31 Aralık 2012 Pazartesi

Manastır'ın Ortasında...



Manastır şehri, 1382 yılında I. Murat döneminde Timurtaş Bey tarafından Türk topraklarına katılmış. Balkan savaşları sonucunda 1912 yılında Osmanlı hakimiyetinden çıkmış. Bugün artık bu topraklarda Bitola var. Osmanlı'dan sonra Bitola demişler Manastır'a. Atatürk, buradaki Manastır Askeri İdadisi'nde (şimdiki lise) okumuş. Bugün Manastır Kültür Müzesi olarak kullanılan okul binasının birinci katında Atatürk'ün sınıfı anı odasına çevrilmiş. İçerisinde Atatürk'ün bal mumu heykeli ve bazı kişisel eşyaları bulunuyor. Hayatı, katıldığı savaşlar, devrimleri, veciz sözlerini içeren bilgiler, fotoğraflar ve Atatürk ile ilgili Türkçe ve diğer dillerde yayımlanmış kitap, broşür ve dergiler sergileniyor. Ayrıca Manastır, Osmanlı döneminde İttihat ve Terakki'nin de en önemli muhalif merkezlerinden biriymiş.

Makedonya'nın İncisi - Ohri



Makedonya'daki diğer durağımız Ohri. Makedonya'nın İncisi. Bu şehre Ohrid de deniliyor Ohri de. Ohri, Ohri gölü kıyısına kurulmuş 60 bin nüfusluk bir turizm şehri.  Denizden 700 metre yükseklikte bulunan Ohri gölü Avrupa'nın en derin gölü. Derinliği 300 metreye yaklaşıyor. Suyu ise oldukça berrak. Oval bir şekli olan gölün yüzölçümsel büyüklüğünü kıyaslayacak olursak bizim Van Gölü'nün 10'da 1'i kadar. Şehir ve göl UNESCO dünya mirası listesine dahil edilmiş.

Before The Rain 1994



Makedonya yolculuğumuz sırasında Ohri şehrine ilerlerken otobüste Ohri'de çekilen 1994 yapımı bir drama filmi izledik. Bosna savaşını konu alan film, ilk başta birbiriyle alakasız gibi gözüken üç ayrı öyküden oluşmakta. Kelimeler, Yüzler ve Fotoğraflar başlıklarını taşıyan bu küçük öyküler filmin sonunda birbirleriyle kesişiyor.

30 Aralık 2012 Pazar

Üsküp - Makedonya



Öğlen saatlerinde Makedonya'nın en büyük şehri ve başkenti, bir ucundan diğer ucu 500 kilometre olan Vardar ovasının tam ortasında yer alan Üsküp'e varıyoruz. Üsküp'teki belediye isimlerinin çoğu Çayır, Ekşisu gibi Türkçe isimler. Şehre girerken "Gazi Baba Belediyesi'ne Hoş Geldiniz" tabelası karşılıyor bizi. 500 bin nüfusluk Üsküp'te 10 bin kadar Türk yaşıyor. Tarihi, İsadan önce 4000 yılına dayanıyor Üsküp'ün Romalılar, Bulgarlar, Sırplar daha sonra da Osmanlılar hakimiyet sürmüş bu topraklarda. Biz Üsküp diyoruz, fakat günümüzde Osmanlı'dan önce kullanılan Skopye ismi kullanılıyor bu şehir için. Bir çok Türk izinin bulunduğu bu ata yadigarı şehri turlamaya başlıyoruz.

Makedonya Yolculuğu



Sabah saatlerinde Makedonya'nın Üsküp şehrine gitmek için Sofya'dan ayrılıyoruz. Makedonya Cumhuriyeti demek daha doğru. Çünkü Selanik'ten Üsküp'e kadar bu alanı içeren bölgeye Makedonya deniliyor. Makedonya devleti ise Makedonya bölgesinin yalnızca bir parçasına sahip bir devlet. Bugünkü Makedonya toprakları, tarihte birçok devlet ve imparatorluğun sınırları içinde olmuş. Önce Roma İmparatorluğu, sonra Osmanlı İmparatorluğu bu bölgede hüküm sürmüşler. Yaklaşık 600 yıl Osmanlı hakimiyeti altında kalan bu ülke 20. yüzyılda Yugoslavya Sosyalist Federatif Cumhuriyeti'nin güney kısmını oluşturmuş. 1991 yılında kendi bağımsızlığını ilan eden Makedonya Türkiye tarafından tanınan 3. ülke olmuş. Türkiye, ABD., Arnavutluk, Bulgaristan, Estonya, Hırvatistan, İsveç, İzlanda, Kanada, Litvanya, Macaristan, Norveç, Polonya, Romanya ve Slovakya dışındaki ülkeler bu ülkeyi Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya ismiyle (FYROM) tanımaktadır. Yunanistan ise, Makedonya bir bölgedir, devlet olamaz diye bir politika izlemektedir. Çok ilginçtir. Selanik'te Makedonya belediyesi binası bulunmakta.

29 Aralık 2012 Cumartesi

Sofya - Bulgaristan



Filibe'den ayrıldıktan sonra Bulgaristan'nın başkenti Sofya'ya gidiyoruz. Sofya'nın tarihi eski çağlara uzanıyor. İsadan önce 7. yüzyıllarda, bugünkü merkezin bulunduğu yerde Serdi adında Trakyalı bir kabile yaşamış. Balkan yarımadasında peşpeşe zaferler kazanan Roma, Serdilerin bağımsızlığına son vermiş. Romalılar bu şehre Serdika adı vermişler. Daha sonra slavların akınıyla şehir Bulgar devletinin hakimiyetine girmiş. Bulgar Devleti'nin Osmanlı hakimiyeti altına girmesiyle Serdi şehri, 13. yüzyılın sonlarından 19. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı İmparatorluğunun egemenliği altında kalmış. Bu arada 14. yüzyılın sonlarında şehir, günümüzde de kullanılan Sofya ismini almış. 


Kuzu (Gerdan) Çorbası



Bulgaristan turumuzun ilk gününde kahvaltıda yediğimiz çorbanın tarifini aldık. İsmi kuzu çorbası fakat ana malzeme olarak kuzu boynu yani gerdan kullanıldığı için gerdan çorbası da deniliyor. Hoş aromalı bir çorba. Et parçaları ağza geliyor. Osmanlı sarayında da yapılan bu çorba gayet doyurucu. Acıkanlara tavsiye ederiz.

Filibe (Plovdiv) - Bulgaristan



Bulgaristan'ın Sofya'dan sonra 2. büyük kenti olan Filibe, Sofya’nın 120 kilometre güneydoğusunda bulunmakta. Filibe, ünlü Makedon kralı Büyük İstender'in babası II. Filip, kör Filip, tarafından kurulduğu için bu isimle anılmakta. 4. yüzyılda yaşayan II. Filip, Trakya üzerine sefere gideceği zaman kasabadaki halk kendisine büyük yardım yapmiş, bu yardım üzerine sefer dönüşü II. Filip bu şehri kurdurmuş. Şehir ilk kurulduğunda Philippoupolis (Filibin şehri) olarak anılmış, zamanla eski Bulgarlar tarafından Plavdiv olarak anılmaya başlanmış. Osmanlı zamanında ise Filibe olarak biliniyor. Günümüzde biz de Filibe adını kullanıyoruz. 

28 Aralık 2012 Cuma

Bulgaristan Yolculuğu



2013 yılının ilk gününün salıya gelmesini fırsat bilerek, 2012 yılının son cumasından 2013 yılının salısına 5 günlük bir gezi planladık. Planımızda Yunanistan'nın görülmeye değer şehirlerinden Kavala, Selanik ve Atina'yı içeren büyük Yunanistan turu vardı. Bir süredir ekonomik  sıkıntılar çeken komşumuza bir nebze yardımımız dokunsun maksadıyla bu ecdat topraklarına gitmeye karar vermiştik. Komşusu aç iken tok olmak bize yakışmaz biliyorsunuz. Aslında bir diğer amacımız 6 aylık schengen vizemiz henüz bitmemişken bu 5 günlük tatili Avrupa'yı turlayarak değerlendirmekti. Niyetimiz böyleydi. Ama beklenmedik bir gelişme yaşandı. Katıldığımız tur yeterli katılım sağlanamadığından dolayı iptal oldu. Tur şirketimiz, iptal olan Yunanistan turunun yerine Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan'ı içeren bir tur önerdiler. Biz de planımız bozulmasın diye karar değişikliği yaparak bu tura katıldık. İşte turun ayrıntıları...


25 Aralık 2012 Salı

Funny Games U.S. 2007



Yalan Dünya dizisinin 35. bölümünde bahsi geçmişti. -Komik Oyunlar, bir Haneke filmi diye. Michael Haneke (d. 23 Mart 1942, Münih, Bavyera) Avusturyalı film yönetmeni. Kendi anlatımıyla "kimsenin kolayca ve içi rahat bir şekilde seyredemeyeceği filmler" yapıyor.



"Funny Games", dizide komik oyunlar olarak geçse de Türkçeye "Ölümcül Oyunlar" olarak çevrilmiş. Michael Haneke'in yazıp yönettiği korku-drama türündeki 1997 yapımı bir filmdir. Haneke, 2007 yılında filmin hemen hemen aynısını Hollywood'da İngilizce olarak yeniden çevrim olarak çekmiştir. Fragmanları bile aynı. Biz 2007 çekimini izledik. 

2 Aralık 2012 Pazar

Gölcük'te Piknik Keyfi




Gölcük'te her mevsim farklı tatlarda piknik yapılıyor. Son yaptığımız piknikten bir kaç kesit.

1 Aralık 2012 Cumartesi

Gölcük'te Mantar Avı



Bu hafta sonu mantar avı için Gölcük yaylasına turluyoruz. Hem doğa yürüyüşü yapıyor, hem mantar topluyor, hem de eğleniyoruz.


25 Kasım 2012 Pazar

Barbie



Eşime aldığım Barbie bebeği evimizde dolaşıyor. Beraber Tarihin Arka Odası'nı izliyoruz. Program bu hafta biraz sıkıcı. 


2 Eylül 2012 Pazar

İtalya Yolculuğu



Evlenmeden önce her yıl başka bir ülkeye gitmeye dair planlarımız vardı. Bu planlarımıza geçen yıl balayında Orta Avrupa’ya giderek start vermiştik. Bu yıl da Avrupa’dan devam edelim istedik. Hem bir Akdeniz ülkesi olarak kendimize yakın hissettiğimiz hem de 2000 yıllık tarihini ve dünya harikaları arasına giren eserlerini oldukça merak ettiğimiz İtalya’yı kendimize rota olarak seçtik. Güneyden kuzeye İtalya'yı turlayacağız.

Vatikan


İtalya - Verona




Turumuzun son gününde Verona şehrini geziyoruz. 


