyorsan, kendisine hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum. Fakat, balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum. 

Döneceğini, beni unutmayacağını biliyorum. Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi. Ağladım, biliyorum ki tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı. 

Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi. Ben kendisine, 'Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum' dedim. Babam beni hiç bir zaman affetmedi ve ben de kendisini affetmedim. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim. 

Ebediyen seni seven ve seni bekleyen, Eleni Karinte'n.''


Manastır Makedonya'nın Üsküp'ten sonra ikinci büyük şehri. Anıların, hatıraların bizi geçmişe götürdüğü bu güzel şehri gezip, Makedonya turumuzu böylelikle tamamlıyoruz. Yarınki yolculuk Yunanistan.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments