30 Aralık 2012 Pazar

Makedonya Yolculuğu



Sabah saatlerinde Makedonya'nın Üsküp şehrine gitmek için Sofya'dan ayrılıyoruz. Makedonya Cumhuriyeti demek daha doğru. Çünkü Selanik'ten Üsküp'e kadar bu alanı içeren bölgeye Makedonya deniliyor. Makedonya devleti ise Makedonya bölgesinin yalnızca bir parçasına sahip bir devlet. Bugünkü Makedonya toprakları, tarihte birçok devlet ve imparatorluğun sınırları içinde olmuş. Önce Roma İmparatorluğu, sonra Osmanlı İmparatorluğu bu bölgede hüküm sürmüşler. Yaklaşık 600 yıl Osmanlı hakimiyeti altında kalan bu ülke 20. yüzyılda Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin güney kısmını oluşturmuş. 1991 yılında kendi bağımsızlığını ilan eden Makedonya Türkiye tarafından tanınan 3. ülke olmuş. Türkiye, ABD., Arnavutluk, Bulgaristan, Estonya, Hırvatistan, İsveç, İzlanda, Kanada, Litvanya, Macaristan, Norveç, Polonya, Romanya ve Slovakya dışındaki ülkeler bu ülkeyi Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya ismiyle (FYROM) tanımaktadır. Yunanistan ise, Makedonya bir bölgedir, devlet olamaz diye bir politika izlemektedir. Çok ilginçtir. Selanik'te Makedonya belediyesi binası bulunmakta.


Yol üzerinde Bulgaristan topraklarındaki bu çingene mahallesinin ana yol tarafına bir set çekilmiş. Durumdan rahatsız olan çingeneler itiraz ederek bu duvarı yıktırmışlar.


2 milyonluk bir nüfusa sahip olan bu ülke 80 bin Türk yaşamakta. Makedonlar ortodoks kilisesine bağlı. Toplam nüfusun %65'lik bir oranı bu. Diğer kısmını ise Arnavut ve Türk Müslümanlar oluşturmakta.

Bulgaristan ile Makedonya arası çok dağlık bir araziye sahip. Virajlı yollardan geçip Bulgaristan - Makedonya sınır kapısına varıyoruz. Bu ülkeler AB' ye bağlı değil, serbest dolaşım da yok. Pasaport ve bagaj kontrolü yapıldıktan sonra artık Makedonya topraklarındayız. 


Virajlı yollarda tekerlek döndürmeye devam ediyoruz. Uçsuz bucaksız üzerinde çoğunlukla tütün ve üzüm tarlaları olan Vardar ovasındaki Üsküp şehrine varıyoruz. Makedonya ile ilgili yazılarımızı ecdadımızı yad etmek için Vardar Ovası Türküsü eşliğinde okumanızı rica ediyoruz. Üsküp ile ilgili gezi yazımıza bu bağlantıyı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Türkünün hikayesi ise şöyle: I. Murat devrinde, Osmanlı ordusu Üsküp'ü kuşatıyor. Alperen dervişler, Rumeli'de karargah kurmuşlar. Saray erbabı içinde bulunan Vezir Çandarlı Ali Bey’in otağı da burada. Kuşatma sürerken civar köylerden ve kasabalardan halk Osmanlı'ya sığınmak için ovaya akın ediyor.

İşte türkünün kahramanı genç kız da bu kalabalığın içinde aç sefil sığınacak yer aramaktadır. Genç kızın yolu Vezir Çandarlı Ali Beyin oğlu Çandarlı Halil Paşa (Daha sonra babasının ölümü ile vezir-i azam olmuştur.) ile kesişir. Halil Paşa kızı sahiplenir. Onu otağına alır. El üstünde tutar. Savaş kazanılmış, bütün Balkanlar 500 sene sürecek Türk hakimiyetine girmiş fakat savaş alanında 1. Murat ölmüştür. Sonuçta ordu geri döner. Yanlarında Rumelili bir yığın insan vardır. Fakat bir kısmı kendi rızası, bir kısmı zorla yurtlarından koparılan bu insanların sıla özlemi hiç bitmez. Çandarlı Halil Paşanın yanına sığınan kahramanımız da Halil Paşa’yı çok sever, ona bağlanır ama memleket özlemi hiç bitmez. Böylece çok sevilen bu türkü yakılır. Atatürk'ün de çok sevdiği bu Rumeli türküsünün yazarı bilinmiyor, anonim.


Vardar Ovası Türküsü

Mayadağ'dan kalkan sazlar. (Mayadağ, Makadonyada'ki Şar Dağları'nın bir kısmıdır.)
Al topuklu beyaz kızlar.
Yarimin yüreği sızlar.
Eğlenemem, aldanamam.
Ben bu yerlerde duramam.
Vardar ovası, Vardar ovası!
Kazanamadım sıla parası.

Mayadağ'ın yıldızıyım.
Ben annemin bir kızıyım.
Efendimin sağ gözüyüm.
Eğlenemem aldanamam.
Ben bu yerlerde duramam
Vardar ovası, Vardar ovası!
Kazanamadım sıla parası.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments