15 Ekim 2011 Cumartesi

Bratislava'da birkaç saat



Orta Avrupa turumuzda Slovakya'nın başkenti, Bratislava'da bir kaç saat geçiriyoruz. Burası Avusturya'nın başkenti Viyana'ya 60 kilometre uzaklıkta. Şöyle bir coğrafi özelliği var: Dünyada bu iki başkent kadar birbirine yakın başka başkent yok. Ayrıca Bratislava'nın başka bir özelliği de Avusturya ile sınır olduğu gibi Macaristan ile de sınır komşuluğu yapmaktadır. Ve bu iki şehri birbirine bağlayan tren hattı da mevcut.



Tuna nehri Viyana'dan geçtikten sonra Bratislava'ya uğruyor. Tuna nehrinin her iki tarafına hakim bir şehir Bratislava. Gönlünce sere serpe serilmiş Tuna'nın kenarına. Eski şehre gitmek için Tuna nehrinin üzerine kurulmuş güzel bir köprüden geçiyoruz. Eski Çekoslavakya'nın bir parçası olan Slovakya Kasım 1989 gerçekleşen Kadife devriminde komünist yönetim düşürüldükten sonra bağımsızlığını ilan etmiştir. Kadife devrimi, Prag'da öğrenci ayaklanmasıyla başlıyor. Kısa süre sonra kansız bir şekilde yönetim düşürülüyor. Bunun için, kansız bir şekilde bağımsızlığına kavuşan tek ülke diyebiliriz Slovakya'ya. Tüm dünyaya örnek oluşturan bu ülke büyük bir erdemlik göstererek Çek cumhuriyetinden ayrılmış yoluna Slovakya olarak devam etmeye karar vermiştir. Slovakya'nın bağımsızlığını ilan etmesiyle Tuna'nın güzeli diye tabir edilen Bratislava yeniden başkent olmuştur. Başkent olmak hep yakışmıştır Tuna'nın güzeli Bratislavaya.






Köprüden geçtikten sonra ilk olarak bir heykel karşılıyor bizi. Anton Bernolak. Bernolak, 18. yüzyılda ilk Slovak dilin dil bilgisi kitabını yazmış bir dil bilimcidir. Kendisi ayrıca bir katolik papazıdır.


Eski şehrin dar sokaklarında tarihi geziniyoruz. Karşımıza ilginç heykeller çıkıyor. Bunlardan bir tanesi şehrin gözcüsü. 


 İşte diğer bir heykel. Çumil heykeli. Çumil, kanalizasyon kanalından başını ve kollarını çıkarmış sokaktan geçen insanlara bakan bir işçiyi canlandırıyor. Heykelin hemen yanı başında da trafik levhası var: ‘Man at work’ (Çalışan adam). İlginç bir hikayesi olmayan bu heykel, turistlerin ilgisini çekiyor.


Yolun sonunda bir heykel daha gözümüze çarpıyor. Adı Paparazzi. Tam paparazzi ama, duvarın arkasında saklanarak fotoğraf çekiyor...



Bratislava sokaklarında gezerken bir binanın önünde Mozart tabelası görüyoruz. Mozart'ın Bratislava hikayesi ise şöyle. 1762 yılında Wolfgang Amadeus Mozart henüz 6 yaşındayken burada konser vermiş. Şu an Avusturya konsolosluğu olarak hizmet veren bu bina 18. yüzyılda barok tarzda bir saray olarak inşa edilmiş.


Bratislava'nın eski yerleşim yeri çok geniş değil, bir kaç saat gezdikten sonra şehirden ayrılıyoruz.












0 comments :

Yorum Gönder

Comments