23 Haziran 2012 Cumartesi

Gölcük Yaylasında Balık Tutma Keyfi



1 haftalık Çanakkale turumuzun öncesinde Simav'a uğruyoruz. Bizimkiler güzel havayı fırsat bilip Gölcük yaylasına götürüyorlar bizi. Gölcük yaylası, Simav'a 17 kilometre mesafede Simav-Tavşanlı karayolu üzerinde yer alıyor. Adını küçük bir krater gölünden alan Gölcük, 1470 metre yükseklikte ender güzellikte bir mesire yeri. Gölün etrafını geniş ve yemyeşil çayırlıklar kuşatmakta. Bu çayırları az bir meyille tepelere doğru yükselen çam ağaçları çevreliyor. Burası, çam ağaçlarının gölgesinde göl manzaralı piknik alanları ile doğa severleri büyüleyici güzellikte, bol oksijen deposuna sahip görülmesi gereken bir yer.

Göl kıyısı çevresinde çok sık sazlıklar bulunmakta. Bu yüzden sadece muhtelif yerlerde balık tutulabiliyor. Olta balıkçılığına elverişli olan aynalı sazan bu göldeki tek balık türü. Çadır kampı kuran balık avcıları, sabaha karşı botla biraz açılarak mısır ile yemleme yapıyorlar. Bu sayede balıkları kıyıya çekip daha büyük balık tutulabiliyor. Bu balıkçıların 3-5 kilogramlık balık tuttuklarına şahit olsak da bizler küçük ızgaralık balıklar tutabiliyoruz. 



Balık avcılığı, sabır işidir. Bir hevesle yemler kancalara takılır; bir an önce oltayı göle, hem de en uzağa, atmak istenir; sonra bekleme aşamasına geçilir. Bu aşama, bazen çok kısadır; nadir de olsa kancalar suya değer değmez balık yakalandığı da olur. Bazen de o kadar uzun sürer ki, işte sabır ile imtihan burada başlar. Beklersin beklersin tık yok. Çekersin atarsın tık yok. Bir de yanındakiler birkaç tane tuttuktan sonra hala tutamadıysan, bu zevk, bir işkenceye, sinir harbine dönüşebilir. 


Bilindiği gibi, balık tutmak sportif bir aktivite değil. Sportif olması için tutulan balığın boyutlarının ve ağırlığının ölçülmesi gerekir. Bizlerin yaptığı amatör balıkçılık olarak değerlendirilmelidir. Balık tutmak, her ne kadar sportif bir aktivite olmasa da; genelde grup halinde yapıldığı için bu keyif, zaman zaman bir yarış halini alabilir. İlk balığın tutulması bu yarışta söz sahibi olmak için önemlidir. İlk balık tutulamadıysa, en fazla balık tutma yarışına girilir. Baktın fazla balık da tutamıyorsun, bu sefer en büyük balık tutma hayali kurulur. Yani doğa ortamında dinlendirici ve huzur verici bir aktivite olan balık avcılığında; ilk balığın tutulması, en fazla balık tutulması ve en büyük balığın tutulması prestij açısından önemlidir. 




Herkes küçük büyük, az çok balık tutuyordu. Kardeşim Orkun Yaser, çoğu zamanki gibi ilk balığı tutamadığı gibi küçük de olsa bir balık tutamıyordu. Sonunda sabırla olan imtihanı yenerek en büyük balığı tutmayı başardı. En çok balığı da o tuttu zannımca. :) Yaşadığı bu rahatlama hissi açıkça yüzüne vuruyor.




1 comments :

Adsız dedi ki...

Kardeş eleman Fransa'dan gelen misafirin değil miydi?
Vay be bunu da şapkayla oltayla Türklere benzetmişsin aferim sana:)
Ağzında da kürdan olsa al sana tam REDKIT:)

SÜPER


Aziz

Yorum Gönder

Comments