29 Aralık 2012 Cumartesi

Sofya - Bulgaristan



Filibe'den ayrıldıktan sonra Bulgaristan'nın başkenti Sofya'ya gidiyoruz. Sofya'nın tarihi eski çağlara uzanıyor. İsadan önce 7. yüzyıllarda, bugünkü merkezin bulunduğu yerde Serdi adında Trakyalı bir kabile yaşamış. Balkan yarımadasında peşpeşe zaferler kazanan Roma, Serdilerin bağımsızlığına son vermiş. Romalılar bu şehre Serdika adı vermişler. Daha sonra slavların akınıyla şehir Bulgar devletinin hakimiyetine girmiş. Bulgar Devleti'nin Osmanlı hakimiyeti altına girmesiyle Serdi şehri, 13. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altında kalmış. Bu arada 14. yüzyılın sonlarında şehir, günümüzde de kullanılan Sofya ismini almış. 



Sofya'nın ismi şehirde bulunan Ayasofya Kilisesi'nden gelir. Ayasofya kutsal bilgelik anlamını taşır. Bir şehrin Ayasofya olması için o şehirde 365 tane kilise olması gerekir. Piskoposluk merkezi olan bu şehirlerde her gün başka bir kilisede ibadet yapılır. Sofya'daki ayasofyayı, İstanbul'daki 2 ayasofyayı yaptırdığı gibi 6. yüzyılda Romanın en parlak olduğu dönemde yaşayan imparator Jüstinyen (I. Justinianos) yaptırmış. Osmanlı Sofya'yı fethettikten sonra ayasofyayı camiye çevirmiş. Siyavuş Paşa Cami olarak adlandırılmış. 30 yıl sonra üst üste olan 2 depremle minaresi yıkılarak terk edilmiş ve sonrasında yeniden kiliseye dönüştürülmüş. Yöre halkı, kilisenin kendini doğal felaketlere karşı koruyan sihirli güçleri olduğunu düşünmekteymiş. Aziz Sofia Kilisesi olarak da biliniyor.

Sofya'daki ilk durağımız şehrin merkezinde bulunan, şehrin sembolü haline gelen Avrupa'nın 2. büyük ortodoks kilisesi olan Aleksander Nevsky Katadrali. Bu katedral, adını taşıyan Aleksander Nevsky tarafından 1877-78 Osmanlı - Rus savaşında ölen Rus askerlerinin anısına inşa edilmiş. Katedralin girişinde böyle sinir bozucu bir yazı bulunmakta. Aleksander Nevsky kimdir? Bir Rus çarı 2. Aleksander Osmanlı'nın çöküşünü hızlandıran adamdır. En uzun süre Osmanlı hükümdarlığı altında kalan bu topraklar elden çıktıktan sonra yani bütün Rumeli'nin 93. harbinde kaybedilmesiyle çöküş hızlanmış.



Öğleden sonra saat 5'te kapanan kiliseye son dakikada yetişip, içini görme fırsatı yakalıyoruz. İçerisinde müthiş derecede mum ve is kokusu var.




Aleksander Nevsky Katedralini ve yanındaki Aziz Sofia Kilisesini (Ayasofya) gördükten sonra otelimize dönüyoruz. Otel altında büyük bir gazinosu bulunan Dedeman yeni ismi ile Princess otel. Otel konum itibariyle tren istasyonu yanında. Bu sayede traleybüs hattını takip ederek bulmak çok kolay.


Biraz dinlendikten sonra Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasının merkezinde turumuza devam ediyoruz. Aslanlı köprüden geçtikten sonra Sofya'nın merkez caddelerinde dolaşıyoruz.


Merkez market hali, bir alışveriş merkezi. İçerisinde daha çok fırın, pastane ve kafeler var. Yeme-içme ve küçük hediyelik alışverişi için uygun sıcak bir mekan.



Market halinin tam karşısında, şehrin en büyük caddesi olan Mariya Luiza caddesinde Banyabaşı Cami bulunmakta. Bugünkü haliyle cami cuma günleri 700, bayramlarda ise 1200’ün üzerinde cemaat toplamaktaymış. Bütün önemli binalar ışıl ışıl ama burada bir ışık bile yok gördüğünüz gibi. 2006 mayısında Bulgaristan'da ırkçı görüşleriyle tanınan ATAKA partisinin üyeleri, bu cami yanında bir çadır kurarak, camilerde ezan okunmasının yasaklanması için imza kampanyası başlatmış. Ama halen günde 5 vakit ezan okunuyor. Sadece sabah ezanları erken vakitte olduğu için dışarıya verilmiyor.


Sofya'nın merkezinde bulunan bazı devlet binaları. Eski kraliyet sarayı, cumhurbaşkanlığı köşkü, başbakanlık, bankalar, kiliseler...










Şehrin merkezinde eski çağlara ait kazı çalışmaları da yapılmakta. Ve bunlardan bazıları sergilenmekte. Trum alışveriş merkezi yanındaki eski bir kilise, tadilat yapılmış haliyle duruyor.



Yılbaşı olması nedeniyle bir çok mekan ışıklandılmış. Çam ağaçları süslenmiş.



Atatürk; Sofya Ataşemiliteri iken, aşağıdaki askeri binada verilen kostümlü baloya yeniçeri kıyafeti ile gitmiş ve etrafında derin bir hayranlık uyandırmış. 


Hikaye şöyle: Mustafa Kemal Sofya'dayken yarbaylığa yükseldiği yıl (1914) Bulgarların ulusal gününde verilen bir baloya davet edilmiş. Bu gece Mustafa Kemal gösterişli bir yeniçeri kıyafeti giymiş. Hatta orada bulunan Bulgar Kralı Ferdinand, Mustafa Kemal'i yanına davet ederek bir gümüş tabakayı da hediye etmiş.


Balonun bitiminde, İspanya maslahatgüzarı (bir diplomatik elçilikteki büyükelçiden sonra en yüksek rütbeli ikinci kişi), Mustafa Kemal'i evine davet etmiş Atatürk'ü yeniçeri kıyafetiyle bir fotoğrafını çekmiş.

Sofya, yazının başında belirttiğim gibi bu aylarda çok soğuk. Elimizi cebimizden çıkartıp fotoğraf çekemez hale geliyoruz. Donmuş bir halde gezimizi bitirip ısınmak ve dinlenmek için otelimize dönüyoruz. Yarın ki turumuza Bulgaristan'dan ayrılıp Makedonya'ya giriş yaparak devam edeceğiz. 

0 comments :

Yorum Gönder

Comments