1 Eylül 2012 Cumartesi

İtalya - Garda Gölü





31 Ağustos 2012 Cuma

İtalya - Venedik





İtalya - Siena






30 Ağustos 2012 Perşembe

İtalya - San Gimignano





İtalya - Pisa





İtalya - Floransa





29 Ağustos 2012 Çarşamba

İtalya - Orvieto





Vatikan






28 Ağustos 2012 Salı

İtalya - Roma





27 Ağustos 2012 Pazartesi

İtalya - Antik Roma





26 Ağustos 2012 Pazar

İtalya - Pompei




İsa'dan önce 7. yüzyılda bir Yunan şehri olarak kurulmuş Pompei harabeleri, Napoli şehir turundan sonra vardığımız nokta. Pompei, Romalıların Galya'yı ele geçirdiği dönemde Roma'ya bağlanmıştır. O zaman kadar Pompei halkı tarım ve ticaretlerle uğraşıyormuş. Pompei önemli bir ticari Yunan şehriymiş. Şehir Romalıların eline geçtikten sonra içi boşaltılarak işsizlerin, aylakların yaşadığı bir şehir haline gelmiş. Taki, İsadan önceki 2. yüzyıla kadar. Sonrasında yine ticari hayat gelişmiş ve Pompei ticari merkez haline gelmiş. Neden Romalı buraya gelmiştir? sorusu bizi Nero dönemine kadar götürür. Romayı kim yaktı denildiği zaman karşımıza çıkan isim Neron'dur. Nero Roma'yı yakmış mı? evet yakmış fakat bildiğimiz gibi kibrit çakarak yakmamış. Nero'nun Roma'yı yakmasının nedeni Roma yanıp kül olduktan sonra Romayı tekrar inşa etmesi, bu inşanın tamamlanması için halktan bolca vergi alması. İşte Nero, Romalıyı ağır vergilerle yakmıştır. O kadar çok vergi almış ki en son halk "yaktın bizi Nero!" demiştir. Bu dönemde Romanın 2 sınıfı, soylular ve halk ağır baskı altında yaşamakta. Ağır baskıdan bunalan ve çözüm arayan soylu sınıfı, imparatordan uzak bir yere yerleşmeyi düşünürler. Ama o dönemde bu sınıfın imparatordan uzaklaşmak gibi bir lüksü yok. Bu süreç, Roma imparatorluğunun toprak tanrısından, güneş tanrısına inanmaya başladığı süreçtir. Bu süreçte, soylu sınıfı Nero'na "Biz size Roma'nın tekrar inşa edilmesinde yardımcı olmak istiyoruz. İzin verirseniz biz bir güneş tapınağı yapmak istiyoruz." derler. Bu fikir Nero'nun hoşuna gider. Para cebinden çıkmadan bir tapınak yapılacağı için kabul eder. Sonra nereye yapılacağını sorar. Soylu sınıf der ki: "Güneşe doğru gideceğiz.". Güneşe doğru giderken Roma sınırları içindeki en son noktaya tapınağı inşa edeceklerini söylerler. Fikir kabul edilir. Ve soylu sınıfı güneşe doğru yola çıkarlar. Ana karanın denizle buluştuğu son noktada Pompei şehriyle karşılaşırlar.

İtalya - Napoli




İtalya turumuza güney Napoli'de panoramik şehir turu ile başlıyoruz. Güney Napoli’ de yaşam, kuzeye göre çok daha rahattır. Güneyliler, hiçbir kurala uymaz, hiçbir şeyi ciddiye almazlar, hiçbir şeyi önemsemezler. Çalışan İtalyan azdır bu bölgede. Bu bölgede hem göçmen nüfus çok fazla, hem de zengin İtalyan çok fazla. İtalyanın en zenginlerinin yazlık evleri ya da ailelerini kaldığı malikaneler bu bölgededir. Yukarıdaki fotoğrafta sağ taraftaki koy üzerinde sıralı malikaneler zengin İtalyan ailelerinin ev sahipliği yaptığı yerlerdir. Bu ailelerin iş kolları hep tartışmalıymış. Çünkü bu aileler, buradaki ismiyle sivil toplum örgütü, aslında birer mafyadır. Zaten kuzeyliler de bu aileler için mafya sözcüğünü kullanıyormuş. Aşırı zengin İtalyanlar işte bu bölgede otururlar. Kara yolunun fazla kullanılmadığı bu evlerde özel yat limanları ve özel helikopter pistleri bulunuyor. Yani, yatlarla ve helikopterlerle ulaşım sağlanıyor.

30 Haziran 2012 Cumartesi

Çanakkale - Gargara Çadır Kampı



Çanakkale turumuzun son gününde Behramkale'yi ziyeret ettikten sonra kıyı şeridinden yolumuza devam ediyoruz. Akşam vakitlerinde Küçükkuyu'ya yaklaşırken yolumuzun sağında bu geceyi geçireceğimiz "Gargara Çadır Kampı" na varıyoruz. Çadır kampı sıcakkanlı bir aile tarafından işletiliyor. Oldukça bakımlı, şirin bir yer. Bungalov tarzı kulübelerde konaklama imkanı da sunuyor. Biz tabi ki kendi çadırımızı kuruyoruz. Denize yakın 5 metre mesafede sahilin hemen bitişine. Bizden başka 1 aile daha çadırda kalıyor. Bungalovların ise 2-3 tanesi dolu. Sezonun başı olduğu için şimdilik kalabalık değil. 

29 Haziran 2012 Cuma

Çanakkale - Assos



Assos'un, şimdiki adıyla Behramkale'nin, girişinde Aristo karşılıyor bizi. Assos'un felsefe dünyasında ayrı bir yeri var. Aristotales 3 yıl burada yaşamış ve bir felsefe okulu kurmuş.

Çanakkale - Apollon Tapınağı




Bozcaada' dan (Tenedos) ayrıldıktan sonra, yolumuza antik Troas bölgesinde (Biga yarımadası)  enfes manzaralar sunan sahil şeridinden devam ediyoruz. Keyifli yolculuktan sonra Geyikli limanından 42 kilometre mesafedeki Gürpınar beldesi içinde, “Apollon Smintheion” kutsal alanına varıyoruz. Bu tapınak, Troia şehrindeki Athena tapınağından sonra Troas bölgesinin en önemli ikinci kutsal alanı kabul ediliyor. Şuan bir kısmında hala kazı çalışmaları devam ediyor.

