14 Ekim 2011 Cuma

Dresden



13. yüzyılda Elbe nehri kıyısında kurulan Dresden, Almanya’nın doğusunda önemli kentlerden biri. Dresden’e sahip olduğu sanat hazinelerinden dolayı Elbe Floransa’sı adı verilmiş. August Köprüsü kentin yeni ve eski diye adlandırılan iki bölgesini birbirine bağlamakta.



Şehrin her tarafında hakikaten Floransa'daki gibi sanatsal eserler, biblo heykeller var.  İtalya’nın ünlü şehri gibi Dresden de çok sayıda dünya çapında sanat eseri koleksiyonları barındırıyor. Bugüne dek ayakta kalmış olan sayısız muhteşem barok yapı, aşağıda heykeli bulunan August döneminin (1750-1827) şanını ve ihtişamını taşımakta. 
2. dünya savaşının sonlarında ingiliz ve amerikan savaş uçaklarıyla yapılan büyük bir bombardımanla Dresden'in %90 ını tahrip edilmiş. 135 binin üzerinde insan ölmüş. Doğu Almanya Komünist yönetiminde iken şehrin eski kısmı aslına uygun olarak, yeni kısım ise kasvetli, gösterişsiz komünist mimari tarzı ile yapılmış. Duvarın yıkılıp, Almanya’nın birleşmesinden sonra şehrin merkezi eski kısma kaydırılmış ve bütün binalar aslına uygun olarak aynı malzemeler kullanılarak restore edilmiş. Binalar kireç taşıyla yapıldığından ve kireç taşları da zaman içinde karardığından, restore edilmiş binalarda eski ile yeni taşlar ayırt edilebiliyor. 





Elbe nehrinin hemen yanındaki tarihi meydanda bulunan dönemin en önemli kilisesi aşağıdaki Katholische Hofkirche. Kilise Polonya hükümdarı olmaya çalışan Augustus'un 18. yüzyılda Roman Katolik tarzında yaptırmış olduğu bir kilisedir. O zamanlar Dresden halkı gizli Protestan mezhebini sürdürüyormuş ancak Polonya kralları Katolik olduğu için Augustus Katolikliği tercih etmiş. 


Eski kent kısmında tarihi kiliseler, saraylar, opera ve belediye binası var. Bu yapıların en ünlüsü barok üslubunda kum taşından yapılmış kubbeli, yerden yüksekliği 102 metre olan Protestan Kilisesi, Frauenkirche (Kadınlar Kilisesi). Protestan Mezhebinin kurucusu Luther'in görüşlerini benimsemiş olan Dresden halkı bu kiliseyi yaptırıyor ve adına da orta çağda kadınlara yapılan haksızlıklara yüzünden kadınlar kilisesi adı verilmiş. 1945 yılında bombalanıp harabe haline gelmiş. Yıllar süren çalışmalardan ve halkın bağışları ile yeniden eski haline getirilerek 2009’da kullanıma açılmış. Kilisenin bir kısmı yıkılmamış kalıntılardan oluşuyor ve bombardımanın izlerini hala taşıyor. 


Restorasyon çalışmaları sırasında yukarıdaki fotoğrafta görüleceği gibi pencerenin üst kısmından kopan bir parça yerine yerleştirilmemiş, kilisenin yanında ayrıca sergileniyor.




Doğu Almanya'da trafik psikoloğu, Karl Peglau tarafından tasarlanan trafik ışığı adamı (orijinal adıyla Ampelmann), duvarın örülmesinden sonra 80'lerde ülkede yayınlanan kitaplarda ve televizyon kanalında sık sık bahsedilmesi sayesinde popüler bir figür haline gelmiş. Duvar yıkıldıktan sonra bile bu figür doğu şehirlerinde hala kullanılmış, kullanılmakta.



101 metre uzunluğunda 10 metre genişliğinde 25 bin Meissner porseleni ile yapılan 1200 ve 1800'lü yıllardaki Saksonya krallarının atları üzerinde resmedildiği duvarda adeta bütün Dresden tarihi resmi geçit yapıyor.



Şehirde 40’dan fazla müze var. Barok tarzda yapılan Zwinger Sarayı içinde birkaç sanat müzesi yer alıyor.




Uzaktan;  kubbeli, minareli bu yapıyı görenler Dresden’de bir cami olduğunu zannediyor. Halbuki bu 10 katlı, kubbeli bina günümüzde otel, lokanta ve büro olarak kullanılmaktadır. Dresdenlilerin ‘’Yenidce Tütün Cami’’ diye adlandırdıkları bu binanın ilginç bir öyküsü var.

20.yüzyılın başlarında iş adamı Hugo Zietz sahibi olduğu ‘’Salem Aleyküm’’ markalı sigaraların tütününü o zamanlar Osmanlı toprağı olan bugün Yunanistan Makedonya sınırında bulunan Yenice/İskeçe bölgesinden almaktadır. Zietz Dresden’de tren istasyonuna yakın yerdeki arsasına Salem Aleyküm sigaralarını imal edecek ve aynı zamanda markanın reklamı da olacak bir fabrika binasını tasarlamak üzere mimar Martin Hammitsch’i görevlendirir. Binanın yapımı 1907-1909 yılları arasında gerçekleştirilir.

Mimar Hammitsch, binanın tasarımında Hayri Bey isimli bir Memluk Sultanının türbesini model olarak alır. İçerden aydınlatılabilen camdan kubbe ve minare şeklinde fabrika bacaları, kısaca cami şeklindeki fabrika binası Zietz’in hoşuna gider. Barok yapı kültürünün yaygın olduğu Dresden’de, bu yapı tasarımı resmi kurumlar ve halk tarafından yadırgansa da, bütün engellemelere rağmen tamamlanır.

Yenidze tütünleri ve Salem Aleiküm sigaraları bina sayesinde şöhret kazanır. Mimar Hamitsch bu tasarımı yüzünden Nazi döneminde Mimarlar odasından atılır. Savaşta büyük kısmı hasar gören bina 1966 yılında tamir edilir. 1997 yılından itibaren otel, lokanta ve büro amaçlı olarak kullanılmaya başlanır.



Şimdi 2 ilginç anekdot aktarmak istiyorum:

Hikayesini anlattığım, Yenidze sigara fabrikası 1899 yılında açılırken Osmanlı Devletinden sigara uzmanları istenir. Osmanlı Hükümeti Tütün İdaresinden 7 uzmanını buraya gönderir. 1907 yılında bu fabrikada Filibe’den (şu anki Bulgaristan) gelen 470 Türk eğitim alır. Böylece Yenidze Almanya’ya gelen ilk Türk işçilerinin çalıştığı yer olarak kayıtlara geçer

2. anektot ise; bu fabrikada üretilen sigara, (şu an üretilmediği için biz bilmiyoruz, biraz yaşlılar biliyordur.) Türkiye’de Yenice adıyla tanınmakta idi. Merhum Adnan Menderes’in tiryakisi olduğu biliniyor. Yenidze fabrikasının en şöhretli markası olan “Salem Aleiküm”u da Türk tiryakiler “Salem” olarak bilirler.

0 comments :

Yorum Gönder

Comments