Çanakkale - Bozcaada




Bozcaada (Tenedos), Ege Denizi’nin kuzeyinde, küçük bir ada. Türkiye’nin üçüncü büyük adası olarak Çanakkale Boğazı’nın hemen girişinde yer alıyor. Yerleşim, adanın kuzeydoğusunda yer alan Bozcaada Kalesi'nin etrafında, ilçe merkezinde toplanmış. Adanın diğer noktalarında oteller ve pansiyonlar bulunmakta.

28 Haziran 2012 Perşembe

Çanakkale - Troya (Truva) Antik Kenti




 Troy filminde kullanılan at maketi sergilenmekte. Fotoğraf çekecek kadar uğruyoruz. Sonra merkezden ayrılıp, Bozcaada'ya doğru yola çıkıyoruz. Yol üzerinde Troya Antik Kenti'ni ziyaret ediyoruz. 

24 Haziran 2012 Pazar

Çanakkale - Şehitlikler Ziyareti



    

Gelibolu yarımadasında cereyan eden savaşın izlerini ve acısını yansıtan şehitlikleri ve anıtlarını birer birer geziyoruz. Çanakkale gezisine çıkmadan Kaynak Yayınları'ndan Talha Uğurluel' in "Çanakkale Savaşları ve Gezi Rehberi" kitabını (400 Sayfa) okum ayı tavsiye edebilirim. Ayrıca Hazine Yayınları'ndan "Çanakkale Savaşları Gezi Haritası" da bölgedeki tüm şehitlik ve anıtları ayrıntılarıyla gösteriyor. Gezi sırasında bu iki kaynaktan faydalanmakta yarar var.

Çanakkale Destanı Tanıtım Merkezi

Çanakkale - Kabatepe Orman Kampı



Simav - Çanakkale Gidiş Güzergahı
Pazar günü yolumuz uzun olduğu için erken vakitte sabah 7 buçuk gibi yola çıkıyoruz. 360 kilometrelik yolculuğun ardından saat 12 gibi çanakkale merkeze varıyoruz. Yol üzerindeki alışveriş merkezinden içecek, kahvaltılık vs. aldıktan sonra Gelibolu yarımadasına geçmek için arabalı feribota biniyoruz. Feribotlar yarım saat aralıkla kalkıyor. 10 dakika süren feribot yolculuğundan  sonra Çanakkale' nin yaklaşık 10000 nüfuslu kıyı ilçesi Eceabat'a varıyoruz. 

23 Haziran 2012 Cumartesi

Gölcük Yaylasında Balık Tutma Keyfi



1 haftalık Çanakkale turumuzun öncesinde Simav'a uğruyoruz. Bizimkiler güzel havayı fırsat bilip Gölcük yaylasına götürüyorlar bizi. Gölcük yaylası, Simav'a 17 kilometre mesafede Simav-Tavşanlı karayolu üzerinde yer alıyor. Adını küçük bir krater gölünden alan Gölcük, 1470 metre yükseklikte ender güzellikte bir mesire yeri. Gölün etrafını geniş ve yemyeşil çayırlıklar kuşatmakta. Bu çayırları az bir meyille tepelere doğru yükselen çam ağaçları çevreliyor. Burası, çam ağaçlarının gölgesinde göl manzaralı piknik alanları ile doğa severleri büyüleyici güzellikte, bol oksijen deposuna sahip görülmesi gereken bir yer.

Göl kıyısı çevresinde çok sık sazlıklar bulunmakta. Bu yüzden sadece muhtelif yerlerde balık tutulabiliyor. Olta balıkçılığına elverişli olan aynalı sazan bu göldeki tek balık türü. Çadır kampı kuran balık avcıları, sabaha karşı botla biraz açılarak mısır ile yemleme yapıyorlar. Bu sayede balıkları kıyıya çekip daha büyük balık tutulabiliyor. Bu balıkçıların 3-5 kilogramlık balık tuttuklarına şahit olsak da bizler küçük ızgaralık balıklar tutabiliyoruz. 


Comments